Site Rengi

Sun Savunma Haber

Türkiye Neden Suriye’de?

Ercan Caner

Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

 

Türkiye Neden Suriye’de?

Kaybedenler mi? Kaybedenler kulübünde ise savaşta insanlarını cepheye süren ülkeler olacaktır, böylesine stratejik seviyede oyunların oynandığı bir savaşta kaybedenler her zamanki gibi öncelikle sivil halk ve neden savaştığını dahi bilmeyen vekâlet savaşçıları olacaktır.

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 14 Aralık 2019

2016 yılı rakamlarına göre dünyanın en fazla petrol üreten ilk on ülkesi aşağıdaki tabloda sunulmuştur. Bu ülkelerden Suudi Arabistan, Irak, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Venezüella ve Kuveyt OPEC üyesidirler. Türkiye 2015 yılı rakamlarına göre günlük 61.000 varil üretimiyle 53’üncü, Suriye ise günlük 33.000 varil üretimiyle 60’ıncı sıradadır. Bu rakamlara bakıldığında, Suriye kesinlikle petrol zengini bir ülke değildir.

Ham petrol, yeraltından çıkarılmayı müteakip ya ham petrol olarak ya da işlendikten sonra hemen pazara sunulmak zorundadır. Çıkarılmayı müteakip herhangi bir formda pazara sunulmayan petrol ve petrol ürünlerinin bir ekonomik değeri yoktur ve petrol ve/veya doğal gazın en güzel depolanma yeri hemen pazara sürülemiyor ise bulunduğu yer, yani yerin altıdır.

Suriye petrol zengini bir ülke değildir. Peki, Suriye üzerinde oynanan bunca oyunun sebebi nedir? Neden süper güçler bu ülkeyi bir savaş alanına çevirdiler? Dünyanın her yerinde olduğu gibi, yine mezhep ayrılıkları ve etnik kimlikleri öne çıkararak insanları kışkırttılar ve Suriye’yi bu hale getirdiler. Suriye iç savaşı, dört yıldan fazla bir süredir devam etmektedir ve yüzlerce farklı grup ve fraksiyon birbirleriyle çatışma halindedirler. Ve ne yazık ki savaş sona erdiğinde, bu grup ve fraksiyonlardan hiç birisi kazanan olmayacaktır.

Suriye’deki iç savaşın nedeni; yukarıdaki haritada görülen iki boru hattının inşasıdır. Kırmızı ile gösterilen hat, Rusya tarafından desteklenen ve İran petrolünün, Irak ve Suriye üzerinden Humus liman kentine, oradan da Avrupa’ya taşınmasını öngören İran-Irak-Suriye güzergâhıdır.

Mavi ile gösterilen hat ise, ABD tarafından desteklenen ve Katar petrolünün, Suudi Arabistan, Suriye ve Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya taşınmasını öngören Katar-Türkiye güzergâhıdır.

Kırmızı ile gösterilen ve Rusya tarafından desteklenen İran-Irak-Suriye petrol/doğal gaz boru hattının güzergâhı, aşağıda sunulan ve Irak ile Suriye’deki son durumu gösteren harita ile karşılaştırıldığında, bu hattın geçtiği yerlerde kontrolün İslami Devlet terör örgütünün kontrolünde olduğu görülmektedir. Koalisyon güçleri tarafından yapılan hava saldırılarının yoğunlaştığı bölgeler de petrol boru hattı ile birebir çakışmaktadır.

Bu karmakarışık durumu açıklamaya çalışalım. Rusya tarafından desteklenen petrol/doğal gaz boru hattı güzergâhının geçeceği öngörülen yerlerde İslami Devlet terör örgütünün kontrolü elinde bulundurmasının nedeni; bu acımasız terör örgütünün, onu kuran efendilerinin emrine uyarak, istikrarsızlık yaratmak ve mavi renkli,  ABD tarafından desteklenen hat güzergâhının daha emniyetli olduğunu ispatlamak maksadıyla kontrolü altında olan bu güzergâh üzerinde kargaşa yaratmaktır. Peki, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin İslami Devlet terör örgütünün kontrolü altındaki bölgelere yönelttiği hava saldırılarının nedeni nedir? Basit,  ortaya çıkan kargaşayı daha da artırmak ve diğer güzergâhın çok daha güvenli olduğu algısını yaratmak.

Türkiye açısından, Rusya tarafından desteklenen kırmızı renkli güzergâh incelendiğinde durum nedir? Öncelikle petrol ve/veya doğal gaz, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmayacağından, Türkiye bu güzergâhın gerçekleştirilmesinden ekonomik bir kazanç sağlamayacaktır. Peki, Türkiye ne yapmaktadır? ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin, İslami Devlet terör örgütüne karşı düzenlediği hava saldırılarına katılmakla kalmayıp,  kendi güvenliğini sağlamak maksadıyla, kara unsurları ile Özgür Suriye Ordusu’nu önüne katarak Fırat Kalkanı operasyonunu yürütmektedir.

Rusya açısından mavi renkli güzergâhın durumuna bakıldığında, hattın İslami Devlet terör örgütünden temizlenmesi için yürütülen ABD önderliğindeki hava saldırılarını ve Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu ile Suriye topraklarında, Irak, Kürt unsurlar,  Irak’tan Şii gönüllüler tarafından sürdürülen operasyonları büyük bir memnuniyetle izlemektedir. İran kendi petrol ve doğal gazının Avrupa’ya ulaşması için gerekli olan güzergâhın emniyetini almak ve Sünni İslami Devlet militanlarını yenmek için giderek Irak hükümetine yaklaşmakta ve süren çatışmaların kendi avantajına olduğunu bilmektedir.

Irak, İran petrolünün taşınması için inşa edilecek güzergâhtan kendi petrolünü de Avrupa’ya ulaştırabileceğinden ve iki körfez savaşı ve ABD’nin Kürtleri desteklemesi nedeniyle Rusya’nın desteklediği güzergâhtan her yönden avantajlı çıkacaktır.

Özetlemek gerekirse; mavi renkli güzergâhın hayata geçirilmesinden Rusya, İran, Irak ve Suriye avantajlı çıkacaktır. Peki Türkiye? Türkiye bu resimde yoktur! Peki, neden İslami Devlet terör örgütüne karşı Suriye topraklarında savaşmakta ve bugünlerde Irak topraklarında da ikinci bir cephe açmayı düşünmektedir? Haritaya bakıldığında Katar-Türkiye güzergâhını desteklemesi gereken Türkiye’nin neden Rusya ve İran’ın ve de Irak’ın yanında İslami Devlet terör örgütüne karşı savaştığı ve kendisine ekonomik açıdan hiç bir avantaj sağlamayacak olan İran-Irak-Suriye güzergâhına hizmet ettiği anlaşılamamaktadır.

Kırmızı renkli Katar-Türkiye hattı yukarıda da ifade edildiği gibi ABD’de görevi teslim edecek olan yönetim tarafından desteklenmektedir. Güzergâhın geçtiği ülkelerden Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye ABD’nin müttefikleridir ve Türkiye üstüne üstlük bir de NATO üyesidir. NATO üyesi Türkiye bu güzergâhın hayata geçirilmesiyle ekonomik açıdan para kazanacaktır.  Doğrusu ekonomik açıdan bu kadar kötü bir durumdayken bu güzergâhın gerçekleşmesi ve Türkiye’yi finansal açıdan uzun vadede de olsa bir nebze olsun rahatlatacaktır.

ABD neden Katar-Türkiye hattını desteklemektedir? Herhalde cevabı oldukça kolay bir soru olmalı. Suriye hariç müttefikleri olan Katar,  Suudi Arabistan ve Türkiye topraklarından geçen ve petrol/doğal gaz akışını her zaman kontrolu altında tutabileceği bir güzergâh olduğundandır. Peki, Suriye toprakları? ABD yönetimi, sonradan dönse de Suriye’de büyük bir hata yapmış ve uzun süre Sünni cihatçıları desteklemiştir.

Katar-Türkiye güzergâhı, Rusya, İran ve Irak açısından değerlendirildiğinde bu üç ülkenin de kırmızı renki İran-Irak-Suriye güzergâhı gerçekleştirilmez ise ekonomik kayıplara uğraması kaçınılmaz olacaktır.

Özetlersek,  ekonomik açıdan bağımlı olduğu müttefiki ve NATO ortağı olan ABD’ye güvenen Türkiye, ABD’nin hataları ve kendi yanlış politikalarının kurbanı olarak Katar-Türkiye güzergâhı inşa edilmez ise ekonomik bir getiri sağlayabilecek durumda değildir.

Katar-Türkiye hattının gerçekleştirilmesi Suriye ve Rusya’nın, yani Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin’in kararına bağlıdır. Peki, Putin bu kararını verirken ne kadar bağımsız ve özgürce hareket edebilecektir? Açıklayalım; ABD ve OPEC ülkeleri petrol ve doğal gaz üretim miiktarını kontrol ederek petrol fiyatlarıyla oynamayı ve ekonomisi büyük ölçüde petrol gelirlerine bağlı olan Rusya’yı dize getirmeyi geçmişte çok iyi başarmışlardır.

Grafiğe bakıldığında, 2014 yılında petrol fiyatlarının düşmesiyle birlikte Rusya ekonomik krize girmiştir. Petrol fiyatlarının düşürülmesi, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Rus ordusunun Ukrayna’ya askeri müdahelesi kapsamında bu ülkeye uygulananan ekonomik yaptırımlardan başka bir şey değildir. Rusya’nın ana ihraç ürünü olan ham petrol fiyatı, en yüksek değeri olan Haziran 2014 rakamlarına göre 16 Aralık 2014 günü, % 50 oranında değer kaybetmiştir.

Suriye’ye geri dönelim ve bu kez sadece ABD, Rusya ve Türkiye açısından güzergâhların durumuna bakalım. Ilımlı bir politika izleyen ve diğer süper güçle ilişkilerini geliştirmek için Donald Trump’ı bekleyen Putin, sadece İran petrolünün Avrupa’ya taşınması için İran-Irak-Suriye güzergâhının inşa edilmesinde ısrarcı olamaz. 2014 ekonomik krizini çok iyi hatırlayan Putin, Katar petrol ve doğal gazını Avrupa’ya taşıyacak olan Katar-Türkiye güzergâhından da ekonomik açıdan kazanç sağlayacaktır. Sivil savaşın başladığı günden itibaren desteklediği Esat için vefa, kesinlikle İstanbul’da bir semtin adı değildir. Katar-Türkiye güzergâhından Suriye’nin kazandığı gelirin hatırı sayılır bir miktarının Rusya’ya gitmesi kaçınılmazdır.

Evet, bu saatten sonra güzergâh kavgası yapmaya hiç gerek yoktur, Esat dört yıl süren savaşta Halep kentini ele geçirerek bir zafer kazanmıştır, petrol ve doğal gaz boldur, İran ve Katar’da oldukları için de zaten iki ayrı güzergâh gereklidir. Dört yıldır kılıçlar çekilmiştir, vekâlet savaşlarında süper güçler kesin üstünlüğü bir türlü sağlayamamışlardır. Şimdi artık uyuşma ve işbirliği zamanıdır. İkinci Dünya savaşı esnasında, Elbe nehri kenarında bir araya geldikleri gibi, ABD ve Rusya orduları Fırat nehri kenarında da bir araya gelebilir ve antlaşmaya varabilirler. Başkan seçilen Donald Trump ve Amerikan kamuoyu da böyle bir antlaşmayı büyük bir memnuniyetle karşılayacaktır.

Peki, Rusya ve ABD önünde sonunda anlaştığında, kazananlar ve kaybedenler hangi ülkeler olacaktır. Bakalım; ABD, Rusya, Suriye, İran, Suudi Arabistan, Irak ve Katar ve de Türkiye ekonomik açıdan kazanan tarafta olacaklardır. Parsayı petrolün sahibi olan Katar ve İran ve de büyük abiler ABD ile Rusya toplayacaktır.

Kaybedenler mi? Kaybedenler kulübünde ise savaşta insanlarını cepheye süren ülkeler olacaktır, böylesine stratejik seviyede oyunların oynandığı bir savaşta kaybedenler her zamanki gibi öncelikle sivil halk ve neden savaştığını dahi bilmeyen vekâlet savaşçıları olacaktır.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

Devamını oku:
NATO & AB – Rusya, Terör ve Brexit Kıskacında

NATO & AB – Rusya, Terör ve Brexit Kıskacında  ...

IŞİD Hava El Yapımı Patlayıcılarıyla Mücadele Yöntemleri

IŞİD Hava El Yapımı Patlayıcılarıyla Mücadele Yöntemleri Tahmini algoritmalar, derin...

Boşanmak İsteyen Çiftlere Zorunlu Eğitim

Boşanmak İsteyen Çiftlere Zorunlu Eğitim   Euronews, 01 Nisan 2019...

Çarşamba İğneleri

ÇARŞAMBA İĞNELERİ Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE, 3 Nisan 2019 MÜSLÜMAN...

Kapat