savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,8827
EURO
51,8839
ALTIN
7.305,68
BIST
13.782,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
8°C
Ankara
8°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
6°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
4°C
Cuma Çok Bulutlu
2°C
Cumartesi Çok Bulutlu
5°C

Türkiye’nin Doğu Akdeniz MEB’de Doğalgaz Aramasında Son Tablo

Türkiye’nin Doğu Akdeniz MEB’de Doğalgaz Aramasında Son Tablo
A+
A-

Türkiye’nin Doğu Akdeniz MEB’de Doğalgaz Aramasında 26 Şubat 2026 itibarıyla son tablo

 

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon arama başlığı 2026’ya girilirken yeniden “yüksek tansiyon” üretmeye aday bir dosya olarak masada duruyor. Ancak Türkiye’nin fiilî faaliyet temposu, 2024–2026 döneminde Karadeniz’de üretim/sondaj odaklı yoğunlaşma ile birlikte, Doğu Akdeniz’de daha çok hazırlık–kapasite artırımı–diplomasi eksenine kaymış görünüyor. Bu, Ankara’nın “Mavi Vatan” söyleminden vazgeçtiği anlamına gelmiyor; tersine, filo büyütme ve çok taraflı enerji diplomasisi ile Doğu Akdeniz’de “daha güçlü geri dönüş” zemini kurma okuması öne çıkıyor.

Sahada Türkiye ne yapıyor? “Hazırlık” dönemi ve filo büyütme

Enerji yönetiminin son aylardaki mesajı net: Türkiye, denizde arama–sondaj kapasitesini artırıyor ve Akdeniz’i tekrar gündemin üst sırasına alacak yeni bir takvim hedefliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, filoya katılan iki yeni sondaj gemisinden birinin Akdeniz operasyonlarında görev yapacağını; ilk geminin Mersin Taşucu’na ulaştığını ve 12 bin metreye kadar sondaj kabiliyeti bulunduğunu açıkladı. (enerji.gov.tr)

Öte yandan, kamuya açık haber akışında Fatih/Yavuz/Kanuni/Abdülhamid Han gibi mevcut derin deniz sondaj gemilerinin ağırlıklı olarak Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası’nda görev yaptığı vurgusu da öne çıkıyor. Bu, Doğu Akdeniz’de “sıcak” bir derin sondajın hemen bugün–yarın beklenmesinden çok, sismik hazırlık + yeni gemiyle Akdeniz’e dönüş planına işaret ediyor. 

Doğu Akdeniz tarafında Türkiye’nin bir diğer aracı, sismik araştırma kapasitesi. Barbaros Hayreddin Paşa gibi gemilerin TPAO terminlerine göre denizlerde veri topladığı, offshore sismik hizmetlerinin sürdüğü bilgisi resmi/kurumsal kaynaklarda yer alıyor. (tpic.gov.tr)

Türkiye’nin hukuki/siyasi zemini: “kıta sahanlığı + KKTC ruhsatları + Libya hattı”

Ankara, Doğu Akdeniz’de arama–sondajı sadece “enerji” değil, aynı zamanda deniz yetki alanları meselesi olarak görüyor. Bu çerçevede iki ana dayanak öne çıkıyor:

  1. Türkiye’nin kıta sahanlığı yaklaşımı ve KKTC’nin verdiği ruhsat alanları (Ankara’nın “eşit hak” vurgusuyla birlikte),
  2. Türkiye–Libya deniz yetki alanları hattı ve Libya ile hidrokarbon iş birliği.

Bu ikinci başlık son dönemde yeniden canlanıyor. Uluslararası denizcilik basınında ve enerji haber akışında, Libya’nın doğusundaki siyasi yapının (Bingazi hattı) Türkiye ile daha önce imzalanan çerçevelere yaklaşımında yumuşama olabileceği; bunun Türkiye’nin “Girit–Türkiye arası” iddia alanlarını güçlendirecek şekilde Libya sularında arama için kapı aralayabileceği yorumları yer aldı. 

Bölge ülkeleri nerede duruyor? Kıbrıs–Yunanistan–İsrail–Mısır ekseni

Doğu Akdeniz’in diğer tarafında ise resim daha “iş birliği blokları” üzerinden ilerliyor:

  • Kıbrıs (GKRY), uluslararası şirketlerle (ExxonMobil–QatarEnergy gibi) blok bazlı keşif/delik programlarını sürdürüyor. AP’nin 2025 yazındaki haberinde, Kıbrıs açıklarında ExxonMobil–QatarEnergy ortaklığının yeni bir gaz keşfini duyurduğu aktarılmıştı. 
  • Yunanistan, hem LNG giriş kapısı rolü hem de yeni arama ruhsatlarıyla enerji denkleminde ağırlık artırıyor. Financial Times, 2025 sonlarında ExxonMobil liderliğinde Yunanistan’ın onlarca yıl sonra ilk offshore arama anlaşmasını imzaladığını ve bunun aynı zamanda ABD ile enerji bağlarını derinleştirdiğini yazdı. 
  • Mısır, hem LNG altyapısı hem de İsrail gazını Avrupa’ya taşıma/işleme kapasitesiyle “bölgesel merkez” rolünü korumaya çalışıyor. Türkiye–Mısır normalleşmesinin Doğu Akdeniz enerji haritasına etkileri de son haftalarda Ankara–Kahire hattında daha fazla konuşuluyor.

Bu tablo, Türkiye’nin “dışlanmışlık” eleştirisini besleyen Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF) gibi platformlarla da bağlantılı. EMGF’nin kuruluş mantığı ve bölgesel enerji koordinasyonu, Türkiye’nin tezleriyle sıklıkla çatışan bir çerçeve olarak görülüyor. 

ABD bu işin neresinde? “3+1” ve altyapı odaklı yaklaşım

Washington’ın Doğu Akdeniz enerji gündemindeki temel hattı, son dönemde “3+1 Enerji Diyaloğu” (ABD + Yunanistan–Kıbrıs–İsrail) üzerinden ilerliyor. ABD Dışişleri’nin 2025 Kasım tarihli ortak açıklamasında, tarafların Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini ve altyapı başlıklarını güçlendirme niyeti vurgulanırken, 2026’nın ikinci çeyreğinde Washington’da yeniden toplanma hedefi de kayda geçirildi. (state.gov)

ABD’nin yaklaşımı pratikte üç başlıkta özetlenebilir:

  1. Avrupa’nın enerji arz güvenliği ve çeşitlendirme (LNG, yeni kaynaklar, altyapı),
  2. Kritik enerji altyapısının korunması ve bölgesel istikrar,
  3. Müttefikler arası koordinasyon (özellikle Yunanistan–Kıbrıs–İsrail hattı).

Bu, ABD’nin Türkiye’ye karşı “tek hat” bir pozisyon aldığı anlamına gelmiyor; ancak enerji diplomasisi platformlarında Ankara’nın olmadığı bir formatın sistematik şekilde güçlendirildiğini gösteriyor. 

Saha gerilimini artıran başlık: Deniz yetki alanları + altyapı projeleri

Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandırma potansiyeli sadece sondaj değil; kablo/enterkonnektör gibi enerji altyapı projeleri de aynı deniz yetki alanı tartışmalarına takılıyor. AP’nin 2025’teki haberinde, AB’nin de destek verdiği Yunanistan–Kıbrıs–İsrail hattındaki elektrik bağlantısı projesi (Great Sea Interconnector) bağlamında, Türkiye’nin “yetki alanı” itirazları nedeniyle siyasi gerilim yaşandığı aktarılmıştı.

Sonuç: Türkiye “sahaya dönüş” için kapasite topluyor, diplomasi aynı anda genişliyor

26 Şubat 2026 itibarıyla Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin doğrudan “yüksek görünürlüklü” bir derin deniz sondajından çok, filo ve operasyon kapasitesini Akdeniz’e uygun şekilde büyütme ve Libya + Mısır gibi diplomatik hatları tahkim etme çizgisinde ilerlediği görülüyor. Buna karşılık GKRY–Yunanistan–İsrail–Mısır ekseninde şirketler ve projeler üzerinden fiilî enerji gündemi sürüyor; ABD ise “3+1” formatı ve altyapı güvenliği–enerji arz güvenliği çerçevesiyle bu ekseni destekleyen bir pozisyon alıyor. (enerji.gov.tr)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.