savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,3259
EURO
18,1953
ALTIN
1.024,88
BIST
2.533,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
23°C
Ankara
23°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Az Bulutlu
23°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
27°C

Küreselleşme ve Avrupa Birliği

Küreselleşme ve Avrupa Birliği


Küreselleşme ve Avrupa Birliği

Ekonomik küreselleşmenin kurallarını yaratan ve yönlendiren üç esas kuruluş; Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ticaret Örgütüdür, bu üçlü ‘’Demir Üçlü’’ veya ‘’Kutsal Olmayan Üçlü’’ gibi adlarla da tanımlanmaktadır. Her birinin kendine özel görevleri vardır; Dünya Bankası büyük ölçekli projelere kaynak sağlar, IMF kısa vadeli acil kredilerle ekonomik reformlara zorlar, Dünya Ticaret Merkezi ise küresel ticaret ve yatırımda kuralları belirler.

 

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 23 Ocak 2021


Tarih boyunca her zaman uluslararası sistemin merkezi unsuru olduğu düşünüldüğünde, Avrupa’nın küreselleşme sürecinde, merkezi unsur olmasa bile bu unsurların en önemlilerinden biri olduğu söylenilebilir. Küreselleşmenin merkezinde yer alan bir coğrafyanın bu süreçten doğrudan etkilenmesi olağandır. 1950’lerden itibaren güçlü bir entegrasyon yaşayan Avrupa Birliği’nin uluslararası alandaki ağırlığının giderek artan bir aktör haline gelmesi küreselleşme sürecinin Avrupa Coğrafyasındaki en önemli sonuçlarından biridir.

Almanya ve Fransa arasındaki mücadelelerin Avrupa genelinde neden olduğu savaşlara ve bölünmüşlüklere son vermek amacıyla ortaya çıkan ve ilk etapta düşman devletlerin daha kolay işbirliği yapabileceği bir alan olan ekonomik alanda entegrasyona gidilerek ulaşılmaya çalışılan AB, Batı Avrupa’da barış ve güvenliğin sağlanması, işbirliği alanlarında başarıya ulaşılması neticesinde entegrasyonun pek çok yeni alanı ve ülkeyi kapsayacak şekilde genişlediği bir örgüt haline gelmiştir. Bu gün 27 üye ülkesi, yaklaşık 300 milyonluk nüfusu ve 15 trilyon dolar büyüklüğündeki ekonomisi ile dünyadaki en başarılı entegrasyon örneği olan AB, bu özelliği ile uluslar arası politikada büyük ağırlığa sahiptir.

Bu çalışmada ulusal sınırların kısıtlayıcı etkilerinin azaldığı, bütün dünyayı kapsayan bilgi, sermaye, emek ve mal dolaşımının arttığı, özellikle uluslararası ilişkilerin geçmişe oranla büyük ölçüde fazlalaştığı günümüz küreselleşen dünyasında politik, ekonomik ve askeri alanlarda potansiyel güç haline gelme arzusundaki yaşlı kıta devletlerinin uluslararası örgütlenmenin belki de en iyisi olan Avrupa Birliği (AB) çatısı altında bu yoldaki mücadelelerini geçmişten günümüze incelenecek ve küresel köyde AB’nin ulaştığı mevcut pozisyon ana hatlarıyla ortaya koyulmaya çalışılacaktır.

Makalenin tamamını PDF formatında okuyabilirsiniz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.