savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
31,0891
EURO
33,6978
ALTIN
2.022,52
BIST
9.415,66
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
14°C
Ankara
14°C
Açık
Cumartesi Açık
15°C
Pazar Çok Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Açık
15°C

ASLA TAVİZ VERME: SEVDİĞİM AMERİKA İÇİN MÜCADELE

ASLA TAVİZ VERME: SEVDİĞİM AMERİKA İÇİN MÜCADELE

DİNSEL & MUHAFAZAKÂR POMPEO NASIL SUSTURULUR?

ASLA TAVİZ VERME: SEVDİĞİM AMERİKA İÇİN MÜCADELE

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 04 Şubat 2023

Ocak 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında CIA başkanı olarak görev yapan Mike Pompeo, 26 Nisan 2018 tarihinde ABD dışişleri bakanlığı görevine getirilmiş ve kısa Amerikan tarihinde hem CIA başkanlığı hem de dışişleri bakanlığı görevini yapan ilk insan olmuştur.

30 Aralık 1963 tarihinde doğan ve bir oğlu olan Mike, Los Amigos Lisesinden sonra 1986 yılında Amerikan Askeri Akademisi West Point’i birincilikle bitirmiş ve orduda beş yıl aktif olarak görev yapmıştır. Pompeo Harvard Law School’da hukuk eğitimini de tamamlamıştır.

West Point günleri, CIA Direktörlüğü ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinin ardından günümüzde 90 pound (yaklaşık olarak 41 kilo) veren Mike Pompeo.

Mike Pompeo, Türkiye askeri darbe ile boğuşmaya başladığı sırada yaptığı bir açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimindeki Türkiye’yi İslamcı bir diktatörlük olarak nitelendirmiş ve ancak İran kadar demokratik olduğunu iddia etmiştir.

İran Dışişleri Bakanı Javad Zarif, 16 Temmuz 2016 günü paylaştığı bir Twitter mesajında; ‘‘Türk halkının demokrasi ve seçilmiş hükümeti cesurca savunması, bölgemizde darbelere yer olmadığının ve darbelerin başarısız olmaya mahkûm olduklarının kanıtıdır’’ ifadelerine yer vermiştir.

Zarif’in bu mesajını alıntılayan Pompeo ise, İran hükümetinin Recep Tayyip Erdoğan hükümeti kadar demokratik olduğunu ve her ikisinin de totaliter İslami diktatörlük olduğunu iddia etmiştir.

Aynı Pompeo, anılarını kaleme aldığı ‘‘Asla Taviz Verme, Sevdiğim Amerika için Mücadele’’ adlı kitabında, 15  Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi için aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır.

‘‘Yet ever since a purported ‘‘coup’’ in 2016, President Erdoğan had gone full Islamist-authoritarian. I spent countless hours with him and his national security advisor, İbrahim Kalın, and intel chief Hakan Fidan. Erdoğan called President Trump constantly to complain that we were helping the Kurds too much or refusing to return Fethullah Gülen, a religious figure in exile whom Erdoğan blamed for masterminding the coup. I think he felt emboldened to take advantage of America in response to the weakness the Obama administration had shown in the region-a pullout from Iraq that allowed ISIS to grow, not enforcing the redline in Syria, opening the door for Iranian hegemony, and so on.’’

Ancak 2016’daki sözde darbeden bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan tam anlamıyla İslamcı-otoriter bir çizgiye büründü. Onunla, ulusal güvenlik danışmanı İbrahim Kalın ve istihbarat şefi Hakan Fidan ile sayısız saatler geçirdim. Erdoğan, Kürtlere çok fazla yardım ettiğimizden veya darbeyi planlamakla suçladığı sürgündeki dinsel figür Fethullah Gülen’i iade etmeyi reddettiğimizden şikayet etmek için sürekli Başkan Trump’ı arıyordu. Bence Obama yönetiminin bölgede gösterdiği; IŞİD’in  büyümesine fırsat veren Irak’tan çekilmesi, Suriye’de kırmızı çizgiyi dayatmaması, İran hegemonyasına kapıyı açması vb. gibi zayıflıklara tepki olarak kendisinde Amerika’dan yararlanma cesaretini hissetti.

Solda; ‘‘İslamcılık, kendisini olduğundan başka gösteren radikal bir politik ideolojidir’’ diyen Başkan Donald Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, sağda ise yazdığı sesli kitabın kapak sayfası görülmektedir. Foto: Asbarez.

 

Trump’ın Sadık Hizmetlisi Michael Flynn

İrlandalı Katolik bir aileden gelen ‘‘DARBECİ ALKIŞLATAN’’ Emekli Korgeneral Michael Flynn de İslam dinini kanser olarak niteleyen ve devre arkadaşları tarafından ‘‘civataları gevşemiş’’ olarak nitelendirilen eski bir askerdir.

Donald Trump’ın sadık hizmetlisi emekli asker Flynn’in Türkiye hakkında bir zamanlar verdiği demeçleri ise çok daha kin ve nefret söylemleriyle doludur:

  • Türkiye IŞİD terör örgütü dâhil Suriye’deki cihatçı gruplara, 2014 ve 2015 yıllarında silah, para ve lojistik desteksağlamıştır.
  • Türkiye İslamcıdır: Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi Müslüman Kardeşler örgütünün bir kolu gibi hareket etmektedir.
  • Türkiye muhalifleri hedef almaktadır. Temmuz ayından bu güne kadar 100.000’den fazla güvenlik ve kamu görevlisi tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmıştır.
  • Türkiye Amerikan karşıtı bir ülkedir; Erdoğan, Amerika’nın en iyi müttefiki olan Suriyeli Kürtlerle iş birliği yapan ABD yetkililerini kötülemektedir.
  • Türkiye savaş suçları işleyen bir ülkedir, Türkiye’nin güneydoğusunda sivil Kürtleri öldürmektedir.

Emlakçı Trump’a çok sadık olan bu emekli korgeneralin 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimiyle ilgili çok ilginç bir hikâyesi de vardır. Sadık Flynn darbe girişimi esnasında Cleveland’da bir konuşma yapmaktadır, darbe girişimi haberini alınca gaza gelir ve ‘‘Şu anda Türkiye’de bir darbe yapılmaktadır. Türkiye, Erdoğan yönetimi altında İslamcılığa doğru gitmektedir ve silahlı kuvvetler, Türkiye’nin laik yapısını korumaya çalışmaktadır’’ ifadelerini kullanır. Kendisini dinlemekte olan Amerikalı koyun sürüsü darbecileri alkışlar. Flynn de hemen atlar ve ‘‘Evet bu alkışlanmaya değer’’ der.

Emekli Korgeneralin 180 Derecelik Dönüşü- ‘‘Müttefikimiz Türkiye krizde ve yardımımıza ihtiyacı var’’ 

Eski CIA Terör uzman Philip Mudd CNN’de yayımlanan haber programında: Flynn’e imamı Türkiye’ye teslim etme karşılığında 15 milyon ABD doları teklif edildi.

 Ancak nedendir bilinmez, emlakçı Trump’ın bu sadık hizmetlisi sonradan Erdoğan hakkındaki fikirlerini tamamen değiştirecek ve ABD başkanlık seçim günü olan 08 Kasım 2016 tarihinde, The Hill adlı gazetede yayımlanan makalesinde Fethullah Gülen’i, ‘‘Pennsylvania’da yaşayan namussuz ve şüpheli bir İslami molla’’ olarak nitelendirecektir.

Flynn, kaleme aldığı yazıda; Türkiye’nin ABD çıkarları için çok önemli olduğunu, Irak ve Suriye’de İslami Devlete karşı yürütülen mücadelede ABD’nin en kuvvetli müttefiki olduğunu ve bölgede istikrar kaynağı olduğunu öne çıkarır. Yapılan ABD askeri operasyonları ile iş birliğine şiddetle ihtiyaç olmasına rağmen Obama yönetimi, akılsızca bir politika ile yıllardır süren müttefikliği tehdit edecek bir şekilde Türkiye’yi uzakta tutmaktadır.

Başkan Trump, 26 Kasım 2020 tarihli Twitter mesajında, Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) yalan söylediğini itiraf eden eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’i affettiğini açıklamıştır. Emekli general Trump’a olan sonsuz sadakatinin ödülünü almıştır.

Flynn’e göre ABD, Türkiye’yi öncelikli bir konuma koyacak şekilde dış politikasını yeniden düzenlemeli ve dünyaya Türkiye’nin perspektifinden bakmalıdır. Osama bin Laden örneğini veren Flynn okuyuculara, 11 Eylül olayı sonrasında Laden’in Türkiye’de güzel bir villada yaşadığını ve Türk vergi mükelleflerinin paraları ile 160 adet okul işlettiğini duysaydınız ne yapardınız diye sormaktadır.

Flynn makalesinde: istihbarat alanındaki uzmanların Gülen’in yazdıklarında terörün izlerini kolaylıkla görebildiğini, imam Gülen’in geniş küresel ağının, uyuyan bir terör şebekesi olduğuna dair bütün belirtilerin olduğunu ifade etmektedir.

Yazısında, radikal İslam’ın gücünü Fethullah Gülen gibi radikal sahtekâr imamlardan aldığını savunan Flynn, ABD’nin ona sığınak sağlamayı bırakmasını dile getirmekte ve kriz anlarında kimin gerçek dost olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Washington, bu maskeli terörist tarafından aldatılmıştır ve istikrarsızlık arka bahçede kolayca kendisine yer edinmiştir. Flynn, Türkiye’nin iade talebini de desteklemektedir. Emekli general makalesinde; ‘‘Radikal İslam ideolojisini, tam bir dolandırıcı olan Gülen gibi radikal imamlardan almaktadır ve ABD bu sahtekâr imama güvenli bir sığınak sağlamamalıdır.’’ demektedir.

Çavuşoğlu’nun Tepkileri

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 20 Kasım 2018 tarihinde Dışişleri Bakanlığında Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya gelmiştir. AP Photo/Pablo Martinez Monsivais.

Her şeyden önce Mike Pompeo, eski mevkidaşımız o kitabı sanırım başkanlık adaylığında ya da adaylığının kampanyasını başlatmak için yazmıştır. Öyle düşünüyorum. Şimdi bu bahsettiğiniz iddialarla ilgili bir kere gerçek dışı bilgiler var. Diplomatik bir dille söylüyorum, siz buna yalan da diyebilirsiniz. Abartı var ve çifte standart var. Ayrıca bugüne kadar terörizme verdikleri destek ABD’de ciddi bir suçtur. Sanırım yargı sürecine tabii olmamak için de ciddi dezenformasyon var.

Her şeyden önce Türk ordusunun DEAŞ’ı yenme kapasitesinin olmadığını gördük demesi ibretlik. Trump döneminde PKK/YPG ile angajmana girmediler. Obama döneminde başladı bu. Dolayısıyla bunların kararı değil. Onu düzeltmek gerekir. İkincisi bugün DEAŞ’a karşı göğüs göğüse mücadele eden tek ordu Türk ordusudur. 4500’den fazla teröristi biz elimine ettik. Hem Suriye’de hem Irak’ta…

Biz Suriye’de DEAŞ’lı teröristleri elimine ederken ya da Suriye’nin kuzeyini DEAŞ’lı teröristlerden temizlerken ABD, Pompeo’nun olduğu dönemde YPG/PKK ile beraber DEAŞ’lılar önce otobüse, sonra da uçaklara bindirerek Afganistan’a gönderdiler. Bugün Afganistan’daki terör saldırılarının müsebbibi de bunlar. DEAŞ’ın ve El Kaide’nin saldırılarından bahsediyorum. Dolayısıyla NATO’da en büyük ikinci gücü olan Türk ordusunun kapasitesini herkes gördü ve hem PKK hem YPG hem DEAŞ’tan 8 bin kilometrekarelik bir alanı Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklemek adına temizleyen Türk ordusudur. Burada gerçek dışı bilgi var.

Bu İstanbul’daki 2019’daki görüşmeyle ilgili ben Mike Pompeo’nun yanındaydım baştan sona. Öncelikle Türkiye’ye niye geldiler? Biz teröristleri buradan temizleyeceğiz, siz de operasyona bir ara verin demek için geldiler. Biz onların belgesini müzakere edilemez bulduk, karşılarına 11 maddelik bir belge sunduk. 9’unu kabul ettiler, ikisini de Cumhurbaşkanımızın huzurunda müzakere ettik ve o iki madde konusunda da mutabakata vardık, sonra çıktık. Onlar kendi büyükelçiliğinde, sonra Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ben de Cumhurbaşkanlığı’nda ortak açıklamayı basınla paylaşmıştım.

Ortak açıklamanın yükümlülüklerini de yerine getirmediler, dürüst olmadıklarını da gösterdiler. İçeride her ziyarette olduğu gibi baş başa görüşmeler olabilir, dışişleri bakanları arasında, devlet başkanları arasında… Cumhurbaşkanımızla Pence arasında ilk başta heyetler arası görüşmeden önce bir baş başa görüşme gerçekleştirdi. Biz de Pompeo ve diğer arkadaşlarla başka bir odada beklerken, Pompeo’nun sürenin uzamasından rahatsız olduğunu gördük ve içeriye gidelim diye de bazı talepleri de oldu. Ben de kendisine birisi başkan, birisi başkan yardımcısı bize ihtiyaç duydukları zaman kendileri bizi çağırır, dolayısıyla protokol gereği de adap gereği de liderler içeri çağırmadan gitmenin doğru olmadığını söyledim, kendisini uyardım.

Şimdi rahatsızlığını anlıyoruz. O iğrenç dediği videodaki görüntüleri biz yaşadık. Bu terör örgütü o gece 251 vatandaşımızı öldürdü ve kendisinin de zaten o gece daha sonra sildiği bir tweet var. Cumhurbaşkanımızın aleyhine yazdıklarını da anlıyoruz ki darbe girişimini desteklemiştir. Videodan rahatsız olmasının sebebi de budur. Çünkü o görüntüler darbenin nasıl başladığını ve Türk milletinin darbeyi nasıl yendiğini gösteriyor. Sanırım Türk milletinin o darbecileri yenmesinden rahatsız olmuş ki bu ifadeleri kendisi sergilemiş. Dolayısıyla belki video uzun olabilir ama tüm gerçekleri yansıtan bir videoydu.

Yunanistan konusunda Rum kesiminde zaten ABD’nin denge politikasını bozan bunlar oldu. Kendisi de önümüzdeki seçimlerde aday olduğu zaman Rum lobisinden de oy alabilmek için bu söylemleri öncelikle yazdığını görüyoruz. Diğer taraftan patrikhane ile ilgili ziyaretinde artık orada diğer dini azınlıkların, patrikleri, cemaatler, vakıflar orada, Türkiye hiçbirisini tehdit etmez. Batı Trakya Türklerinin haklarının gasbedilmesi gibi herhangi bir Türkiye’nin özellikle biz AK Parti iktidarı olarak yönetime geldiğimiz günden bu yana, sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı döneminde de onlara yaptıkları ortada. Her lider geldiği zaman her görüşmede de kendileri bunu uluslararası platformlarda anlatıyorlar. Patriğe herhangi bir tehditte bulunmamız mümkün değildir, hiçbir zaman olmamıştır. Kendisine her zaman, her türlü desteği veriyoruz.

Yalnız bu ziyareti İstanbul’a yapmak istediğini, patrikhaneye gitmek istediğini, benimle de orada görüşmek istediğini söyledi. Benim de cevabım gayet net. Benimle görüşmek isteyen Ankara’ya buyurur gelir, İstanbul’a onun ayağına gitmem dedim. Dolayısıyla olay bundan ibarettir. Herhangi başka bir rahatsızlığım da olmamıştır.

Sonuçta bu açıklamaların, kitapta yazan unsurların çoğuna baktığımız zaman gerçek dışı bilgiler var, abartı var ve ne kadar dürüst ve samimi olmadıklarını da ne kadar ilişkilerde ikiyüzlü olduklarını da görmüş oluyoruz kendilerinin yazdıklarında.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.