Jeopolitik düzlemde 2026 yılı, Avrasya coğrafyasında iki büyük savunma ekseninin karşı karşıya geldiği bir döneme tanıklık ediyor. Bir tarafta kemikleşmiş Türkiye-Pakistan-Azerbaycan (TPA) bloku, diğer tarafta ise bu gücü dengelemek amacıyla şekillenen Hindistan-Ermenistan-Yunanistan üçgeni yer alıyor.
ANKARA/İSLAMABAD/YEREVAN – Türkiye’nin Pakistan’la derinleşen savunma sanayii ortaklığı, Güney Asya’daki Pakistan–Hindistan rekabetinde İslamabad’a “nitelik ve süreklilik” kazandırırken; Hindistan’ın Ermenistan’a Pinaka roket sistemleri ve Akash hava savunma tedariki ise Güney Kafkasya’da Erivan’ın caydırıcılığını artırarak Türkiye–Azerbaycan etkisini dolaylı biçimde dengeleme hedefi taşıyor. Uzmanlara göre iki hattın eşzamanlı yükselişi, savunma ihracatının artık yalnızca ticari değil, doğrudan jeopolitik kaldıraç olarak kullanıldığını gösteriyor.
Türkiye–Pakistan savunma ortaklığının en görünür ayağını, Pakistan Donanması için yürütülen 4 adet MILGEM korvet programı oluşturuyor. Programın “iki gemi Türkiye’de–iki gemi Pakistan’da inşa” ve teknoloji transferi modeli, Pakistan’a yalnızca platform değil; tersane kabiliyeti, entegrasyon yeteneği ve uzun dönem idame altyapısı kazandırmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, Pakistan’ın deniz kuvvetlerinde “sürdürülebilir modernizasyon” yaratırken, Hindistan’ın deniz gücü üstünlüğü karşısında Pakistan’ın bazı görev kümelerinde (refakat, deniz gözetleme, C4I entegrasyonu ve denizaltı savunma harbi gibi) daha dirençli bir yapı kurmasına katkı sunuyor.
Sahadaki dengeyi etkileyen bir diğer başlık ise İHA ekosistemi. Aralık 2025’te uluslararası basında yer alan haberlerde, Türkiye’nin Pakistan’da muharip drone montaj/üretim tesisi kurulmasına yönelik temaslar yürüttüğü aktarıldı. Bu tip bir yerelleştirme hamlesi; eğitim, bakım-yedek parça, entegrasyon ve operasyon sürekliliği açısından Pakistan’ın “tempo” avantajı üretmesini sağlayabilir.
Hindistan’ın Ermenistan’a yönelik savunma tedarikleri, son dönemde stratejik ortaklık vurgusunun güçlendiğine işaret ediyor. Bu kapsamda Ermenistan’a Pinaka roket sistemleri sevkiyatı ve “güdümlü Pinaka” başlığının gündeme gelmesi, Erivan’ın derin ateş/alan baskısı kapasitesini artırma amacı taşıyor. Bu kapasite, Azerbaycan’la olası gerilimlerde caydırıcılık yaratırken, Türkiye’nin Azerbaycan’la kurduğu güçlü siyasi-askeri bağ nedeniyle Ankara açısından da Kafkasya denkleminde dikkatle izlenen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ermenistan’ın tedarik portföyündeki bir diğer dikkat çeken unsur ise Akash hava savunma sistemi. Haberlerde, sistemin özellikle İHA tehdidi karşısındaki rolüne vurgu yapılması, Karabağ sonrası “drone çağının” getirdiği güvenlik ihtiyaçlarının Ermenistan’ın alım planlarını şekillendirdiğine işaret ediyor.
Diplomasi düzleminde Türkiye–Azerbaycan–Pakistan üçlü yakınlaşması, Ankara’nın resmi açıklamalarına da yansımış durumda. Bu üçlü hat sahada ortak tatbikatlar gibi unsurlarla görünürlük kazanırken, Hindistan’ın Ermenistan’la savunma iş birliğini büyütmesi “karşı dengeleme” okumasını güçlendiriyor.
Uzmanlar, savunma ihracatının bu tabloda iki işlev gördüğünü vurguluyor:
Kabiliyet aktarımı (platform, mühimmat, hava savunma/topçu gibi somut askeri güç),
Siyasi nüfuz üretimi (uzun vadeli bakım-idame, eğitim ve teknoloji transferi üzerinden kalıcı bağ).
Bu nedenle “dengeleyici güç” sadece askeri kapasite değil; pazarlık gücü, algı yönetimi ve jeopolitik manevra alanı anlamına geliyor.
Ortaya çıkan resim şöyle özetleniyor:
Güney Asya’da Türkiye, Pakistan’ın deniz modernizasyonu ve İHA ekosistemi üzerinden Hindistan’a karşı denge üretmesine katkı sağlıyor.
Güney Kafkasya’da Hindistan, Ermenistan’a Pinaka/Akash gibi sistemlerle caydırıcılık kazandırıp Türkiye–Azerbaycan etkisini dolaylı biçimde dengelemeye çalışıyor.
Bölgesel güvenlik ortamının sertleştiği bir dönemde, savunma sanayii anlaşmalarının “ticaret” başlığını aşarak jeopolitik mimarinin parçası haline geldiği görülüyor.
Güney Asya ile Güney Kafkasya Arasında Yeni Denge Oyunu
Hindistan, 2026 başında Ermenistan’a modernize edilmiş Pinaka çok namlulu roketatar sistemlerinin (MBRL) güdümlü varyantlarını teslim etmeye başladı.
Hindistan’ın Hamlesi: Ermenistan’a gönderilen Pinaka sistemleri (75-120 km menzil), Azerbaycan ve dolaylı olarak Türkiye/Pakistan’ın bölgedeki insansız hava aracı (İHA/SİHA) üstünlüğüne karşı bir “alan savunması ve caydırıcılık” unsuru olarak konumlandırılıyor.
TPA Yanıtı: Pakistan ve Azerbaycan, Hindistan’ın bu hamlesine karşı Türk menşeli AKINCI ve TB2 SİHA’larının yanı sıra, Pakistan’ın yerli Shahpar-II sistemleriyle “hassas vuruş” kapasitesini artırarak yanıt veriyor. Bu durum, Güney Kafkasya’yı bir “teknoloji test sahasına” dönüştürmüş durumda.
2026 yılı, Hindistan’ın sadece bir silah satıcısı değil, Türkiye’nin batı ve doğu kanatlarında stratejik bir aktör olarak belirdiği yıldır.
Yunanistan Bağlantısı: Hindistan Genelkurmay Başkanı’nın Şubat 2026’da Ermenistan’ı ziyaretiyle eş zamanlı olarak, Yunanistan ile Hindistan arasında imzalanan “Savunma Sanayii İş Birliği Deklarasyonu”, Türkiye’nin Ege ve Kafkasya politikalarını aynı anda dengelemeyi amaçlıyor.
Hindistan’ın Motivasyonu: Yeni Delhi, Türkiye’nin Pakistan ile kurduğu derin askeri ortaklığı ve Keşmir konusundaki tutumunu, Ermenistan’a Akash hava savunma sistemleri ve ATAGS obüsleri satarak “batı cephesinde” yanıtlıyor.
Pakistan, Ermenistan’ı devlet olarak tanımayan tek ülke olma statüsünü koruyarak TPA blokunun en keskin ideolojik ucunu oluşturuyor.
Teknoloji Transferi: Pakistan, Türkiye ile KAAN 5. Nesil Savaş Uçağı projesindeki ortaklığını, Azerbaycan’ı da kapsayacak şekilde genişletmeye çalışıyor. Bu, Hindistan’ın Ermenistan’a vaat ettiği Su-30MKI modernizasyon paketlerine karşı en güçlü uzun vadeli yanıt olarak görülüyor.
Üçlü İttifakın Kurumsallaşması: 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanması beklenen Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan savunma paktı, Hindistan’ın Ermenistan üzerinden kurduğu baskıyı, Orta Doğu ve Güney Asya’da daha geniş bir lojistik ve finansal blokla kırmayı hedefliyor.
2026 yılında savunma sanayii artık sadece ticaret değil, en saf haliyle jeopolitik bir silah haline gelmiştir.
Türkiye ve Pakistan, İHA teknolojileri ve deniz platformlarıyla (MİLGEM) bir “güç projeksiyonu” yaparken;
Hindistan, Ermenistan üzerinden “karşı dengeleyici” (counter-balancing) bir rol üstlenmektedir.
Sun Savunma Net perspektifinden bakıldığında; Türkiye’nin bu iki blok arasındaki rekabette yerli motor ve 5. nesil uçak (KAAN) projelerini hızlandırması, sadece bir tercih değil, bu “iki cepheli” jeopolitik baskıdan çıkışın tek anahtarıdır.