Devlet Bahçeli, devlet adamlığına yakışır bir çıkarımla Öcalan’a “kurucu önder” sıfatını verdi. Hem de Gazi Meclis’teki kürsüden.
Neyin önderi?
Saymakla bitmez olumsuzlukların kurucu lideri.
Baktı bu statü yetmiyor şimdi yeni bir arayışa daha doğrusu güdümlü gidişin yeni aşamasına kapı araladı.
Statüsünün belirlenmesini istedi.
Gazi Meclis’in kürsüsünden.
Rastlantıya bakın ki hemen ertesinde Bahçeli’nin kurucu önderinden yeni bir mesaj ülke semalarında yankılandı.
Ne diyor beyimiz;
E güzel, dinlerlerse. “Bize demedi, bana demedi, ona demedi, TC devletine dedi” lafları sürüme girmezse.
E o da güzel. Hani yerel özerklik, merkezin yerele fazlaca karışamadığı, her topluluğun kendini idare ettiği, cumhuriyetin sürdüğü ama adının “Türkiye” ile başlamadığı.
Bu hepsinden güzel. Zaten Türk ve Türkçe kalkmazsa Kürt kökenliler bin yıldır olduğu gibi Türklerle bir arada yaşamaya devam edemezler.
Zaten Türkiye Cumhuriyeti yanlış kurulmuştur. Baş müzakereci ve kurucu önderin himayelerinde yeni baştan kurulmalıdır.
İşte o zaman “KURUCU ÖNDER” statüsü cuk oturur.
Yeni statü öndere yakışır bir şekilde,” KURUCU ÖNDER VE DEVLET BAŞKANI/YARDIMCISI” gibi ona layık bir sıfatla tanımlanır.
RTE ne der?
Hiçbir şey. Onun için önemli olan Türk milleti, Türk/Atatürk milliyetçiliği değil ümmettir.
AKP tabanı ne der?
“Reis ne derse o” der. Başka bir şey diyebilme hakkı ve haddi değildir.
Bahçeli ne der?
Uygun bulur. Sevinçle kurt hareketi yaparak APO’yu selamlar.
MHP tabanı ne der?
“Devlet bey devlet adamıdır, devlet için doğru neyse onu ister” diyerek tekbirlerle onay verir.
Türk milleti büyük çoğunlukla ne der?
Kol çıkarma hareketi yapar…
Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE