savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,3221
EURO
18,1783
ALTIN
1.025,55
BIST
2.533,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
27°C
Ankara
27°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Az Bulutlu
24°C

Artırılmış İnsan

Artırılmış İnsan

COVID-19 Aşıları İlk Örnekleri mi?

Artırılmış İnsan

 

Basit olarak ifade edildiğinde artırılmış insan teknolojisi; daha iyi kararlar alma ve insan potansiyelini çok daha iyi gerçekleştirmeyi sağlayan, teknolojiyle bütünleşmiş ve geliştirilmiş bir yaşam ile çalışma biçimini hedefleyen çok disiplinli yeni bir bilim alanıdır.

 

Derleyen: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 18 Aralık 2021

 

İnsan performansını radikal bir şekilde artırmak son 20 yıldır yoğun tartışma konusudur. Bazı analizciler, bu tür teknolojilerin ne kadar yakın olduğu gerçeğini göz ardı ederek artırılmış insan konusunda karamsar ve temkinlidir. Bazı yorumcular ise çok daha iyimserdir ve bu teknolojik devrimin insan hayatının her yönünü değiştireceğini ifade etmektedir. Kesin olan ise; artırılmış insan çalışmalarının önümüzdeki 30 yıl içinde; toplum, güvenlik ve savunma alanlarında büyük bir dönüşüme neden olacağıdır.

Savaş alanında kullanılan teknolojiler geleneksel olarak, giderek artan bir şekilde insanlar tarafından kullanılan veya insanların içinde hareket ettikleri platformlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte yaşam bilimindeki gelişmeler ve ilgili alanlarda birbirine yaklaşan ilerlemeler, insan ile teknoloji arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaya başlamıştır. Bunun, yapay zekâ, otomasyon ve robot teknolojisi açılarından ne anlama geldiği üzerinde oldukça kafa yorulmuş, ancak insan perspektifinden ne anlama geldiğinin üzerinde bugüne kadar pek fazla durulmamıştır.

Bir insanın fiziksel, psikolojik ya da sosyal yeteneklerini geliştirmek tarih boyunca düşünülmüş ve savaş alanı bu dinamiğin görüldüğü yer olmuştur. İnsansın, savaş alanında merkezi bir rol oynarken, aynı zamanda da en zayıf halkası olması en büyük paradokstur. Savaş alanında düşmanı yenmek maksadıyla; ister siber savaş uzmanı, dron pilotu veya piyade olsun, daima daha kuvvetli, hızlı, zeki ve çevik savaşçılar istenmiştir.

Ölümcüllük, hayatta kalabilme ve hareketliliği artırmak maksadıyla giderek karmaşıklaşan teknolojiler tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Teknoloji olgunlaştıkça, bu yetenekleri geliştirme düşüncesi insandan ziyade giderek çok daha fazla makineler üzerine odaklanmıştır, ancak gelecekte etkin olabilmek ve savaşı kazanabilmek için bu durumun artık değişmesi gerekmektedir.

Yaşam bilimi ve ilgili teknolojilerdeki son gelişmeler, insan hayatının her yönünü değiştirme potansiyeline sahip; artırılmış insan adı verilen yeni bir disiplinler arası alanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Artırılmış insan teknolojisinin birbirine bağlılık ve potansiyel etkileri öylesine geniş ve karmaşıktır ki toplum ve savunma açılarından gelecekte ne anlama gelebileceğini kestirmek şimdiden oldukça zordur.

Artırılmış insan teknolojisinin giderek çok daha fazla ilgi odağı haline gelmesi kaçınılmazdır. Bunun nedeni ise kısmen insan performans ve yeteneklerini direkt olarak geliştirmesi ve kısmen de insan ve makineler arasında bir arayüz olmasıdır. Geleceğin savaşları en yüksek teknolojiye sahip olanlar tarafından değil, insan ve makinelerin kendine özgü imkân ve kabiliyetlerini en etkin bir şekilde birbirine entegre edebilenler tarafından kazanılacaktır.

Elysium, 2013 ABD yapımı, yönetmenliğini Neil Blomkamp’ın yaptığı bilimkurgu, aksiyon ve gerilim filmidir. Kaynak: Vikipedi

 

İnsan-makine takım oluşturulmasının önemi yaygın olarak bilinmekte ve kabul edilmektedir, ancak bu konuya günümüze kadar teknoloji merkezli bir perspektif açısından bakılmıştır. Artırılmış insan bulmacanın kayıp parçasıdır.

İnsanı bir platform olarak düşünmek ve kişileri bireysel düzeyde anlamak, başarılı bir artırılmış insan geliştirmenin temelidir. Sanayi Çağı savaşı, insanları askeri birliklerin değiştirilebilir bileşenleri veya araçlar, uçaklar ve gemiler gibi platformları kullanan unsurlar olarak görmüştür.

Bu platformlar sürekli olarak izlenir ve analiz edilirken en kritik unsur olan insanı anlama yeteneği üzerinde çok az araştırma yapılmış olması dikkat çekicidir. Artırılmış insan kavramının başarılı bir şekilde uygulanması, insanları ve yeteneklerini anlayabilmek için çok daha sofistike bir yaklaşım gerektirmektedir.

İnsan Platformu Kavramı

Fiziksel performans, içinde bulunulan fiziksel ortamı etkileme ve o ortamda hareket edebilme kabiliyetidir. Güç, beceri, sürat ve dayanıklılık fiziksel performansın temel bileşenleridir.

Psikolojik performans; bilişsellik, duygu ve motivasyondan oluşmaktadır. Bilişsellik, yani idrak; bilgiyi alma ve düşünme, deneyim ve duygular vasıtasıyla anlama yeteneğidir. Bilişsellik; dikkat, bilginin oluşturulması, uzun süreli bellek, muhakeme, problem çözme ve karar verme süreçlerini içermektedir. Duygu, öznel insan deneyimini tarif eder ve insan davranışını doğuran, harekete geçiren ve yönlendiren motivasyonla yakın ilişkilidir.

Tarih boyunca insanın psikolojik, sosyal ve fiziksel yeteneklerinin geliştirilmesinin en fazla düşünüldüğü ve ele alındığı alan muharebe sahası olmuştur. Kaynak: TECHSLANG

Sosyal performans ise bir insanın kendisini bir grubun üyesi olarak algılama ve grup olarak hareket etmeye hazır olma durumudur. Sosyal performans, özfarkındalık ve diğerlerinin davranışlarını anlama yeteneklerine dayanmaktadır. Sosyal performans, iletişim becerileri, işbirliği ve güven ile sıkı bir şekilde bağlantılıdır. Sosyal performansın temel ilkesi grup uyumudur.

Artırılmış İnsan ve Etik

İlaç, beyin-makine arayüz, sinirsel protez ve genetik mühendisliği teknolojilerinin tamamı önümüzdeki bir kaç on yıl  içerisinde askerlerin savaşma yeteneklerini artırmak, onları daima uyanık ve zinde tutmak, daha az besinle daha uzun süre hayatta kalmalarına yardım etmek, acı eşik seviyelerini yükseltmek ve onların bilişsel ve fiziksel kabiliyetlerini güçlendirmek ve keskinleştirmek maksatları ile kullanılabilecektir. Sözü edilen teknolojilerin tamamı ahlak ve bioetik açılarından ortaya çok ciddi problemlerin çıkmasına neden olmaktadır.

İlaçlar ve protezler tıbbi müdahaleler olarak adlandırılabilirler. Asıl maksatları insan hayatını kurtarmak, çekilen acıları azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Bununla beraber insanları geliştirmek ve onları savaşa çok daha hazır ve dayanıklı hale getirmek için kullanıldıklarında artık tedavi edici özelliklerinden bahsedilmesi söz konusu değildir. Geliştirilmek için tasarlanan artırılmış askerlerin artık hasta olma olasılıkları yoktur.  Aksine komutanlar, askerlerinin savaşma yeteneklerini artırmaya çabalarken, onların ruhsal ve bedensel risklerini azaltmayı hedeflemektedirler. Bu da cevaplanması gereken bazı soruların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Askerlerin endişelerini azaltarak korkularını yok etmek  suretiyle cesaretlerini artıran ilaçları kullanmaları, kendilerini çok güçlü, yenilmez ve muhteşem savaşçılar olarak hissetmelerine neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra bazı ilaçlar, askerlerin muharebe sahasında edindiği korku ve pişmanlık gibi geçmiş deneyimlerini hatırlamalarını engelleyebilirler. Hafıza kaybolduğunda pişmanlık duygusu da ortadan kalkar ve pişmanlık duygusu yok olduğunda askerler adalet duygularını tamamen kaybederler ve onlar için artık öldürmekte hiç bir sınır yoktur.

Çağdaş silahlı çatışmalar, göreceli olarak zayıf gerilla, direnişçi ve terörist unsurların, intihar eylemleri, el yapımı patlayıcı düzenekler, insan kalkanları,  rehin alma ve propaganda gibi düşük teknoloji ürünü silah ve taktikler kullanarak ileri teknolojileri nasıl yenilgiye uğrattığının sayısız örnekleri ile doludur. Hiç şüphe yok ki bu taktikler, birçok devlet, insan hakları ve kamu vicdanına uygun davrandıkları ve demokratik devletler çoğunlukla bir elleri arkalarında bağlı olarak savaşmayı tercih ettikleri için gittikçe değer kazanmaktadırlar.

Fotoğraf: Mykolo Holyutyak/Shutterstock

Geleceğin savaşlarında ortaya çıkacak yeni teknolojiler, özellikle asimetrik savaş yoğunlaştıkça bu ikilemi keskinleştirmekten başka bir işe yaramayacak ve gelecekte bazıları, kaçınılmaz olarak adalet duygusundan yoksun katil robotların o kadar da kötü olup olmadıklarını sorgulayacaktır.

İnsan fizyolojisi, biyokimyası ve psikolojisinin temellerini anlamak ve inmek artırılmış insan için ön gerekliliktir ve bu alanlar gelecekte çok daha önemli olacaktır. Artırılmış insan alanında yapılmış araştırmalar, bu temeller hakkında ne kadar az bilgiye sahip olunduğunu ortaya çıkarmıştır. Beslenme, uyuma ve su tüketiminin hassas etkilerinin ve bunların bedenin diğer alanlarıyla etkileşiminin çok daha iyi anlaşılması gerekmektedir. İzleme teknolojisinin gelişmesi; beslenme, uyuma ve diğer faktörlerin optimize edilerek, bir organizasyonda göreceli olarak düşük maliyetle ve etik riskler tehlikeye atılmadan verim alınmasını kolaylaştıracaktır.

Artırılmış insan hemen başarılacak bir iş değildir. Günümüzde ulaşılan teknik olgunluk seviyesi göz önüne alındığında, kısa ve uzun vadede gerçekleştirilmesi gereken teknolojiler bulunmaktadır.

ABD ordusu COVID-19 aşı uygulamasını bir ulusal güvenlik meselesi olarak görmektedir. ABD Hava Kuvvetleri’nde aşı olmayı reddedenlerin orduyla ilişikleri kesilmiştir. Fotoğraf: Time Magazin

Hâlihazırda derhal artırılmış insan yaratılmasında kullanılabilecek teknolojiler mevcuttur, ancak en dönüşümcü teknolojiler olan; örneğin genetik ve beyin arayüz alanları halen çok düşük seviyededir. Biyobilişim ile bilgi toplama ve analitik, artırılmış insan geliştirilmesini kolaylaştıracak ve hızlandıracak önemli çalışma alanlarıdır.

Artırılmış insan kavramının olumsuz etik yansımaları önemlidir, ancak bunlar kesinlikle üstesinden gelinemeyecek meseleler değildir. Artırılmış insan geliştirilmesinin henüz başlangıç safhasında olunduğu bu günlerde problemler ortaya koyulmalı ve şimdiden çözümler geliştirilmelidir.

Özellikle insanların sağlığına katkı sağladığı ve onları yeni ortaya çıkan tehditlerden koruduğunda, artırılmış insan kavramının ahlaki açıdan bir zorunluluk olduğu düşünülebilir.  Yeni aşılama süreçleri ile gen ve hücre tedavilerinin, günümüzde uygulanmaya başlayan artırılmış insan uygulamalarına güzel bir örnek teşkil ettikleri de ileri sürülebilir.

Ulusal Çıkarlar & Artırılmış İnsan

Artırılmış insan kavramının gelecekte ulusal çıkarların korunması için bir zorunluluk olduğunu ileri sürenler olabilir. Ülkeler, artırılmış insan geliştirmek ve kullanmak veya refah ve güvenliklerini iyileştirmek isteyen insanların taleplerine boyun eğmek durumunda kalabilir.

 ‘‘Artık tek gündemimiz mümkün olan en yüksek aşılama oranı ile toplumsal bağışıklığı elde etmektir. Başarılı bir aşı programı salgından kurtulmuş kutlu bir Türkiye demektir” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca

Genetik mRNA COVID-19 aşıları insan DNA’sını değiştirebilir mi?

Bununla birlikte, her ikisi de oldukça önemli olsalar da artırılmış insan konseptinin gerçekleştirilmesine; ahlaki değerler ve kamuoyunun düşüncesiyle karar verilmemelidir. Ahlak ve toplumun düşüncesi yerine hükümetler; refah, emniyet ve güvenliğin desteklenmesi maksadıyla, temel değerlerin altını oymadan, artırılmış insan kullanımını ortaya koyan açık ve net bir politika geliştirmelidir.

Batı liberal toplumlarındaki yönetimler ve uluslararası kurumlar, daha şimdiden artırılmış insan alanındaki teknolojik değişmeleri takip edememektedir ve artırılmış insan konseptinin uygulanmaya başlanması bu trendi daha da kötüleştirecektir. Ulusal ve uluslararası yönetimler, artırılmış insan kullanımının ortaya çıkaracağı sayısız zorluklarla baş etmek zorunda kalacaklardır. Bu durum, başlangıç safhasında iyi yönetilmez ve düzenli diyaloglar yoluyla halledilmez ise, devletler ve devlet dışı aktörler arasında bir silahlanma yarışına neden olabilir.

Ekonomi ve Artırılmış İnsan

Ekonomik gereksinimler de artırılmış insan geliştirilmesinde güçlü bir rol oynayacaktır ve bu çalışma hayatında artırılmış insan kullanımı yönündeki yaklaşım ve zorlamalar toplumun çıkarlarına uygun olmayabilir. Özellikle özel sektör, devlet kurumlarına nazaran çok daha fazla oranda, artırılmış insan geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ekonomik açıdan bakıldığında artırılmış insan konseptinin ekonomiye sağlayacağı kârlar çok büyük olacaktır. Ve en önemlisi de gözünü para hırsı bürümüş özel sektörün, artırılmış insan geliştirilmesine yapacağı yatırımlarda insanlığı değil de kârlarını göz önünde bulunduracak olmalarıdır. Devletler, toplumlar ve piyasa güçleri arasındaki gerginlikler kesinlikle yeni değildir, ancak kötü yönetimin sonuçları, özellikle kuvvetli artırılmış insan teknolojilerinin uygulanmasında çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.

Biyoteknoloji Çağına Yolculuk

Yaklaşmakta olan Biyoteknoloji Çağı öncesinde, içinde bulunduğumuz Bilgi Çağı’ndaki ilk öngörümüz artırılmış insan konseptidir. Biyoteknoloji çağında odak noktasının insan olduğu görülecektir. Biyoteknoloji çağında insanlara artık sadece makineleri işletenler olarak bakmak yeterli olmayacaktır. Artırılmış insan konseptinin disiplinler arası doğası, mevcut Endüstri Çağı savunma modelini etkisizleştirecektir. Yeni savunma modeli, savaş alanında insanın bir platforma tam olarak entegre olduğu, insan merkezli bir yaklaşıma odaklanmak üzere yeniden düzenlenecektir.

Ulusal, kültürel ve yasal yaklaşımlardaki farklılıklar, uluslararası ittifaklarda artırılmış insan konsepti ve kullanımına yaklaşımlarda da farklılıklara neden olacaktır. Bu da uluslararası ittifakların olmazsa olmazı olan; karşılıklı çalışabilirlik, entegrasyon ve çakışmaların önlenmesi gibi sorunları çok daha karmaşık hale getirecektir. Bu zorlukların ortadan kaldırılması müttefikler arasında daha yakın işbirliğini gerektirecektir. Gelecekteki zorluklar şimdiden ele alınmalı ve müttefikler artırılmış insan kavramını anlamaya ve gelecekte kullanım esaslarını belirlemeye şimdiden başlamalıdırlar.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.