Açık

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Gezi Parkı Açıklaması

GÜNCEL POLİTİKA - 25 Ekim 2021 17:31 A A

YORUMSUZ!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Gezi Parkı Açıklaması

 

Hükümetin baskı, eziyet ve zorbalıklarına; her şeyi belirleme ve tayin etme saplantılarına; kimseyi dinlemeyen, anlamayan ve aldırmayan antidemokratik sapmalarına Taksim Gezi Parkı’ndan iyi bir cevap verilmiştir.

 

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 25 Ekim 2021

 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin
6 Haziran 2013 – Perşembe günü yapılan Merkez Yönetim Kurulu ve
İl Başkanları toplantısı sonrasında yapmış oldukları basın açıklaması.
7 Haziran 2013.

Türkiye olağanüstü gelişmelerin yaşandığı ve belirsizliklerin aşırı ölçüde ivme kazandığı bir tarih aralığından geçmektedir.

Bu ortam altında, Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ve İl Başkanları dün itibariyle iki ayrı oturum halinde bir araya gelmişlerdir.

Bu toplantılarda ülke ve dünya gündemindeki sıcak ve öne çıkan konu başlıkları görüşülmüş ve değerlendirilmiştir.

Gittikçe farklı boyut alan ve kapsam alanını da genişleten vakalar zinciri ilke ve esaslarımız muhteviyatında topluca ele alınmıştır.

Bugünkü süreçte, Türkiye’nin en önemli meselesi olarak, Taksim Gezi Parkı merkezli cereyan eden hadiselerin ön plana çıktığı şüpheye yer bırakmayacak kadar bellidir.

Bu çerçevede kaygı, korku ve kutuplaşmaların iyice keskinleştiği ve yönetilmesi zor bir noktaya doğru sürüklendiği görülmektedir.

Başbakan Erdoğan’ın itici, intikamcı, iğneleyici, ithamcı, idareimaslahatçı ve ikircikli beyanları çok tehlikeli bir ortama davetiye çıkarmıştır.

Haricindeki sosyal ve siyasal kesimlere saygısız, ölçüsüz ve duyarsız yaklaşan; üstelik üst üste yığılan beklenti ve talepleri duymayan, önemsemeyen Başbakan’ın başlıca istikrarsızlık unsuru haline geldiği anlaşılmaktadır.

Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesine, buraya Topçu Kışlası ve AVM yapılmasına karşı sergilenen güçlü itirazların birden bire yatak değiştirerek şiddet ve nefretle dolu bir yöne kayması Başbakan tarafından iyi okunmalı ve yorumlanmalıdır.

Ne var ki Başbakan Erdoğan’ın bu şuur, olgunluk ve ferasetle yollarını kesiştirdiğine dair bir belirti veya işaret henüz alınmamıştır.

Şimdiye kadar Başbakan ve hükümetinin kontrolsüz gidişine ve kimseyi umursamayan zorbalıklarına ciddiye alınması gereken ve çok farklı toplumsal şifreleri uhdesinde barındıran bir direniş gösterilmiştir.

Özel hayatını, dokunulmaz haklarını ve en temel insani kazanımlarını tehdit altında gören vatandaşlarımız müdahaleci ve mütecaviz hükümet politikalarına karşı seslerini yükseltmişler, tepkilerini ortaya koymuşlardır.

10,5 yılı aşan bir süredir iktidar olan AKP’nin çarpık sosyo-ekonomik politikaları, milli konuları hedefine alan yaralayıcı teklifleri, milli kimliğe ve milli tarihe düşmanca yaklaşımları toplumsal öfkeyi sürekli tahkim etmiş, Taksim’de de gün yüzüne çıkarmıştır.

Bilhassa genç kuşağın haysiyet mücadelesi vererek varlıklarını hafife alan Başbakan ve hükümetini ikaz etmesi anlaşılması ve üzerinde durulması gereken yeni bir durum olarak karşımızdadır.

Çevre hassasiyetinin tetiklediği, yeşili ve doğayı koruma kararlılığının uyandırdığı kişisel özgürlük arayışları, kimlik ve kişilik izharları elbette değerli, elbette muteber bir insani tutumdur.

Hükümetin baskı, eziyet ve zorbalıklarına; her şeyi belirleme ve tayin etme saplantılarına; kimseyi dinlemeyen, anlamayan ve aldırmayan antidemokratik sapmalarına Taksim Gezi Parkı’ndan iyi bir cevap verilmiştir.

Demokratik haklarını masumane vasıtalarla savunmak amacıyla meydanların dolduranlar, düşüncelerini bu yollar duyuranlar, hepsinden önemlisi de otoriter mizaç ve simalara karşı duranlar gerekli mesajları vermişlerdir.

Taksim Gezi Parkı eksenli hadiselerin bundan sonra sürmesi halinde; Türkiye için öngörülmesi, üstesinden gelinmesi ve telafisi çok zor olay ve provokasyonlara zemin ve saha açacağı tartışma götürmez bir gerçekliktir.

Önceki Makale  TECAVÜZ YASASI VE BAŞKANLIK SİSTEMİ

Gezi Parkı’nı yasa dışı eylem ve hedeflerine üst yapma arayışında olan illegal örgütlerin, marjinal odakların ve bölücü terör örgütü PKK’nın devlet-millet cepheleşmesini ve hukuk dışılığın yaygınlaşmasını çığırından çıkarmak maksadıyla uğraştığı gün gibi ortadadır.

Taksim başta olmak üzere, birçok eylem ve gösterinin yapıldığı yeri bölücü terörün önümüzdeki süreçte muhtemel isyan ve başkaldırısı için bir prova ve ön hazırlık olarak gördüğünü sorumluluk bilinci içinde incelemek, takip etmek ve buna yönelik tedbir geliştirmek gerekmektedir.

Yurdumuzun dört bir yanında, demokratik hakkının peşinde olan kardeşlerimizin arasına sızarak duyguları ve heyecanları kışkırtmayı amaçlayan kâbus senaryosunun karanlık faillerine izin vermemek çok önemlidir.

Bugüne kadar yeterince provokasyon yapılmış, şiddet sahneleri görülmüş, ölümlü olaylar yaşanmıştır.

Başbakan ve hükümetinin despot ve hoşgörüsüz uygulamalarını protesto ederken daha büyük bir yanlışın, yanılgının ve yenilginin içine düşmekten kaçınmak, yerli ve yabancı mihrakların eline koz vermekten uzak durmak ihmal edilemeyecek bir milli görevdir.

Uluslararası toplum nezdinde Taksim’in gündeme yerleşmesi, değişik ülkelerin görüşlerini peş peşe bildirmesi, ülkemizin kriz ve kaosla karşılaştığının ilanı ister istemez yerli ve yabancı işbirlikçileri olan derin bir komplonun devrede olduğunu da işaret etmektedir.

Her şeye rağmen, AKP’nin görevden alınacağı, siyaseten bitirileceği ve haddinin bildirileceği yer kesinlikle sandık olmalıdır.

Başbakan’ın iyice zıvanadan çıkan, kabalaşan ve tek adamlığın izlerini taşıyan siyaset dilinin cezası demokratik araçlarla kesilmelidir.

Bu itibarla Gezi Parkı’nda planlanan yıkım ve tahribatlara engel olmak ve hükümetin ayırıcı ve ötekileştirici politikalarına, hakir ve hor görücü tarzına haklı olarak öfke duyan samimi ve vicdanlı vatandaşlarım oyunlara gelmemeli, sağduyulu hareket etmeli ve günü geldiğinde bu iktidara demokratik faturayı kesmelidir.

Şiddet ve toplumsal başkaldırıyla hiçbir sorunumuz kalıcı şekilde çözülemeyecek, hiçbir meselenin üstesinden gelinemeyecektir.

Ancak Başbakan Erdoğan hala gelişmeleri anlayamamış, tepkileri fark edememiş ve rest çekerek vaziyeti kurtarmaya yönelmiştir.

Tunus’tan dönüşünde İstanbul Hava Limanı’nda yaptığı konuşmada kullandığı üslup yine keskin, yine tehlikeli ve yine hoşgörüsüz olmuştur.

Başbakan’ı karşılamaya giden kalabalıkların gece yarısı attığı sloganlar, yaptıkları tezahüratlar tam bir saflaşmanın ve düşman kamplarına ayrılmanın ürünüdür.

Başbakan Erdoğan’ın küçümseyici dili, sırtını dayadığı faiz lobisine birden bire saldırması; tencere, tava çalan vatandaşlarımızı aşağılaması ve Taksim’deki projelerden vazgeçmeyeceğini diklenerek duyurması Türkiye’yi ucu açık ve tahmini mümkün olmayan boğuşmalara götürme riski taşımaktadır.

Herkes bilmelidir ki, Türk milletinin rahatını ve huzurunu bozacak her karışıklığın, her bunalımın ve her kaybın sorumlusu Başbakan Erdoğan ve hükümetinden başkası olmayacaktır.

Uzlaşmadan kaçan, bireysel tercihleri yok sayan, demokratik hak ve beklentileri örseleyen siyasi zihniyet Türkiye’nin imajını da yerle bir etmiştir.

Başbakan Erdoğan toplumsal tebliğe kulak vermekten, zorlamalardan vazgeçmekten, itidalli ve yatıştırıcı bir üslup benimsemekten uzak durduğu müddetçe Türkiye’nin normale dönmesi ve makul bir çizgiye gelmesi söz konusu olmayacaktır.

Kırılmış, köşeye sıkışmış, onuru incinmiş, yok sayılmış, içe kapanmış, dışlanmış ve kırgınlık içinde olan gençlerimizle ve tüm vatandaşlarımızla irtibat kurulmadıkça düzelme ve denge sağlanamayacaktır.

Önceki Makale  BİR REFERANDUM HİKÂYESİ

Demokrasimizin rüştünü ispatlayabilmesi ve toplumsal uyumun tesisi için Başbakan zafer kazanmış komutan edasıyla konuşmayı bir kenara bırakmalı, sürtüşmeyi devam ettirmemelidir.

Hatasından caymalı, inatlaşmamalı ve yangına körükle gitmemelidir.

Kitlesel tepkinin büyük badirelere neden olacağını, başka tehdit ve facialara emsal teşkil edeceğini iyi görmelidir.

Unutulmamalıdır ki, sokakların sakin bir şekilde tahliyesi, tatmini ve teskini yerine Esadlaşmak, Hüsnü Mübarekleşmek ve Kaddafileşmek dirliğin imhasına, birlikte yaşamanın mahvına neden olacaktır.

Başbakan Erdoğan’ın birleştirici, kuşatıcı ve yapıcı bir yaklaşımı benimsemesi hem kendi hayrı hem de ülkemizin huzuru açısından paha biçilemez bir önemdedir.

Dalga dalga yayılan itirazların başka yönlere çevrilmemesi, devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü vurmaması için bu sorumluluktan kaçmamalıdır.

Başbakan Erdoğan artık kendi çalıp oynamaktan vazgeçerek, Taksim’deki inat ve hesaplarını bir kenara bırakmalı, Türk milletinin diktatörlere haddini bildireceğini aklından çıkarmamalıdır.

Parti olarak meşruiyet sınırlarında kalan gösteri ve tepkilere saygı duymakla birlikte, herhangi bir çatışma ve kavga ortamına çekilmemek için olayların içinde yer almama irademizi kararlılıkla muhafaza edeceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi; Başbakan ve hükümetiyle demokratik yollardan ve kuvvetli bir şekilde mücadele etmek için ülkemizin her köşesindedir.

Temalı olarak düzenlediğimiz açık hava toplantılarımız bunun en bariz kanıtıdır.

AKP’nin icraatlarını tasvip etmeyen, hakkının yenildiğini düşünen ve Başbakan’ın Türkiye’yi kötüye götürdüğüne inanan, sıkıştıkça yurtdışına kaçtığını gören milletimin her ferdiyle buluşmak, onların sözcüsü olmak, hislerine tercümanlık yapmak ve ortak hedefler etrafında toplanmak en büyük istek ve hedefimizdir.

Milliyetçi Hareket Partisi AKP’den hesap soracak ve gayri meşru siyasetini sandıkta mağlup edecektir.

Bu konuda tek güvencemiz ve dayanağımız büyük Türk milletidir.

Aziz milletimiz müsterih olsun; Türkiye’nin yaşadığı bütün ağır sorunlarını çözecek imkân, tecrübe ve kadroya sahip olan partimiz, büyük Türk milleti için ülkü edindiği kalkınma ve yükselme mücadelesini, alnı ak, başı dik, yüreği inançla dolu olarak mutlaka sonuçlandıracaktır.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.
GÜNCEL POLİTİKA - 17:31 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
%d blogcu bunu beğendi: