savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,6296
EURO
19,6211
ALTIN
1.075,81
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
12°C
Ankara
12°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Az Bulutlu
10°C
Pazartesi Çok Bulutlu
10°C
Salı Çok Bulutlu
11°C

Müyesser Yıldız’dan Açıklama

Müyesser Yıldız’dan Açıklama
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
A+
A-
 

Müyesser Yıldız’dan Açıklama


Müyesser Yıldız’ın gözaltından yaptığı 9 Haziran tarihli açıklama:
 
“Gazetecilik bir kez daha yargılanmak isteniyor. Ama iş bu kez öyle bir boyuta geldi ki, yapılmayan haberin hesabı sorulmak isteniyor. Haber kaynağı ile bir şey konuştun, ikna oldun veya olmadın, veya doğrulatamadın, veya devletin güvenliği açısından sakıncalı buldun; haberi yapmazsın. Veya ilgi ve bilgi alanına girmediğinden yapmazsın. Ben bir haberi en az 3 kaynaktan doğrulatmadan yapmam. Hele devletin güvenliğini ilgilendiren konularda -değil kelimeleri- noktayı, virgülü dahi düşünürüm.
 
Biriyle görüşmüşüm, söyledikleri doğru ya da yanlış, haberi yapmayınca: “Niye haber yapmadın?” denerek casus olmakla, haberi yapsan da devlet sırlarını ifşa ile suçlanacaksın. “Kırk katır mı kırk satır mı?” yani. Çağ atlayan Türkiye böyle bir suçlamayı da gördü.
 
Vatandaşımızın anlaması için şu örneği vermek istiyorum: yolda yürüyorsun, kiraz alıp evine geliyor ve o kirazı yemiyorsun. Sonra gelip sana: “kirazı neden yemedin?” diye sorulması gibi bir şey bu.
 
Bu anlayış ve sorun nereden kaynaklanıyor? Siyasete bulaşmış yargı mensupları gerçekçilik duygusunu ne zaman ve nasıl yitirdi? Öncelikle bunları sorgulamamız gerek. İkincisi, devleti yönetenler basını “bana biat eden, istediğimi yazan ve beni öven” diye tanımlıyor. Bunun dışındakileri düşman, terörist ya da casus olarak görüyor. Bu ülke o kadar mı geriledi ki bağımsız ve tarafsız basının, basın mensuplarının olabileceği gibi bir anlayış yok? Bunu hiç görmediler mi, yaşamadılar mı?
 
Bugünün muktedirleri, geçmişte mağduriyet yaşadıklarında, onlara sahip çıkan gazetecilere terörist ve casus mu deniyordu? Maalesef bu çağda bir kez daha bunları konuşmak zorunda kalıyoruz.”
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.