Sun Savunma Net olarak bağımsız içeriklerimizi ücretsiz sunabilmek için reklam gelirlerine ihtiyaç duyuyoruz. Lütfen sitemizi desteklemek için reklam engelleyicinizi devre dışı bırakın ya da sitemizi beyaz listeye (whitelist) ekleyin.
26 Şubat 2026 itibarıyla ABD–İran gerilimi, aynı anda “masada diplomasi + sahada askeri baskı” şeklinde ilerleyen bir dengeye oturmuş görünüyor. Bugün Cenevre’de başlayan/yeniden devreye giren temaslar, bir yandan “son şans diplomasisi” olarak sunulurken; diğer yandan Washington’ın bölgeye yığdığı kuvvet ve yeni yaptırımlar, görüşmelerin bir “gunboat diplomacy / topçu diplomasisi” zemini üzerinde yürüdüğünü gösteriyor. (AP News)
Bugün (26 Şubat 2026) yürüyen temasların merkezinde yine İran’ın nükleer programı var. İran tarafı, uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını ve kendi savunma/missile kapasitesi üzerinde “tam egemenlik” vurgusunu öne çıkarırken; ABD tarafı daha sert kısıtlar ve doğrulama mekanizmaları istiyor. Bu görüş ayrılığı, önceki yıllarda olduğu gibi “anlaşma mümkün mü?” sorusunu değil, daha çok “hangi sınırlarla ve hangi takvimle?” sorusunu öne taşıyor. (Guardian)
Bu turda dikkat çeken başlıklardan biri de IAEA (UAEA) boyutu. Haber akışına yansıyan bilgilere göre Umman’ın arabuluculuk rolü sürerken, IAEA Başkanı Rafael Grossi’nin süreçte teknik gözlem/temas çerçevesinde adı geçiyor. Bu, diplomasinin “denetlenebilirlik ve teknik doğrulama” ayağının yeniden masaya sürüldüğüne işaret ediyor. (AP News)
ABD, görüşmeler sürerken yeni yaptırımlarla baskıyı artırıyor. AP’nin aktardığına göre Trump yönetimi, İran’ın füze–drone ve petrol ağlarını hedefleyen yeni yaptırım adımlarını devreye soktu. Bu, klasik “müzakere masasında taviz” yaklaşımından çok, “müzakere masasına daha güçlü oturma” stratejisi olarak okunuyor. (AP News)
Sahada ise askeri hareketlilik belirgin. Açık kaynak analizleri ve haberler, ABD’nin Orta Doğu’da donanma/hava gücü varlığını artırdığı bir döneme işaret ediyor. Bu çerçevede Wall Street Journal’ın haberinde, ABD’nin F-22 savaş uçaklarını İsrail’e konuşlandırdığı (ilk kez) ve bunun İran’a yönelik olası senaryolara dönük hazırlık/mesaj niteliği taşıdığı vurgulanıyor. (The Wall Street Journal)
İran yönetimi, Trump’ın son açıklamalarını “büyük yalanlar” olarak nitelendirerek geri itti. TIME ve AP akışları, İran’ın hem retorik olarak sertleştiğini hem de “onurlu diplomasi” vurgusuyla kapıyı tamamen kapatmadığını gösteriyor. Yani Tahran, bir yandan kamuoyuna “geri adım atmıyoruz” mesajı verirken, diğer yandan yaptırım baskısı altında diplomasiyi tamamen yakmak istemiyor. (TIME)
Bu noktada İran iç siyasetindeki gerilim ve toplumsal baskı da arka planda önemli bir çarpan olarak duruyor: İçerideki kırılganlık, dışarıda hem “sert söylemi” hem de “pazarlık ihtiyacını” aynı anda besleyebiliyor. (criticalthreats.org)
Bugünkü tablo, tarafların “kontrollü tırmanma” ile “kontrollü müzakere” arasında çok dar bir hatta yürüdüğünü gösteriyor. Askeri yığınak ve sert açıklamalar, caydırıcılık üretse bile; bölgede bir yanlış hesaplama (misilleme zinciri, vekil güçlerin eylemleri, deniz trafiği/saha tacizleri) diplomasiye alan bırakmayacak bir hızda tırmanmaya yol açabilir. Bu nedenle Cenevre’deki görüşmeler yalnızca nükleer başlıkları değil, aynı zamanda “gerilimi yönetme mekanizmalarını” da dolaylı biçimde belirleyecek. (AP News)
Aşağıdaki kaynaklar, bugünkü (26 Şubat 2026) gelişmelerin en net özetlerini veriyor: