Site Rengi

Savunma | Havacılık | Teknoloji | Analiz | Politika

MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ (MBK) KİMLERDEN VE NASIL OLUŞTU?

Murat Tulga

Veli Murat TULGA, Emekli bir kurmay subaydır. Galeati Yayınevi’nin sahibidir.

 

MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ (MBK) KİMLERDEN VE NASIL OLUŞTU?

YAZI DİZİSİ – 3

 

Yazan: V. Murat Tulga, Sunsavunma.Net

27 Mayıs 1960 sabahı, ihtilal yapılmıştı. İcraata tutuklamalar ile başlandı. Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, Tahkikat Komisyonu kurulması kanununu teklif edenler, Tahkikat Komisyonu Üyeleri, Meclis Başkanlık Divanı, DP Genel İdare Kurulu, Genelkurmay Başkanı, Örf İdare Komutanları, bazı generaller, Emniyet Genel Müdürü, Vali, Ankara Emniyet Müdürü, Samet Ağaoğlu gibi bazı sivrilmiş politikacılar ve bazı memurlar… Tutuklananlar Harp Okulu’na getiriliyordu.

Daha sonra bazı profesörler Ankara’ya çağrılarak geçici bir Anayasa hazırlamaları talep edildi. Talimat kısa ve netti: ”Öyle bir Anayasa yapın ki bir daha ihtilal mümkün olmasın, dinin istismarına imkân bırakmasın…”[1]. Bu ısmarlama temenni Türk Siyasi Tarihinde hiç başarılı olamadı. Buna bugün çok eminiz!!!

Daha sonra geçici bir Bakanlar Kurulu teşkil edildi. İhtilalcilerden üçü Bakanlar Kurulu’nda Bakan olarak yer aldı. Cemal Gürsel hem Başbakan hem de Milli Savunma Bakanı, General İhsan Kızıloğlu İçişleri Bakanı, General Sıtkı Ulay ise Ulaştırma Bakanı oluyordu. Türkeş, kritik bir şekilde Başbakanlık Müsteşarı oldu, ama bu oldubitti atama daha sonra ihtilalciler arasında büyük sorunlar yaratacaktı.

Kamuoyunda önemli tereddütler vardı: “İhtilali yapan Milli Birlik Komitesi kimdi? Kimlerden oluşuyordu? Askerî Hiyerarşi göz önünde bulundurulmuş muydu?”  Bu konuda tam bir bilinmezlik vardı.

 Milli Birlik Komitesi’nin geçmişi ve kuruluşuna Orhan Erkanlı’nın cümleleriyle devam edelim[2];  

“… 27 Mayıs Akşamı Türkiye’nin her yerinde DP iktidarı yıkılmış, askeri yönetim iş başına gelmişti. Milli Birlik Komitesi (MBK) denilen hükmi şahsiyet, İktidarı ele geçiren kişiler kimlerdi? …

…Milli Birlik Komitesi adıyla iktidarı ele alan teşkilatın başlangıcı 1955-56 senesine kadar gider. Bu yıllarda Yıldız Harp Akademisi’nde talebe olan yüzbaşı-yarbay rütbesindeki bazı subayların birleşmesiyle bir Gizli Cemiyet kuruldu… Ancak bizim örgütlenmeye başlama tarihimizle, Demokrat Parti’nin zirveden aşağıya kaymaya başlayış tarihinin aynı yıllara rastladığına dikkat çekmek isterim. 1956 yılı içerisinde Türk Ordusunda da daha birçok gizli kuruluş olduğundan şüphe yoktur… Biz de bir süre sonra ikinci bir gizli örgütle irtibat kurduk ve birleştik. Örgütün ilk ismi “Atatürkçüler Cemiyeti” idi… 1960 senesine geldiğimizde DP iyicene raydan çıkmıştı, tekrar birleşmek ve örgütü harekete geçirmek ihtiyacını duyan eski arkadaşlarımız birer ikişer birbirlerini aramaya ve bulmaya başladılar. Kısa zamanda toparlandık…

29 Mayıs gecesi birkaç arkadaş ile birlikte Ankara’ya geldik. Komite ismini almış topluluk Başbakanlıkta çalışıyordu. Toplantı salonuna girince şaşkınlığım bir kat daha arttı. 50-60 kişilik bir kalabalık, masanın etrafında toplanmış her kafadan bir ses çıkıyor… Bunlar kimdi çoğunu tanımıyordum. Bizim Atatürkçüler Cemiyetine ne olmuştu? …Kendisine Komite ismini veren bu grubu düzene sokamazsak devleti de kendimizi de batıracağımızı idrak ettim…

…Yakın arkadaşlarla özel birkaç toplantı yaptık, komiteyi resmen kurmayı ve isimleri açıklamayı kararlaştırdık… O güne kadar isimlerimiz bilinmiyordu, yalnız Gürsel’in adı belli idi…  20 kişilik bir komite teşkil etmek, en kısa zamanda eski meclise yerleşmek ve muntazam bir çalışma düzenine girmek lüzumunda birleştik…

Konuyu komite toplantısına getirdik, “…Salonun şimdi boşaltılacağı ve 6-8 kişilik bir heyet seçileceği ve bu heyetin adet ve isim olarak komiteyi belli kıstaslara göre belirleyeceği, heyet çalışmayı bitirdikten sonra isim listesinin kapıya asılacağı, Komite dışında kalanlara müsait görevler verileceği…”  belirtildi. Şiddetli itirazlar olsa da sonunda 8 kişilik bir heyet belirlendi ve heyet 6-7 saatlik bir çalışma sonucu 60 kişilik bir listeyi 38 kişiye indirdi, bir liste oluşturulmuştu. Ve kapıya asıldı.  Komite 20 kişiyle dondurulamamıştı fakat Türkiye’nin kaderi belirsiz bir süre için 38 kişinin eline terk edilmişti[3]…”

Merhum gazeteci Abdi İpekçi, sayının belirlenmesi ile ilgili şöyle bir farklılık getiriyor; “…Neticede 28, 34 ve 38 kişilik üç liste çıktı… Üç ayrı liste konusunda kesin kararı Gürsel’e bırakmayı uygun buldular. Gürsel toplantıya çağrıldı ve 38 kişilik liste kabul edildi…”[4] 

Şevket Süreyya Aydemir’de Milli Birlik Komitesi’nin kuruluşundaki kargaşayı Madanoğlu’nun ağzından şu şekilde açıklıyor:   

“…Önüne gelen odaya giriyordu. Kapı aralığında bekleyenler vardı, herkes bizimle çalışmak istiyordu. Öteki odada işe başlayan İlim Heyeti bir komite kurulmasına karar vermiş, beride rastgele bir komite listesi yapılmış. Bu komitenin fazla iş görmeyeceğini düşünerek pek üzerinde durmadık. Zira o zaman geniş bir salahiyet söz konusu değildi. …”

Örsan Öymen, MBK isimlerinin seçilişine ilişkin bu yaşananları biraz da esprili bir dille şöyle ifade ediyor; “ Sınavda puan tutturamayıp komiteciliği kaybedenler küstüler, bazıları sert tepkilerini gösterdiler… Dündar Seyhan ve Talat Aydemir gibi yurt dışında kalanlar da nasıl olsa, “Bir ihtimal daha var… ” şarkısıyla gelecek ihtilalın hazırlığını düşünmeye başladılar…”[5]

Bu konuda benzer görüşler ve seçime ilişkin ilginç olaylara Milli Birlik Komitesi üyelerinin değişik anılarında rastlıyoruz[6]. Konuyu uzatmayalım.

Milli Birlik Komitesi oluşturulmuştu. 38 kişilik Komite’nin sadece 5’i Tuğgeneral ve daha yukarı rütbedendi. Diğerleri Yüzbaşıdan Albaya uzanan, kurmay ve sınıf subaylarından oluşan bir rütbe ve statü dağılımı içerisindeydi.  Havacı, Jandarma ve Denizciler için de bir kontenjan oluşturulmuş, bu kontenjandan isimler Komite’ye dâhil edilmişti. Komite’nin sekreterliğini Orhan Erkanlı yapıyordu. Bu oluşturulan komitenin genel durumunu en veciz tarifini de yine Orhan Erkanlı yapıyordu:   “…Askerlerden kurulu bu ihtilal meclisi; cunta olmak için çok, meclis olmak için ise az sayıda bir topluluktu…”

Komite’nin yemin etmesi gerekiyordu. Meclis’te çalışmaların devam etmesi gündeme geldi. Bazı Komite üyeleri dedikodudan çekinerek kendilerini milletvekili sayıyor izlenimi oluşturmaktan korkuyorlardı. Uzun görüşme ve tartışmalardan sonra bu grup ikna edildi, Meclis’e geçilmesi kararlaştırıldı. Bu kapsamda, Komite, Başbakanlıkta yer alan Bakanlar Kurulu salonundaki çalışmalarına son vererek Meclis’e taşındı.

Orhan Erkanlı bu taşınmayı şu şekilde betimliyor kitabında;

 “… Komitenin oluşturulmasıyla Başbakanlıktan eski Meclise taşınmaya karar verildi. Meclis 27 Mayıs günü mühürlenmiş, o günden sonra kapısı açılmamıştı, memurlar ve müstahdemler evlerinde istirahat ediyorlardı. Tarihi TBMM’nin hali içler acısıydı, 27 Mayıstan önceki son büyük kavganın izleri, milletvekillerinin birbirlerinin kafalarına fırlattıkları kitaplar, dosyalar, çantalar etrafa yayılmış, bir sürü basılı kâğıt yerlere serilmişti. Restoranda yiyeceklerin bozulmasından meydana gelen koku içeriye girmeyi zorlaştırıyordu…”

21 Haziran’da Meclis’teki ilk toplantısını yapan MBK üyeleri, 23 Haziran 1960’da Meclis’te yemin ederek görevlerini resmileştirdiler. O günden itibaren tam bir yasama organı düzeni ve hüviyeti ile çalışmaya başladılar.

Dündar Seyhan MBK’nin durumunu şöyle anlatıyor;

“ … MBK, yasama ve yürütme yetkilerini tüzel kişiliğinde toplamış bir ihtilal organizasyonudur. Başında Cemal Gürsel vardır. Komite Başkanlığı soyadı sırasına göre üyeler tarafından yapılırdı. Başkanlık Divanı kâtipliklerini genç üyeler yapardı. Kendi aralarında tam bir demokratik metot ile çalışırlardı. İlk zamanlar toplantı zabıtları tutturulmazdı[7]38 kişinin ayrı ayrı 3-4 partiye bağlı olduğunu sanırdınız. İhtilalın ilk günlerinde acele bir hükümet kurulmuştu. Bu hükümete partilere bağlı olmayan ve tarafsızlıklarından şüphe duyulmayacak kimseler bakanlığa getirilmişti. Başbakanlık Müsteşarı yapmakta olan Türkeş aslında fiilen Başbakanının vazifelerini görüyordu…”

Milli Birlik Komitesi kesinleşmişti, artık icraat zamanıydı. Ama hiçbir şey göründüğü kadar kolay olmayacak, üyeler arasındaki çok seslilik geçen günlerde yeni sorunların ve fikir ayrılıklarının tohumunu atacak, İhtilal kendi evlatlarını yemeye başlayacaktı…

 

Önceki Makale  FETÖ’nün Siyasi Ayağını Mutlaka Bulmalıyız

 

 

 

[1] İhtilalın İçyüzü, Abdi İpekçi, Ömer Sami Coşar

[2] Anılar, Sorular, Sorumlular, Orhan Erkanlı

[3] 27 Mayıs’ın kritik şahsiyetlerinden Dündar Seyhan, Talat Aydemir ve Sadi Koçaş komite dışında kaldılar. Yurt dışında görevliydiler, bunun cezasını çekiyorlardı!!! fakat dışarıda bırakılmalarını hiçbir zaman affetmediler… Daha sonra 22 Şubat ve 21 Mayıs darbe girişimlerinde bulundular…

[4] İhtilalin İç Yüzü, Abdi İpekçi, Ömer Sadi Coşar

[5] Bir İhtilal Daha Var, 1908-1980, Örsan Öymen…

[6] “Harbiye Silah Başına”, Sıtkı Ulay, “Gölgedeki Adam”, Dündar Seyhan,

[7]  İlk zaptı tutulan toplantı 24 Haziran 1960’dır.  “İhtilalın İçyüzü” Abdi İpekçi, Sami Coşar…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi:
Devamını oku:
11 Eylül Saldırısının Bilinmeyen Yönleri

11 Eylül 2001'de New York'ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi'ne yönelik...

Şeytani Diktatörden Kurtarılan Son Ülke Libya’da Aleni Esir Ticareti Yapılıyor

Şeytani Diktatörden Kurtarılan Son Ülke Libya’da Aleni Esir Ticareti Yapılıyor...

Türkiye’yi Doğru Anlayan İlk Başkan

Türkiye’yi Doğru Anlayan İlk Başkan Washington ve Ankara arasındaki sözde...

Sigara içenler ve bırakanlar: Akciğer kanserini nasıl önleyebilirler?

Sigara içenler ve bırakanlar: Akciğer kanserini nasıl önleyebilirler? Sigara içmek...

Enver Paşa’dan Enver Altaylı’ya stratejik ortaklığın hazin öyküsü – 3

Enver Paşa’dan Enver Altaylı’ya stratejik ortaklığın hazin öyküsü - 3...

Kapat