Sun Savunma Net olarak bağımsız içeriklerimizi ücretsiz sunabilmek için reklam gelirlerine ihtiyaç duyuyoruz. Lütfen sitemizi desteklemek için reklam engelleyicinizi devre dışı bırakın ya da sitemizi beyaz listeye (whitelist) ekleyin.
Doğu Akdeniz’de hidrokarbon arama başlığı 2026’ya girilirken yeniden “yüksek tansiyon” üretmeye aday bir dosya olarak masada duruyor. Ancak Türkiye’nin fiilî faaliyet temposu, 2024–2026 döneminde Karadeniz’de üretim/sondaj odaklı yoğunlaşma ile birlikte, Doğu Akdeniz’de daha çok hazırlık–kapasite artırımı–diplomasi eksenine kaymış görünüyor. Bu, Ankara’nın “Mavi Vatan” söyleminden vazgeçtiği anlamına gelmiyor; tersine, filo büyütme ve çok taraflı enerji diplomasisi ile Doğu Akdeniz’de “daha güçlü geri dönüş” zemini kurma okuması öne çıkıyor.
Enerji yönetiminin son aylardaki mesajı net: Türkiye, denizde arama–sondaj kapasitesini artırıyor ve Akdeniz’i tekrar gündemin üst sırasına alacak yeni bir takvim hedefliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, filoya katılan iki yeni sondaj gemisinden birinin Akdeniz operasyonlarında görev yapacağını; ilk geminin Mersin Taşucu’na ulaştığını ve 12 bin metreye kadar sondaj kabiliyeti bulunduğunu açıkladı. (enerji.gov.tr)
Öte yandan, kamuya açık haber akışında Fatih/Yavuz/Kanuni/Abdülhamid Han gibi mevcut derin deniz sondaj gemilerinin ağırlıklı olarak Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası’nda görev yaptığı vurgusu da öne çıkıyor. Bu, Doğu Akdeniz’de “sıcak” bir derin sondajın hemen bugün–yarın beklenmesinden çok, sismik hazırlık + yeni gemiyle Akdeniz’e dönüş planına işaret ediyor.
Doğu Akdeniz tarafında Türkiye’nin bir diğer aracı, sismik araştırma kapasitesi. Barbaros Hayreddin Paşa gibi gemilerin TPAO terminlerine göre denizlerde veri topladığı, offshore sismik hizmetlerinin sürdüğü bilgisi resmi/kurumsal kaynaklarda yer alıyor. (tpic.gov.tr)
Ankara, Doğu Akdeniz’de arama–sondajı sadece “enerji” değil, aynı zamanda deniz yetki alanları meselesi olarak görüyor. Bu çerçevede iki ana dayanak öne çıkıyor:
Bu ikinci başlık son dönemde yeniden canlanıyor. Uluslararası denizcilik basınında ve enerji haber akışında, Libya’nın doğusundaki siyasi yapının (Bingazi hattı) Türkiye ile daha önce imzalanan çerçevelere yaklaşımında yumuşama olabileceği; bunun Türkiye’nin “Girit–Türkiye arası” iddia alanlarını güçlendirecek şekilde Libya sularında arama için kapı aralayabileceği yorumları yer aldı.
Doğu Akdeniz’in diğer tarafında ise resim daha “iş birliği blokları” üzerinden ilerliyor:
Bu tablo, Türkiye’nin “dışlanmışlık” eleştirisini besleyen Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF) gibi platformlarla da bağlantılı. EMGF’nin kuruluş mantığı ve bölgesel enerji koordinasyonu, Türkiye’nin tezleriyle sıklıkla çatışan bir çerçeve olarak görülüyor.
Washington’ın Doğu Akdeniz enerji gündemindeki temel hattı, son dönemde “3+1 Enerji Diyaloğu” (ABD + Yunanistan–Kıbrıs–İsrail) üzerinden ilerliyor. ABD Dışişleri’nin 2025 Kasım tarihli ortak açıklamasında, tarafların Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini ve altyapı başlıklarını güçlendirme niyeti vurgulanırken, 2026’nın ikinci çeyreğinde Washington’da yeniden toplanma hedefi de kayda geçirildi. (state.gov)
ABD’nin yaklaşımı pratikte üç başlıkta özetlenebilir:
Bu, ABD’nin Türkiye’ye karşı “tek hat” bir pozisyon aldığı anlamına gelmiyor; ancak enerji diplomasisi platformlarında Ankara’nın olmadığı bir formatın sistematik şekilde güçlendirildiğini gösteriyor.
Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandırma potansiyeli sadece sondaj değil; kablo/enterkonnektör gibi enerji altyapı projeleri de aynı deniz yetki alanı tartışmalarına takılıyor. AP’nin 2025’teki haberinde, AB’nin de destek verdiği Yunanistan–Kıbrıs–İsrail hattındaki elektrik bağlantısı projesi (Great Sea Interconnector) bağlamında, Türkiye’nin “yetki alanı” itirazları nedeniyle siyasi gerilim yaşandığı aktarılmıştı.
26 Şubat 2026 itibarıyla Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin doğrudan “yüksek görünürlüklü” bir derin deniz sondajından çok, filo ve operasyon kapasitesini Akdeniz’e uygun şekilde büyütme ve Libya + Mısır gibi diplomatik hatları tahkim etme çizgisinde ilerlediği görülüyor. Buna karşılık GKRY–Yunanistan–İsrail–Mısır ekseninde şirketler ve projeler üzerinden fiilî enerji gündemi sürüyor; ABD ise “3+1” formatı ve altyapı güvenliği–enerji arz güvenliği çerçevesiyle bu ekseni destekleyen bir pozisyon alıyor. (enerji.gov.tr)