Açık

Türkiye ve Pakistan Neden Gri Listede?

GÜNCEL HABER - 26 Ekim 2021 14:38 A A

Türkiye ve Pakistan Neden Gri Listede?

 

‘‘Türkiye karmaşık kara para aklama vakalarıyla etkin bir şekilde başa çıktığını ve Birleşmiş Milletler’in terör organizasyonu olarak tanımladığı IŞİD ve El Kaide gibi örgütlerin mali finansmanına soruşturma açmakta kararlı olduğunu göstermelidir’’ FATF Başkanı Marc Pleyer

 

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 26 Ekim 2021

 

İllüstrasyon: Action Network

 

Vivek Katju tarafından kaleme alınan ve Firstpost haber sitesinde 25 Ekim 2021 tarihinde paylaşılan habere göre; Türkiye ve Pakistan FATF (Financial Action Task Force – Mali Eylem Görev Gücü) tarafından gri listeye dâhil edilmiştir ve bu durum iki ülke için de büyük bir darbe anlamına gelmektedir.

Bilindiği gibi FATF Başkanı Marcus Pleyer, 19-21 Ekim2021 tarihlerinde icra edilen üç gün süreli toplantının ardından yaptığı açıklamada Pakistan’ın gri listede kalmayı sürdüreceğini ve Türkiye’nin de artık gri listede yer aldığını açıklamıştır.

39 üyeli FATF, 1989 yılında uluslararası finans sisteminin bütünlüğünü korumak maksadıyla kurulmuştur. Türkiye, 1991 yılında FATF’a üye olmuştur. İlk kez 2011 yılında gri listeye giren Türkiye, 2012 yılında kara listeye alınma riskiyle karşılaşmıştır. FATF kara listesinde İran ve Kuzey Kore olmak üzere sadece iki ülke bulunmaktadır.

FATF’ın kuruluş amacı suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ile mücadele iken, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de meydana gelen terör saldırılarından sonra terörizmin finansmanı ile mücadele de çalışma kapsamına alınmış, son olarak 2012 yılında kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile mücadele de görev alanına eklenmiştir.

Dolayısıyla FATF, “aklama, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı” ile mücadele konularında uluslararası standartlar belirleyerek söz konusu standartların ülkelerce  (190 üzeri ülke) uygulanma düzeyini denetlemektedir.

FATF’ın gri listesinde yer alan 23 ülke arasında Türkiye ve Pakistan, bu şüpheli ayrıma sahip olan en önde gelen ülkelerdir. Nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke olan Pakistan kendisini İslam dünyasının lider ülkelerinden bir tanesi olmakla övünmektedir. Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye ise Türk padişahların büyük bir imparatorluğa önderlik ettiği Osmanlı devrinin hatıralarını yeniden canlandırmaya çalışmaktadır.

FATF’ın son kararı özellikle Türkiye olmak üzere her iki ülke açısından da açıkçası incitici bir karardır. Kararın Türkiye açısından özellikle incitici olmasının nedeni; Pakistan’ın 2018 yılından beri gri listede olması, Türkiye’nin ise yeni listeye eklenmiş olmasıdır.

Pakistan ve Türkiye arasında onlarca yıl öncesine dayanan yakın bir dostluk ve bağlar mevcuttur. Her iki ülkenin 1950’li yıllarda ABD ittifak sisteminin parçası olması orduları arasında güçlü yakınlıkların gelişmesine yol açmıştır. Pakistan’da Mareşal Ayub Khan bir darbeyle sivil hükümeti devirmiş, Pakistan iki ulus teorisine dayanmasına rağmen mollaları yönetimden uzak tutmaya çalışmıştır. Türkiye’de ise ordu ülkenin gerçek hükümdarıdır ve modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk tarafından getirilen laiklik prensibinin yılmaz savunucusudur.

Ancak köprünün altından çok sular akar. Pakistan’da Zia-ul-Haq yönetimindeki ordu kendi doğasını değiştirir. Ayub Khan’ın fikirlerinden uzaklaşan Zia dindarlığı enjekte eder ve Pakistan’ın kurucu ideolojisinin koruyucusu olarak hâkimiyetini pekiştir.

Türkiye tarafında ise ordu laik kalmayı sürdürür, ancak Erdoğan tarafından gücü başarılı bir şekilde marjinalize etmek ve kendisini ülkenin tartışmasız lideri haline getirmek için istismar ettiği dinsel hassasiyet giderek büyümektedir. Her iki ülke de ideolojik rotalarını değiştirirken ve onları bir araya getiren ABD liderliğindeki ittifak sistemi sona ererken güçlü temaslarını sürdürür.

Önceki Makale  Batılı Güçlerin İhaneti

Imran Khan’ın başbakanlığı döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler canlanır. Khan 2018 yılında, İslam ümmetinin çıkarlarını korumak maksadıyla Recep Tayyip Erdoğan ve Malezya eski başbakanı Mahathir Mohamad ile el ele verir. Üç ülkenin bir araya gelmesi Suudi Arabistan’ın hoşuna gitmez ve kendi liderliğine doğrudan bir meydan okuma olarak algılanır. Suudi Arabistan, üçlü çabalardan geri adım atan, ancak Pakistan-Türkiye ilişkilerini zarar vermeyen Imran Khan’a bel bağlar. İlginç bir şekilde, Imran Khan şimdi Pakistan’da Türk kültürünü tanıtmakla uğraşmaktadır.

Imran Khan’ın Türk kültürünü tanıtma faaliyetlerine Osmanlı İmparatorluğu’nun başarılarını yüceltmek de dâhildir. Imran Khan ve Pakistan ordusu bunun yanı sıra Kashmir meselesindeki desteği için Türkiye’ye müteşekkirdir. Erdoğan bunun için elinden geleni yapmıştır. Pakistan bunun yanı sıra FATF’ın kara listesi dışında kalmak için Çin, Malezya ve Türkiye’ye güvenmektedir.

Geleneksel olarak güçlü Pakistan-Türkiye bağları için temel oluşturan birçok konuya şimdi de FATF’ın onları aynı kefeye koyması nedeniyle batılı ülkelere yönelik ortak şikâyetler de eklenecektir.

Pakistan örneğine bakıldığında, FATF, Pakistan’ın terörizmin finansmanına karşı önemli ilerlemeler kaydettiğini ve 2018 yılı eylem planında belirtilen 27 maddeden 26’sını tamamladığını kabul etmekte ancak Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen terör örgütlerinin üst düzey liderlerini kovuşturma konusunda yetersiz bulmaktadır.

Gerçekten de Lashkar-e-Toiba ve Jaish-e-Mohammad gibi terör örgütleri Pakistan devletinin Hindistan’a karşı kullandığı stratejik araçlar konumundadır. Her ne kadar zaman zaman terörle mücadele kisvesi altında bu terör örgütlerine karşı bazı eylemler gerçekleştirse de Pakistan’ın bu terör örgütlerine karşı etkin bir eylemde bulunması mümkün değildir. FATF’ın 39 üyesinden bir tanesi olan Hindistan, Pakistan’ın Hafız Saeed ve Masood Azhar gibi terör örgütü liderlerine gevşek davrandığına dair yeterli kanıtları sunarak FATF’ı ikna ettiği sürece Pakistan’ın gri listeden çıkması çok zor olabilir.

Pakistan bu alandaki yetersizliğini farkında olduğundan FATF kararına yumuşak bir tepki göstermiştir. Pakistan Enerji Bakanı Hammad Azhar paylaştığı bir Twitter mesajında zorluklara rağmen uzlaşmaya çok yaklaştıklarını ifade etmiştir.

FATF, Türkiye’yi gri listeye alırken, ülkenin gri listeden çıkmak istiyor ise hem kara para aklama hem de terörün finansmanına karşı büyük çaba sarf etmesi gerektiğini gösteren sekiz adet teknik neden ortaya koymuştur. Bu sekiz eylem arasında; para transferi endüstrisinin daha fazla gözetimi, davaların soruşturulması ve BM tarafından belirlenmiş terör örgütlerinin terörizmin finansmanı soruşturma ve kovuşturmalarına öncelik verilmesi gibi tedbirler bulunmaktadır. Bunlar; dünyanın en büyük 17’nci ekonomisine sahip ve G20 üyesi bir ülkeye yönelik ağır suçlamalardır.

Türkiye’nin son FATF kararına çok sert tepki göstermesine hiç şaşırmamak gerekmektedir.  Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı FATF’ın kararına; ‘‘Yapılan uyumluluk çalışmalarına rağmen ülkemizin gri listeye alınması hak edilmeyen bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Bundan sonraki süreçte, FATF ve ilgili tüm kurumlarla iş birliği içinde gerekli adımlar atılmaya devam edilecek ve ülkemizin hak etmediği bu listeden en kısa sürede çıkması sağlanacaktır’’ ifadeleriyle tepki göstermiştir.

Önceki Makale  "Cumhuriyet" nedir?

Ülkenin içişleri bakanı olan Süleyman Soylu daha da ileri giderek; Terörizmin en çok maliyet yüklediği ülke biziz. Terörü finanse eden, güç veren Avrupa’dır. Bu kadar yüzsüzlük olabilir. Bu kadar gerçeklerden aykırı tespitler yapılabilir” ifadelerini kullanmıştır. Erdoğan, her ne kadar FATF ile ilgisi olmayan bir konuda 10 Batılı ülkenin büyükelçilerinin istenmeyen kişi olarak ilan edilmesini emretmiş olsa da ülkesinin gri listeye alınması nedeniyle duyduğu öfkenin verdiği bu talimata katkıda bulunmuş olması muhtemeldir.

Hem Pakistan hem de Türkiye’nin ekonomileri kötü durumdadır. Ekonominin kötü olmasının en büyük işareti de iki ülkedeki enflasyon ve para birimlerinin değerindeki düşmedir. FATF karar Türk lirasının değerinin daha da düşmesine neden olmuştur. Pakistan ve Türkiye ekonomilerinin zayıflık ve kırılganlığı iki ülkenin ekonomi yöneticilerini FATF ile işbirliği yapmaya zorlayacaktır.

Reuters’e göre araştırmalar; gri listeye alınan bir ülkenin yabancı bankalar ve FATF sıralamasını takip eden yatırımcılar ile olan bağlarını zayıflattığını göstermektedir. Uluslararası Para Fonu’nun bu yıl gerçekleştirdiği araştırmaya göre bir ülkenin gri listeye alınması, o ülkeye yabancı sermaye girişini, gayri safi yurtiçi hâsılasının (GSYİH) tahminen %7,6’sı kadar azaltmaktadır.

Yabancı yatırımcılar; ülkenin para politikasına siyasi müdahale, çift haneli enflasyon ve düşük döviz rezervlerini gerekçe göstererek, son yıllarda Türkiye’den kaçmaktadır. Türk lirasının dolar karşısında değerinin üçte ikisini kaybettiği bu dönemde; beş yıl önce %25 olan yabancı tahvil sahipliği %5’e kadar düşmüştür.

Pakistan’ın 2008-2019 Yılları Arasındaki GSYİH Kayıp Oranı

 

 

 

 

 

Naafey Sardar tarafından kaleme alınan ve TABADLAB haber sitesinde paylaşılan 24 Şubat 2021 tarihli bir makalede; 2008 yılından beri FATF gri listesinde olan Pakistan’ın yaklaşık 38 milyar dolar kaybettiği ileri sürülmektedir.

Haberin orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

https://www.firstpost.com/world/why-turkey-joins-pakistan-on-fatf-grey-list-and-how-it-is-a-big-blow-for-best-buddies-10083731.html

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.
GÜNCEL HABER - 14:38 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
%d blogcu bunu beğendi: