savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,3259
EURO
18,1953
ALTIN
1.024,88
BIST
2.533,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C

Evet, Ben de ‘‘Yargı Paketi’’ İstiyorum, ama Kendim İçin Değil, Hâkim ve Savcılar İçin…

Evet, Ben de ‘‘Yargı Paketi’’ İstiyorum, ama Kendim İçin Değil, Hâkim ve Savcılar İçin…

 

Evet, Ben de ‘‘Yargı Paketi’’ İstiyorum, ama Kendim İçin Değil, Hâkim ve Savcılar İçin…

 

Müyesser Yıldız, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu G4 Blok, 10 Ağustos 2020

 

 

Mesaisinin büyük bölümünü bizlere ses olmak için cezaevlerinde geçiren sevgili meslektaşımız, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, bayramdan önce bizlerin durumunu Meclis’te gündeme getirerek, cezaevlerindeki düşünce suçlularının özgür kalması için “yeni yargı paketi” çıkarılmasını istedi. Çakırözer, “Türkiye’yi dünyanın en çok gazeteci hapseden ülkesi ayıbından kurtaralım.” dedi.

Yeni, mini, maksi, uzun yargı paketine gerek var mı? Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açık, onları uygulasalar yeter. Zaten oynamaya niyeti olmayan gelin gibi yer darlığından şikâyet eden de yok. Çünkü bu hukuksuzlukları yaptıranlar ve yapanlar bu ülkede tek bir aykırı ses, tek bir muhalif istemiyor.

“Aykırı ses, muhalif” tabirleri ne ki?! Düşünebiliyor musunuz, bu devletin başı, partisiyle bayramlaşmada gece gündüz uyumamalarını isterken, “Dostlarımızı artıracağız, düşmanlarımızı da azaltacağız.” dedi.

Burada “düşman” kim oluyor? Ne acıdır ki, elbette muhalifler.

Hâkim ve Savcıları Kurtarın

“Yeni bir yargı paketine ihtiyacımız yok.” demek istemiyorum. Aksine, sadece gazeteciler değil, binlerce mağdur için var. Hem de acilen!

Ama X öznesi mağdurlar değil, hâkim ve savcılar olmak üzere…

Meramım şu:

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 15 Temmuz’un yıldönümünde Türk yargısının o gece kritik bir görev ifa ettiğini vurguladıktan sonra şunları söyledi:

“Türk yargısı için bu sürecin diğer bir anlamı da kendi içindeki FETÖ hainlerinden arınarak saygınlığını ve milletin güvenini tekrar kazanmaktır. Adalet, hukuka bağlılık dışında her türlü bağlılığı reddetmeyi gerektirmektedir. Milletin emanet ettiği yargı yetkisini, millete, milletin evlatlarına karşı bir silah, ahlaksızca operasyonların aracı olarak kullananların adalet kapısında mahalli bulunmamaktadır. Hile ve kumpaslarla hukuku çiğneyenlerin, vicdanını terör örgütüne esir edenlerin yargının hiçbir köşesinde yeri yoktur, bundan sonra da olmayacaktır.”

Peki, öyle mi? Olmadığını, yargı yetkisinin hala bir silah gibi, muhaliflere yönelik operasyonların aracı olarak kullanıldığını, görüyor, biliyor ve bizzat yaşıyoruz.

Değilse; yargıya güven neden yerlerde sürünüyor? Değilse; neden bizatihi Adalet Bakanlığı’nın rakamlarına göre iddianamelerin sadece yüzde 46,8’i mahkûmiyetle sonuçlanıyor, yani yarısından fazlası boşa düşüyor?

Değilse; çay paketi gibi dağıtılan ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezaları neden şakır şakır bozuluyor?

Tek bir örnek vereyim:

Eski General Metin İyidil olayı çok konuşuldu, tartışıldı. Neden? Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi “darbeden” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

İstinaf 20. Ceza Dairesi beraat kararıyla birlikte tahliye etti.

Erdoğan’ın devreye girmesiyle 21. Ceza Dairesi yeniden tutuklama kararı çıkardı. Erdoğan, beraat ve tahliye kararı veren heyetin “FETÖ’cü” olduğunu da iddia etti. Bunun üzerine HSK, o hâkimleri başka illere tayin ederken, haklarında soruşturma açtı.

Nihayetinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nden nasıl bir karar çıktı? İyidil’in darbeden değil, “yardımdan” cezalandırılması, bu yüzden yargılamanın yenilenmesi gerektiği… Yani ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanlış olduğu…

Başa dönelim. Duruşmaları izlediğim için kulaklarımla duydum, İyidil’i ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hüsamettin Otçu, “Türkiye’nin en iyi ağır ceza reisi olduğunu” söylüyordu.

Hakkını teslim adına, “Sanığı bir saat dinledikten sonra söylediklerini noktasına, virgülüne dokunmadan tutanağa geçiren bir başka hakim görmedim.” deyip devam edeyim.

Otçu, İyidil kararından sonra Ankara İstinaf’a Daire Başkanı olarak atandı. Halen görevini sürdürüyor…

İyidil’i beraat ettiren, bizzat Erdoğan’ın “FETÖ’cü” dediği hâkimler de halen görevde ve haklarında yürütülen soruşturma altı ayı geçtiği halde sonuçlanmadı. Başkan Hulusi Gül’ün emekli olmak için davanın nihai sonucunu beklediğinin konuşulduğunu da kaydedeyim.

Ez cümle; savcının darbeden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemesini geçelim; görünen o ki iki mahkeme “yanlış” karar verdi, Yargıtay “orta yolu” buldu.

Yargıtay’ın kararını esas alırsak, o iddianameyi hazırlayan savcı, o kararları veren mahkeme başkanı ve üyelerinden hesap sorulması gerekmez mi?

Yaklaşık altı ay önce Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, iddia ve kararları tartışmalı savcı ve hâkimlerin bu durumun sicillerine işlenmesi gibi bir yaptırımdan söz etmişti.

Yeterli mi? Değil… Hâkim ve savcıları siyasi baskılardan kurtarır mı? Asla…

O yüzden kendi adıma diyorum ki;

Hapiste yatma adına artık devletten alacaklı olmak değil, peşin tahsilât ve kısasa kısas istiyorum. Bunun için de şu “mini paketi” öneriyorum.

– Haksız hukuksuz, keyfi soruşturma ve yargılamalarda maddi, manevi tüm zararların soruşturma ve yargılamayı yapanlara fatura edilmesinin sağlanıp uygulanması…

– Soruşturma/dava takipsizlik, kovuşturmaya yer yok kararı ya da beraatla sonuçlanması durumunda, ilgili savcı veya hakimlerin mağdur ettikleri kişi kadar hapis yatma yaptırımının getirilmesi…

Merak etmeyin, çıldırmadım!..

İşler bu denli çığırından çıkmışken;

Ülkemizi önüne geleni tutuklayan ayıbından kurtarmak için bunu istemem çok mu yanlış ve abes?!

Sincan’dan Silivri’deki Barış Pehlivan’a, Hülya Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.