savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,8827
EURO
51,8839
ALTIN
7.305,68
BIST
13.782,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
8°C
Ankara
8°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
6°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
4°C
Cuma Çok Bulutlu
2°C
Cumartesi Çok Bulutlu
5°C

Netanyahu Neden Türkiye’yi Hedef Alıyor? Doğu Akdeniz’den Gazze’ye Uzanan Stratejik Gerilim

Netanyahu Neden Türkiye’yi Hedef Alıyor? Doğu Akdeniz’den Gazze’ye Uzanan Stratejik Gerilim
26.02.2026
A+
A-

Netanyahu Neden Türkiye’yi Hedef Alıyor? Doğu Akdeniz’den Gazze’ye Uzanan Stratejik Gerilim

 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son dönemde yaptığı açıklamalarda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin tonunun yükselmesi dikkat çekiyor. Bu söylem artışı, yalnızca ikili diplomatik gerilimle açıklanabilecek bir durum değil; aksine Doğu Akdeniz enerji rekabetinden Gazze savaşı sonrası bölgesel denklem arayışına, NATO dengelerinden iç siyaset hesaplarına kadar uzanan çok katmanlı bir stratejik arka plana dayanıyor.

 

Gazze Savaşı ve Söylem Sertleşmesi

Türkiye–İsrail hattındaki en görünür gerilim başlığı Gazze. Türkiye’nin İsrail’in askeri operasyonlarına yönelik sert diplomatik tepkileri, Netanyahu hükümetinin Ankara’yı doğrudan eleştirmesine neden oluyor. Ankara, Filistin meselesinde siyasi ve insani vurguyu artırırken; Tel Aviv yönetimi bu tutumu “tek taraflı” ve “bölgesel pozisyon alıcı” olarak nitelendiriyor.

Netanyahu’nun Türkiye’yi hedef alan açıklamaları, İsrail kamuoyuna yönelik bir iç siyaset mesajı da taşıyor: “Bölgesel baskılara boyun eğmiyoruz.” Özellikle savaş dönemlerinde liderlerin dış aktörleri söylemde hedef alması, iç konsolidasyon aracı olarak sık görülür.

Doğu Akdeniz Enerji Rekabeti

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı politikası ve enerji arama faaliyetleri, İsrail açısından doğrudan jeostratejik bir başlık. İsrail, son yıllarda Yunanistan ve GKRY ile geliştirdiği enerji iş birliği çerçevesinde Avrupa’ya gaz ihracatı ve enerji altyapısı projelerini destekliyor.

Türkiye ise hem Libya ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşması hem de “Mavi Vatan” yaklaşımıyla farklı bir harita ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle deniz yetki alanları ve olası enerji koridorları konusunda Ankara–Tel Aviv hattında örtük bir rekabet yaratıyor.

Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin arka planında, Doğu Akdeniz’de oluşan enerji–jeopolitik bloklaşma da önemli bir faktör.

Bölgesel Güç Dengesi ve Suriye Faktörü

Türkiye ve İsrail, Suriye dosyasında doğrudan çatışma içinde olmasalar da farklı güvenlik önceliklerine sahip iki aktör. İsrail, İran’ın Suriye’deki varlığını sınırlamaya odaklanırken; Türkiye sınır güvenliği ve PKK/YPG tehdidine karşı askeri operasyon yürütüyor.

Bölgesel denklemin yeniden şekillendiği bir dönemde, her iki ülke de Orta Doğu’da “etki alanı” mücadelesi veriyor. Bu durum zaman zaman dolaylı söylem gerilimine dönüşebiliyor.

ABD ve NATO Boyutu

Türkiye bir NATO üyesi. İsrail ise ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiki. Washington’un Orta Doğu’daki politika tercihleri, Ankara–Tel Aviv ilişkilerini dolaylı biçimde etkiliyor.

Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik sert açıklamaları, ABD kamuoyuna da bir mesaj niteliği taşıyabilir: “Bölgesel dengelerde İsrail’in yanında durulmalı.” Özellikle Kongre çevrelerinde Türkiye’ye yönelik eleştirilerin zaman zaman artması, bu söylemin jeopolitik bir arka plana sahip olduğunu düşündürüyor.

İç Siyaset Dinamikleri

Netanyahu’nun iç politikada yargı reformu, güvenlik krizi ve savaş sonrası toplumsal tartışmalarla karşı karşıya olduğu bir süreçte, dış politik söylemin sertleşmesi şaşırtıcı değil. Türkiye gibi bölgesel bir aktöre yönelik eleştirel tutum, taban konsolidasyonu açısından kullanılabilir bir araçtır.

Bu durum Türkiye tarafında da benzer biçimde okunabilir; karşılıklı söylem sertleşmesi, diplomatik alanın daralmasına yol açsa da iç politikada karşılık bulabiliyor.


SONUÇ

Netanyahu’nun Türkiye’yi hedef alan açıklamaları tek bir nedene indirgenemez. Gazze savaşı, Doğu Akdeniz enerji rekabeti, bölgesel güç mücadelesi, ABD dengeleri ve iç siyaset faktörleri birlikte değerlendirildiğinde; bu söylemin stratejik bir arka plana dayandığı görülüyor.

Ancak tarihsel deneyim gösteriyor ki Türkiye–İsrail ilişkileri tamamen kopmaktan ziyade dalgalı bir seyir izliyor. Diplomatik kanalların açık kalması, hem enerji hem güvenlik hem de ticaret açısından iki ülke için de rasyonel bir tercih olmaya devam ediyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.