savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,9454
EURO
51,9614
ALTIN
7.393,74
BIST
13.717,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Hafif Yağmurlu
5°C
Ankara
5°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
4°C
Cuma Çok Bulutlu
3°C
Cumartesi Çok Bulutlu
5°C
Pazar Parçalı Bulutlu
8°C

Pakistan–Afganistan Çatışması: Güney Asya’da Stratejik Kırılma

Pakistan–Afganistan Çatışması: Güney Asya’da Stratejik Kırılma
27.02.2026
A+
A-

Güney Asya’da Stratejik Kırılma: Pakistan-Afganistan Gerilimi ve Yeni Askeri Doktrin

 

Analiz: Sun Savunma Haber Merkezi

Tarih: 27 Şubat 2026

Güney Asya’nın kronikleşmiş sorunu olan Pakistan-Afganistan gerilimi, 2026 yılı itibarıyla geleneksel sınır sürtüşmelerinin ötesine geçerek topyekûn bir bölgesel güvenlik krizine evrildi. İslamabad’ın “açık savaş” retoriğine varan açıklamaları ve Kabil’in asimetrik yanıtları, bölgedeki askeri dengelerin yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.

Operasyonel Arka Plan: İstihbarat Odaklı Nokta Operasyonları

Şubat 2026’da Pakistan Hava Kuvvetleri (PAF), Afganistan’ın Nangarhar, Paktika ve Khost eyaletlerinde konuşlu militan unsurlara karşı geniş kapsamlı hava harekatları başlattı. Pakistan Genelkurmayı tarafından “İstihbarat Tabanlı Seçici Operasyonlar” (IBSO) olarak tanımlanan bu saldırılar, terör örgütü TTP’nin (Tehreek-e-Taliban Pakistan) lojistik derinliğini imha etmeyi hedefliyor.

Ancak bu noktada askeri bir ayrım elzemdir: Pakistan, operasyonlarını TTP üzerine yoğunlaştırırken, bölgedeki bir diğer aktör olan ISKP (IŞİD-Horasan) ile Taliban arasındaki varoluşsal çatışmayı da stratejik bir veri olarak kullanıyor. Kabil’in egemenlik ihlali suçlamalarına karşı İslamabad, “sıcak takip” ve “meşru müdafaa” doktrinlerini uluslararası kamuoyuna deklare etmiş durumda.

Sahadaki Çatışma Döngüsü ve Terör Bağlantısı

Analistler, son tırmanışın arkasında, yalnızca iki komşu devletin arasındaki sınır ihtilafı değil şu unsurların da olduğunu belirtiyor:

  • Pakistan’ın iç güvenliğinde artan terör eylemleri ve bunun Afganistan’dan kaynaklandığı iddiası.

  • Taliban yönetiminin TTP gibi örgütlere karşı yeterince sert önlem almaması yönündeki Pakistan eleştirileri.

  • Terör saldırılarına karşı misilleme operasyonlarının iki ülke arasında güvensizlik döngüsünü derinleştirmesi.

Bu güvenlik dinamiği, çatışmanın sadece devletler arası değil terörle mücadele, sınır güvenliği ve jeopolitik rekabet ekseninde de okunmasını gerekli kılıyor.

Savaş Sahasında Teknolojik Parametreler

Çatışmanın 2026 evresi, teknolojik bir asimetriyi gözler önüne seriyor:

  • Pakistan’ın Hava Üstünlüğü ve SİHA Doktrini: Pakistan, harekatlarda JF-17 Block III çok rollü savaş uçaklarının yanı sıra, operasyonel etkinliğini kanıtlamış olan Bayraktar TB2 ve Wing Loong II SİHA sistemlerini aktif olarak kullanıyor. Hassas mühimmatlarla gerçekleştirilen bu atışlar, Taliban’ın engebeli arazideki manevra kabiliyetini minimize ederken, Pakistan’ın kayıp vermeden hedef imha kapasitesini artırıyor.

  • Taliban’ın Asimetrik Cevabı: Hava gücü sınırlı olan Taliban yönetimi, 2021 sonrası envanterine kattığı batı menşeli zırhlı araçlar ve modernize edilmiş topçu bataryalarıyla sınır karakollarını hedef alıyor. Dikkat çeken yeni unsur ise, ticari sınıf dronların modifiye edilerek (FPV) kamikaze araçlara dönüştürülmesi. Bu “low-tech” çözüm, Pakistan’ın sofistike hava savunma sistemleri için maliyet-etkin olmayan, taktiksel bir baş ağrısı yaratıyor.

Kullanılan Silahlar ve Taktikler

Edinilen bilgilere göre çatışma, klasik düzenli savaş biçiminden çok bölgesel askeri operasyonlar ve karşılıklı hava/sınır ateşleri üzerinden ilerliyor:

Pakistan tarafı

  • Hava gücü operasyonları: Kabil, Kandahar ve doğu vilayetlerde hava saldırıları yürütüldü.

  • Topçu ve sınır ateşi: Pakistan ordusu, sınır hattındaki kontrol noktalarına yönelik ateş gücüyle destek verdi.

Afgan tarafı

  • Sınır ateşi ve karşı saldırılar: Taliban kontrolündeki birlikler sınır hattında karşılık verdi; mülkî bölgelerin de çatışma alanı hâline geldiği bildirildi.

  • Saldırı ve savunma iddiaları: Taliban, vuruşlarını Pakistan’ın hava saldırılarına misilleme olarak tanımlıyor.

Bu taktikler hâlihazırda yüksek yoğunluklu kara muharebesi biçiminde değil, kısa süreli ağır bombardımanlar ve ardından sınır hattı çatışmaları şeklinde cereyan ediyor. Sivil kayıplar, çatışmanın bu yeni evresinde belirgin şekilde artıyor.

Durand Hattı ve Sınır Güvenliği Paradoksu

1893’ten miras kalan 2.600 kilometrelik Durand Hattı, krizin jeopolitik merkez üssüdür. Pakistan’ın sınır boyunca inşa ettiği fiziksel engeller ve teknolojik gözetleme kuleleri, Kabil tarafından Peştun nüfusunun bölünmesi olarak okunuyor. 2026’daki çatışmaların, sadece bir terörle mücadele operasyonu değil, aynı zamanda bu hattın fiili ve hukuki statüsünü tescil etme çabası olduğu değerlendirilmektedir.

Stratejik Öngörü ve Diplomatik Riskler

Pakistan Savunma Bakanlığı’ndan gelen “açık savaş” hatırlatmalı açıklama, askeri literatürde “stratejik caydırıcılığın son aşaması” olarak yorumlanmalıdır. Topyekûn bir işgal girişimi, nükleer güç olan Pakistan’ın iç güvenliğini ve Çin ile olan ekonomik koridor (CPEC) projelerini tehlikeye atma potansiyeli taşımaktadır.

Diplomasi ve Uluslararası Tepkiler

Çatışma, bölge aktörleri ve uluslararası camiada derin endişeye yol açtı:

  • Qatar, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkeler arabuluculuk çabalarını dile getirdi.

  • Birleşmiş Milletler ve tarafsız gözlemciler, hem sivil zararların azaltılması için hem de tarafların diplomatik kanalları tekrar açması için çağrıda bulundu. China da ateşkes çağrısı yapan ülkelerden biri olarak öne çıktı.

Bu noktada risk yalnızca bölgesel bir sınır krizini aşarak daha uzun soluklu bir çatışmaya dönüşmesi değil; Pakistan’ın nükleer silah taşıyan bir devlet olması nedeniyle, gerginliğin kontrolden çıkmasının daha geniş jeopolitik sonuçları olabileceği vurgulanıyor.

Bu analizi desteklemek amacıyla, Pakistan’ın sınır güvenliğine yaklaşımını ve sahadaki teknolojik üstünlüğünü yansıtan iki bölümden oluşan teknik bir döküm hazırladım.

Pakistan’ın Sınır Savunma Doktrini 

Pakistan, Afganistan sınırındaki asimetrik tehditleri dizginlemek için “Katmanlı Savunma ve Dijital Sınır” doktrinine geçiş yapmıştır. Bu doktrin üç ana sütun üzerine kuruludur:

  1. Fiziksel Bariyer ve Tahkimat: 2.600 km’lik Durand Hattı’nın %95’inden fazlası çift katlı tel örgülerle kapatılmış, her 1.5-2 km’de bir yüksek görüş kabiliyetine sahip gözetleme kuleleri inşa edilmiştir.

  2. Derinlikli Gözetleme (ISR): Sınır hattı sadece piyade ile değil, termal kameralar, sismik yer sensörleri ve orta irtifa uzun dayanımlı (MALE) İHA’larla 24 saat kesintisiz izlenmektedir.

  3. Önleyici Vuruş (Pre-emptive Strike): Tehdidin Pakistan topraklarına girmesini beklemek yerine, istihbarat doğrultusunda Afganistan içindeki “güvenli bölgelerin” SİHA’larla vurulması, doktrinin en agresif ve 2026 krizini tetikleyen parçasıdır.

İHA/SİHA Vuruş Verileri ve Operasyonel Analiz

Aşağıdaki tablo, Şubat 2026 operasyonlarında kullanılan sistemlerin ve hedefleme verilerinin teknik bir dökümüdür.

Tablo: Operasyonel Sistemler ve Etki Analizi

2026 yılındaki bu çatışmada Pakistan’ın en büyük avantajı, “Sensörden Nişancıya” (Sensor-to-Shooter) süresini saniyelere indirmiş olmasıdır. Bir İHA tarafından tespit edilen hedef, uydu bağı (SATCOM) üzerinden doğrudan merkez karargaha aktarılmakta ve onay alındığı anda bölgedeki en yakın SİHA veya topçu bataryası tarafından imha edilmektedir.

Taliban’ın bu “dijital kuşatmaya” karşı tek yanıtı, sinyal karıştırıcı (jamming) kapasitesinin yetersizliği nedeniyle sadece “dağılmak ve saklanmak” olmaktadır.

Sonuç olarak;

Pakistan–Afganistan hattındaki gerilim, tek bir olaydan çok yıllar içinde biriken güvenlik, terör, sınır anlaşmazlığı ve diplomasi eksikliği gibi unsurların tetiklediği bir krize dönüştü. Şubat 2026’daki hava saldırıları ve karşılıklı ateşler, kontrolsüz bir tırmanışın görece hızlı bir patlaması niteliğinde. Her iki tarafın karşılıklı suçlamaları, çözüm arayışlarından daha fazla çatışma eğilimini öne çıkarıyor. Bu durum, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel aktörlerin güvenlik ve diplomatik politikalarını da yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.

Güney Asya’daki bu yeni denklemde, hibrit savaş unsurları (SİHA’lar, siber faaliyetler ve asimetrik baskınlar) belirleyici olmaktadır. Kalıcı bir istikrar için Kabil’in “güvenli bölge” taahhüdü ve İslamabad’ın sınır yönetimi konusundaki ısrarı arasında bir orta yol bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde, 2026 yılı bölge için “uzun süreli bir yıpratma savaşı”nın başlangıcı olabilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.