Türkiye hava savunma sistemiaskeri strateji analizlerimodern savaş teknolojileriaskeri operasyon taktikleripusu ve baskın taktikleriF-16 savaş uçağısavaş uçakları analiziaskeri havacılık teknolojilerihava görev emri nediraskeri uçak kazalarıS-400 hava savunma sistemibalistik füze savunmasılazer silah teknolojisihava savunma stratejileriNATO ve Türkiye ilişkileriSuriye’de son durumOrtadoğu jeopolitiğiRusya Ukrayna savaşıTürkiye savunma sanayiİHA ve SİHA teknolojileri
Türkiye hava savunma sistemi
askeri strateji analizleri
modern savaş teknolojileri
askeri operasyon taktikleri
pusu ve baskın taktikleri
F-16 savaş uçağı
savaş uçakları analizi
askeri havacılık teknolojileri
hava görev emri nedir
askeri uçak kazaları
S-400 hava savunma sistemi
balistik füze savunması
lazer silah teknolojisi
hava savunma stratejileri
NATO ve Türkiye ilişkileri
Suriye’de son durum
Ortadoğu jeopolitiği
Rusya Ukrayna savaşı
Türkiye savunma sanayi
İHA ve SİHA teknolojileri
Biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün İstanbul Maltepe’de bir araya gelen yüzbinler, milyonlar olarak tüm Türkiye’ye ve dünyaya sesleniyoruz.
Biz, sadece ve sadece adalet istiyoruz. Sadece burada bir araya gelenler için değil, sadece bizleri destekleyenler için değil, herkes için adalet istiyoruz.
Biz, 25 gündür, on binlerce ağızdan hep birlikte haykırdığımız ‘Hak, Hukuk, Adalet’ talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.
Biz, siyasete ve toplumsal yaşama Adalet Yürüyüşümüzün gösterdiği barışçıllığın hâkim olmasını istiyoruz.
Adalet bir haktır. Adalet hakkımızdır. Biz hakkımızı istiyoruz.
Adalet mülkün temelidir. Günümüz Türkiye’sinde mülkün temeli ne yazık ki sallanmaktadır. Gün, temelinde adalet olan yeni bir toplumsal sözleşme yapma günüdür.
İşte bu anlayışla bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin özellikle son bir yılda içine sokulduğu duruma dair tespitlerimiz ve en acil şekilde yerine getirilmesi gerekenlere ilişkin çağrımız şudur:
15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.
İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.
Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç”gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.
20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.
150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.
Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.
Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.
Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.
Hukuka ve Anayasaya saygı, adaleti sağlamanın ilk koşuludur. Hukuk güvenliğinin olmadığı ve adaletin gerçekleşmediği bir toplumda, kamu düzeni ve toplumsal barış sağlanamaz. Adaletsiz toplum ise, insan haysiyetinin zedelendiği bir toplumdur.
Bu “Adalet Çağrısı”; adaletin, insan haysiyetine saygının ve toplumsal barışın temeli olduğu inancıyla hazırlanmıştır.
Bu mücadele bizim mücadelemiz. Ve biz Türkiye’yiz. Adalet isteyen, barış isteyen, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik isteyen Türkiye’yiz. Biz dünyadan kopmak değil, dünya ile barış içinde kardeşçe yaşamak isteyen Türkiye’yiz. Biz kavga değil huzur isteyen Türkiye’yiz. Biz halkız. Bu yol bizim yolumuz, bu meydanlar bizim meydanımız. Bu memleket bizim memleketimiz.
Bu mücadele adalet mücadelesi… Bu yürüyüş bizim yürüyüşümüz. Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır… Yeni bir ilk adımdır.
Bu bağlamda Yasama/yürütme ve yargı erklerini kullanan bütün yetkililere bu uyarılarımızı iletirken, siyasal partileri, toplumun farklı kesimlerini, sivil toplum örgütlerini ve bütün yurttaşları, bildirinin hedeflerini sahiplenmeye ve hayata geçirmek için mücadeleye çağırıyoruz.
‘‘Vanayı kapatırız’’ diyen Erdoğan, ‘‘Bir Gece Ansızın Gelebiliriz’’ sözleriyle Irak Kürdistanı’nı işgalle tehdit ediyor! Türkiye cumhurbaşkanı: Kürt bağımsızlığı kabul edilemez ve bir hayatta kalma meselesidir. Reuters, 25 Eylül 2017 Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 28 Eylül 2017 Kürtleri tehdit eden Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 25 Ağustos 2017 tarihinde yapılan...
Trump’ın Facebook Yasağı ve Alınası Dersler Topluma mal olmuş siyasi bir kişiliğin başka bir siyasi lidere tehdit içeren; ‘‘Daha neler olacak. Bunlar daha iyi günler’’ sözleri acaba Facebook şirketinin içerik yasak kapsamına girer mi? Ercan Caner, Sun Savunma Net, 06 Haziran 2021 Bloomberg haber sitesinde yer alan...
Nazi Rejimi Benzetmesi Sonrasında Netanyahu’dan Türk Lidere: ‘‘Karanlık Diktatör’’ Yazar: Batya Jerenberg, WORLD ISRAEL NEWS, 24 Temmuz 2018 Çeviren: Ercan Caner, SUN SAVUNMA NET, 31 Temmuz 2018 Netanyahu, İsrail ulus devlet yasasını Nazi rejimine benzeten Erdoğan’a ‘‘Karanlık Diktatör’’ sözleri ile karşılık verdi. Başbakan Benjamin Netanyahu, geçtiğimiz günlerde Knesset tarafından...
ACİL, ACİL, ACİL… SEÇİM SONUÇLARI DOĞRULANMALI RTE, ”Seçim önceden kazanılır” demişti. %52 ile balkona çıkılacağı önceden dillendirilmişti. Öyle oldu. Seçim AKP/RTE’nin belirlediği gibi sonuçlandı. Millet iradesi olduğuna inansam gıkımı çıkarmayacağım. Ama inanamıyorum. Nedenini kendimce açıklayayım NEDEN İNANMIYORUM Seçim sandıkları 17 00’da açıldı. Ben de kaç seçimdir sayım aşamasını izlediğimi gibi...
Gabriel’den Türk Demokrasisinin Desteklenmesi Çağrısı Hele hele şimdi bir Dışişleri Bakanları var, aman ya Rabbi, evlere şenlik. Hiç haddini falan bilmiyor. Sen kimsin ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanına konuşuyorsun, sen Türkiye’nin Dışişleri Bakanı ile konuş. Haddini bil. Bize ders vermeye kalkıyor. Senin siyasetteki geçmişin ne, kaç yaşındasın? Recep Tayyip Erdoğan. Yazar:...
ÇARŞAMBA İĞNELERİ Haftanın tüm iğneleri, kin ve nefret duygularının esiri olup Adli Tıp raporu olmasına karşın 80 yaşın üzerindeki generalleri tahliye etmeyenlere… HAİN RTE seçimlerin kaybedilmesinde suçu olanları ve hainlik yapanları cezalandıracaklarını söyledi. AKP’de kimler haindir?.. DESTEK RTE, hükümet olarak önceden olduğu gibi seçilen bütün belediyelere, şehirlerin hayrına yapacakları işlerde...