savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,0237
EURO
50,4513
ALTIN
5.985,73
BIST
11.498,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
9°C
Ankara
9°C
Az Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
9°C
Salı Parçalı Bulutlu
10°C
Çarşamba Az Bulutlu
11°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
11°C

Milli SEBİN Teşkilatı

Milli SEBİN Teşkilatı

“Milli” SEBİN Teşkilatı

 

Osman BAŞIBÜYÜK, 04 Ocak 2026 / Dubai

 

ABD, 3 Ocak günü sabaha karşı yaptığı operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yatağından alıp yargılamak üzere New York’a götürdü.

Başkan Trump, Kara, Hava ve Deniz unsurlarının kullanıldığı bu saldırıyı 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş müthiş bir operasyon olarak nitelendirdi.

Gerçekten de müthiş bir operasyon.

Bir Hollywood senaryosu

Ben size bu operasyonun nasıl yapıldığını kısaca anlatayım.

ABD helikopterleri Nicolas Maduro’nun kaldığı askeri kompleks içerisindeki konutun bahçesine inmek üzere alçalışa başladığında, Maduro’nun korumaları hışımla yatak odasına girmiş, “kalk kalk başkanım ABD’liler geliyor sizi güvenli bir yere götürüyoruz” deyip adamı kolundan tuttukları gibi Amerikan helikopterine bindirmişlerdir :))

Şaka yapmıyorum, operasyon bu şekilde olmuştur. Başka türlü bir devlet başkanını yatağından hiç kayıp vermeden, sağ-salim alıp, ülke dışına çıkartmak mümkün olmaz. Amerikan uçakları, helikopterler, gemiler, Delta Force komandoları, bombalar, füzeler falan bunların hepsi havai fişek gösterisinde cambaza bak oyundur.

Maduro’nun ülke içerisinden bir operasyonla ABD’ye teslim edildiği çok açık. Çok başarılı bir istihbarat operasyonuyla karşı karşıyayız. Mesele bu istihbarat operasyonunun nasıl yapıldığını anlamak.

TV’lere çıkan yorumcuların bir kısmını izledim. Büyük çoğunluk Maduro’nun içeriden teslim edildiği konusunda hemfikir ancak hepsi bu hainlik konusunda Venezuela silahlı kuvvetlerini suçluyor. Sorumluları ABD helikopterlerine tek kurşun atmayan generaller olarak görüyorlar.

Yanıldıkları konu şurası: Bu tür örtülü operasyonları bir ülkede silahlı kuvvetler değil o ülkenin istihbarat örgütü yapar. Maduro’yu ABD’ye teslim eden Venezuela’nın istihbarat örgütü SEBİN’dir.

Kambersiz düğün, başsız iş olmaz

İstihbarat örgütlerinin görevi, özetle ülkenin milli güvenliğini sağlamak için istihbarat toplamak, analiz etmek ve ilgili makamlara sunmaktır. Aynı zamanda istihbarat örgütleri yabancı devlet istihbarat kurumları ve ajanlarının ülkeye yönelik casusluk faaliyetlerini tespit etmek ve önlemekten de sorumludur.

Reuters, AssociatedPress, Al Jazeera ve TheGuardian gibi uluslararası medya kuruluşları geçen sene Ekim ayında Trump’ın CIA’nın Venezuela’da yapacağı örtülü operasyonlara onay verdiğini ve seçenekler arasında kara operasyonlarının da olabileceğini yazmıştı. Adamlar bağıra bağıra operasyon yapacaklarını ilan etmişler. Peki Venezuela istihbarat örgütü SEBİN, CIA’nın bu casusluk faaliyetlerini önlemek için ne yapmış?

Ben ne yaptıklarını size söyleyeyim: CIA ile işbirliği yapmışlar.

Bir istihbarat örgütü, örtülü veya açık olarak şüphelendikleri kimselerin telefonunu dinler, bilgisayarlarına girer, maillerine bakar, gerekirse peşine adam takıp fiziki takip yapar. İstihbarat örgütünün silahlı kuvvetler içinden tüm bakanlıklara, medya kuruluşlarından özel sektöre kadar her yerde haber elemanları vardır.

CIA, Venezuela içinde devlet başkanını kaçırmak için bir organizasyon kuruyor, operasyonun başarılı olması için başta silahlı kuvvetler olmak üzere tüm güvenlik biriminden adam devşiriyor ve üç aydan fazla süre devam eden bu örgütlenme çalışmasında hiçbir emare Venezuela istihbarat örgütünün ağına takılmıyor, öyle mi? Buna kimse inanmaz.

Devletler bir bürokratı kilit bir yere getirirken istihbarat örgütüne bu adam kimdir, güvenilir midiye sorarlar. Mesela generallik sırasındaki bir albay hakkında istihbarat örgütü menfi bir rapor yazmışsa o albay general olamaz. Benzer şekilde bir bürokrat da mesela müsteşar olamaz. Devlette istihbarat örgütünün olur dedikleri yükselebilir. Bir başka deyişle devlet içindeki kilit atamaları büyük ölçüde istihbarat örgütleri yapmaktadır. Yani devletin içinde siyasetten bağımsız çok güçlü bir el daha vardır.

Devlet başkanını tereyağından kıl çeker gibi kaçırmak kurumlar arası çok ciddi bir koordinasyon gerektirir. Merkezi koordinasyonu ise ancak her birimde adamı olan istihbarat örgütü sağlayabilir. Mesela Maduro’yu paketleyip ABD helikopterine bindiren özel korumaların da seçimini inanın Venezuela istihbarat örgütü SEBİN yapmıştır.

ABD Başkanı Trump, ekranlara çıkıp pişmiş kelle gibi sırıtarak “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diyor. Nasıl oluyor da bu kadar özgüvenli ve kesin bir dille konuşabiliyor? Palavra mı atıyor? Bence atmıyor. Demek ki bildiği bir şeyler var.

Anlatalım, Venezuela Yüksek Mahkemesi, Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’i geçici Devlet Başkanı olarak görevlendirdi. Rodriguez, yaptığı ilk açıklamada “Eğer Venezuela halkı ve bu ülke hakkında çok net bir şey varsa, o da asla tekrar köle olmayacağımızdır” diyerek ABD’ye meydan okudu. Eğer gerçekten ABD’ye bir meydan okuma varsa, Rodrigez’in istihbarat örgütü SEBİN’in mensuplarının tümünü çaycısından başkanına kadar kapının önüne koyması gerekir. Tabi böylesine bir çaba büyük ihtimalle ciddi bir iç savaş demektir. Ama istihbarat örgütüne hiçbir operasyon yapılmadan devam edilirse o zaman Trump’ın dediği doğrudur. Bundan sonra Venezuela’yı ABD yönetecektir. Çünkü SEBİN ile CIA çok sıkı işbirliği içinde demektir.

Küresel istihbarat ağı

ABD batmakta olan bir imparatorluktur. Kurtuluşu doların dünya rezerv para birimi olarak kalmasına bağlıdır. Trump açık açık Venezuela’nın petrol gibi yer altı zenginliklerine çökeceklerini söyledi. Küresel ekonomiye hâlen 1970’lerde kurulan petro-dolar sistemi hükmediyor. Amerikan dolarının aslında bir karşılığı yok, ona değer veren şey başta petrol olmak üzere dünya ticaretinin büyük oranda dolar ile yapılmasıdır. Washington, petrol kaynaklarını kontrol edemez ve petro-dolar sistemi çökerse ABD biter. Sadece ABD mi biter?

Doların sahibi ABD değil ki! Doların sahibi Amerikan Merkez Bankası (FED)’dir. FED, ABD’nin değil, benim Vatansız Para olarak adlandırdığım küresel sermayenin şahsi malıdır. Doları sadece FED üretmez, ABD’de yerleşik olan küresel finans sistemi, yani büyük bankalar doların asli üreticileridir. Onların da sahibi Vatansız Para’dır.

Amerika Birleşik Devletleri ve onun silahlı kuvvetleri, Vatansız Para’nın Dünya ekonomik düzenini rayında tutmak için kullandığı vurucu güçtür. Her ikisinin de birbirine muhtaç olduğu bir denklem kurulmuş durumda. Dolar çökerse Vatansız Para yine kendini bir şekilde kurtarabilir ama ABD biter. ABD biterse Vatansız Para silahlı gücünü kaybeder. İşte bu denklemde Venezuela’ya operasyon yapılmasını isteyen ve bu operasyonu kolaylaştıran aslına bakarsanız Vatansız Para’dır. Bu operasyonda kendi elemanlarının kullanılmasına izin vermiştir.

Vatansız Para, istihbarat örgütlerinin içine sızmadan dünya çapındaki çıkarlarını koruyamaz. Her ülkede bazı adamlar yetiştirilir parlatılarak istihbarat örgütlerinin içine sokulur, çoğu zamanda başına konur. Bunlar çift kimliklidirler. Doğup büyüdükleri ülkenin kimliğini taşırlar, vatandaşı oldukları ülkeye ciddi bir bağlılıkları vardır ama aynı zamanda kripto soy bağlarından dolayı içlerinde ayrı bir aidiyet duygusu beslerler. Vatansız Para işte bu elemanlar üzerinden küresel bir istihbarat ağına hükmetmektedir.

Venezuela olayına gelirsek. Venezuela istihbarat örgütü SEBİN’in içindeki bu ekip, Vatansız Para’nın kendilerine mesaj vermesiyle ABD’nin askeri müdahalesinin ülkelerine çok daha büyük bir zarar vereceğine hükmetmiştir. Bu hüküm sonucu en iyi çözümün Maduro’yu Trump’a teslim etmek olduğuna karar vererek CIA ile işbirliği yapmışlardır. Veriler bunu gösteriyor.

Ancak bu noktada küreselci tayfa çok büyük bir hata yaptı. İstihbarat örgütleri içerisindeki bu küresel ağ birçok ülkede darbe dahil sayısız örtülü operasyon yapmıştır. Yüzyıllardır düzen böyle devam eder. Ama tarihte ilk defa bir istihbarat örgütü, kendi devlet başkanlarını başka bir ülkeye teslim etti!

Tarihi olayları hatırlayacak olursak bu ekip kralı, padişahı veya devlet başkanını her neyse ya zehirleyerek öldürür ya da suikast ile ortadan kaldırırlardı. Ancak bu sefer adamı canlı teslim ettiler. Bu aptalca kararı Trump ve tayfası vermiş olmalı! Maduro’nun ABD’ye teslim edilmesi dünya çapında bütün istihbarat örgütlerinin sorgulanmasına yol açacaktır. Böylesi bir gelişme istihbarat örgütleri içerisindeki küresel yapılanmayı deşifre edebilir.

Vatansız Para, ülkeleri milli sanılan istihbarat örgütleri ve devletin sanılan merkez bankaları üzerinden yönetir.

Maduro’yu New York’da yargılamak bu gerçeği sıradan vatandaşın gündemine getirecektir.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZI
ETİKETLER: , , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.