savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,7682
EURO
35,0901
ALTIN
2.459,44
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
30°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

DÖNMELER

DÖNMELER
A+
A-

DÖNMELER

Melankolik bir ruh haline sahip olan Sabatay Sevi günümüzde yaşamış olsaydı ‘‘bipolar bozukluk’’ olarak tanımlanabilecek bir hastalık ile savaşmıştır. Ruhsal durumunu dinsel terimlerle anlatan Sabatay Sevi, çılgınlık ve taşma hallerini ‘‘aydınlanma’’, depresyon zamanlarını da tanrısının yüzünü kendisinden gizlediği ‘‘düşme’’ halleri olarak yorumlamıştır.

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 05 Haziran 2024

Sabatay Sevi, 1626 yılında İzmir’de zengin bir tüccar ailesinin oğlu olarak dünyaya gelmiş, kapsamlı bir Talmud eğitimi almıştır. Talmud; ‘‘çalışma, öğrenme, öğretim’’ anlamına gelen İbranice bir kelimedir. Talmud eğitimi; Yahudi medeni kanunu, ayin kuralları ve efsanelerini içeren dinsel metinlerdir.

İslâm Ansiklopedisi – Talmud

Rabbânî gelenekteki inanışa göre Tanrı, Sînâ dağında Hz. Mûsâ’ya yazılı Tevrat’ın (Torah şebikhtav) yanı sıra onun açıklaması niteliğindeki sözlü Tevrat’ı da (Torah şebe‘al pe) vermiş, bu Tevrat şifahî yolla Mûsâ’dan Yeşu’ya, ardından sırasıyla İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerine (hâkimler), peygamberlere, büyük meclis üyelerine, yazıcılara, nihayet Yahudi din âlimlerine aktarılmış (Pirke Aboth, 1/1), milâttan sonra III-VII. yüzyıllar arasında bu âlimler tarafından Mişna, Tosefta ve Talmud metinlerini oluşturacak biçimde derlenmiştir.

Günümüzde Talmud, Ortodoks Yahudilik için kutsiyetini, ilim ve eğitim alanındaki önemini hâlâ korumaktadır. Diğer Yahudi mezhepleri arasında Talmud’u vahiy mahsulü kutsal bir metin değil dinî-tarihî bir kaynak kabul eden muhafazakâr Yahudilik gerek dinî eğitimde gerekse din adamı yetiştirme programı çerçevesinde Talmud öğretimini gerekli görmekte, Reformist Yahudilik’te de dinî açıdan Talmud’un otoritesi kabul edilmemekle birlikte din adamlarının eğitiminde Talmud öğrenimine yer verilmektedir.

Sabatay Sevi & Kabala

Talmud eğitimi alan Sabatay Sevi genç yaşında haham olarak görevlendirilir ve gençlik yıllarının sonuna doğru Kabala eğitimi alır.

Melankolik bir ruh haline sahip olan Sabatay Sevi günümüzde yaşamış olsaydı ‘‘bipolar bozukluk’’ olarak tanımlanabilecek bir hastalık ile savaşmıştır. Ruhsal durumunu dinsel terimlerle anlatan Sabatay Sevi, çılgınlık ve taşma hallerini ‘‘aydınlanma’’, depresyon zamanlarını da tanrısının yüzünü kendisinden gizlediği ‘‘düşme’’ halleri olarak yorumlamıştır.

Mesih Sabatay Sevi

Sabatay Sevi 1648 yılında Mesih olduğunu iddia etmiş, ancak onun tuhaflık ve acayipliklerine alışkın olan İzmir halkı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır. Yahudi dinsel liderleri onu İzmir’den kovmuş ve o da 1650’li yılların çoğunu Yunanistan ve Türkiye’de seyahat ederek geçirmiştir. En sonunda da Selanik ve İstanbul’daki Yahudi cemaatlerinden dinsel emirleri ihlal etmesi ve küfür eylemleri gerçekleştirmesi nedeniyle kovulmuştur.

1660’lı yıllarda İsrail üzerinden Mısır’a geçmiş ve bu dönemde Mesihlik iddiasında bulunmadığı sakin ve sessiz bir yaşam sürmüştür.

Peygamber Nathan & Mesih Sabatay Sevi

Mesih Sabatay Sevi’nin hayatındaki dönüm noktası 1665 yılında kendisini peygamber ilan eden Gazzeli Nathan ile tanışmasıyla başlar. Gazzeli Nathan büyük bir entelektüel, Kabalist ve dünya nimetlerinden elini eteğini çekmiş bir dinsel şahsiyettir. Zevi, ruhsal hastalığına çare bulmak için Gazzeli Nathan’a yaklaşmıştır. Gazzeli onu Mesih olduğuna ikna etmeye çalışır ve 1665 yılı Şavuot bayramı esnasında onun Mesih olduğunu iddia eder. Şavuot bayramı, tanrının Sina Dağı’nda toplanan İsrail milletine Tevrat’ı vermesinin yıl dönümüdür.

Sabatay Sevi bir sonraki aydınlanma (çılgınlık ve taşma hali) döneminde bu iddialara rıza gösterir ve kendi Mesihlik kariyerini başlatır. Birçok haham ona karşı çıkar ancak aforoz edilme ve Kudüs’e girmesinin engellenmesi dışında kimse ona karşı harekete geçmez.

Gazzeli Nathan Coşuyor

Gazzeli Nathan’a göre günahlardan arınma ve kurtuluş yaklaşmaktadır. Gazzeli süreci hızlandırmak maksadıyla kitlesel bir tövbe, oruç tutma ve çile çekmeli eylemler hareketi başlatır. Gazzeli Nathan iyice uçmuştur ve Eylül 1665’te çok önemli bir kozmik değişim gerçekleştiğini ve yıl içinde hiçbir savaşa gerek kalmadan Sabatay Sevi’nin Osmanlı Sultanının tacını elinden alacağını ve onu hizmetkârı yapacağını açıklar. O esnada Osmanlı İmparatorluğu görevini 19. padişah olan Avcı Mehmed (Sultanlık Dönemi: 1648-1687) yürütmektedir. Coşkun ve uçmuş haldeki Gazzeli Nathan’a göre Sabatay Sevi müteakiben İsrailoğullarının kayıp kabilelerini geri getirecek ve dirilen Musa’nın kızı Rebacca ile evlenecektir.

Aynı ay Shabbetai,  dinsel ajitasyonların hüküm sürdüğü bir ortamda Halep ve İzmir’e gider, İlyas’ın birkaç yerde göründüğü iddia edilir. Hahamlar ve komün liderleri büyük bir heyecan fırtınasına kapılırlar. Yine bir kendinden geçme ve aşırı coşma anında Sabatay Sevi, Ma’asim Zarim’i gerçekleştirmeye başlar, hahamlar onu durdurmaya çalışırlar, ama artık çok geçtir.  Dağları yırtma ve enginlere sığmayarak taşma ruh halinde olan Sabatay Sevi, takipçileriyle birlikte rakiplerinin sinagoglarını basar ve kadınlar da dâhil olmak üzere aile üyeleri ve arkadaşlarını Tevrat okumaya davet eder ve kutsamalarında ilahi ismini telaffuz etmelerini ister. Gazzeli Nathan’ın gazına gelen Sabatay Sevi bunlarla da yetinmez ve rakiplerine kirli hayvanlar diyerek kendisini tanrının görevlendirdiğini ilan eder.

Tam 39 yıl padişahlık görevini yürüten Avcı Mehmed, Gazzeli Nathan’ın dediği gibi Eylül 1665’te değil, 1687 yılında tahttan indirilmiştir. Tahttan indirildikten sonra Topkapı Sarayı’na hapsedilen Avcı Mehmed, 1693 yılında Edirne Saray’ında ölmüştür.

Mesih Ateşi Yayılıyor

Mesih ateşi diaspora toplulukları arasında hızla yayılmaya başlar. Tövbe etmek, abartılı çile çekmek, bedensel acı çekmek ve oruç tutmak gibi faaliyetler kendinden geçilen sevinç dönemleriyle dönüşümlü olarak sürüp gitmektedir. Gazzeli Nathan’ın kaleme aldığı Mesih duaları yayınlanır. Bazı Yahudiler İsrail topraklarına seyahat hazırlıklarına dahi başlamıştır. Bazıları ise seyahat etmeye gerek olmadığını ve bulutların onları mucizevî bir şekilde İsrail’e götüreceklerine inanmaktadır.

Yahudi dünyasını Sabatay Sevi’nin sahte Mesihlik iddiasına karşı bu kadar açık ve savunmasız yapan olaylar arasında; 1648-49 yıllarında Bogdan Khmelnytsky’nin emir komuta ettiği Kazak grupların Ukrayna’da 300.000 Yahudi’yi benzeri görülmemiş zulümlerle katletmesi başta gelmektedir. Bu zulümden kaçan birçok Yahudi ise 1655 yılındaki Rus-İsveç savaşında telef olmuştur. Sürgün esaretinden kurtulma ve tarihsel kurtuluş hayali ile yaşayan Yahudilerin Ukrayna ile Rus-İsveç savaşında telef olması onları yeni bir çaresizlik içine itmiş ve bu ortamda Sabatay Sevi’nin peşine bir sürü insan takılmıştır.

Ukrayna’nın başkenti Kyiv’de bulunan Bogdan Khmelnytsky Anıtı ve St. Michael Katedrali. Kazak lider, Ukrayna’nın Polonya’dan bağımsızlığını kazanmasına neden olan isyanı başlatmasının yanı sıra, en az 40.000 Yahudinin ölümünden de sorumlu tutulmaktadır. Fotoğraf: Getty Images

Ancak Sabataycılık akımı sadece Bogdan Khmelnytsky’nin zulmünden etkilenenler arasında taraftar bulmaz ve Yahudi dünyasının her yerinde toplumları etkisi altına alır. 16. Yüzyılda Kuzey İsrail’deki Safed kasabasında yeni bir dini hareket olan Lurianik Kabala ortaya çıkar.

Yahudi Mistisizminin Temel Özellikleri ve Gelişimi – Kürşat Demirci

Safed kabalacılığı ya da Lurianik kabala adı verilen dönem Yahudi mistisizminin dördüncü safhasını oluşturur. Bu dönemin klasik isimlerinin çoğu Osmanlı vatandaşı olan İshak Luria, Hayim Vital, Joseph Karo gibi onaltı- onyedinci yüzyıl mistikleridir. 1500’lerin başından itibaren başlayan bu süreç yaklaşık 1700 yıllarına kadar devam eder. Sabataycılık gibi Marona kökenli marjinal mistik hareketler de bu dönemin ürünüdür. Bu süreci belirleyen en önemli tarihsel fenomen Yahudilerin ispanya sürgününden itibaren yaşadığı trajik olaylardır. Yahudi mistisizminin bu dönemine Safed kabalacılığı denmesinin nedeni, İspanya’dan sürülen pek çok mistiğin Filistin‟deki Osmanlı toprağı olan Safed‟e yerleşerek değişik bir ekol başlatmış olmasından kaynaklanır. Bazen aynı döneme, meşhur mistik İshak Luria‟nın adına nispetle Lurianik mistisizm de denmektedir. Bu dönemi belirleyen en önemli fikirler İspanya sürgününün trajedisine paralel olarak Mesih ve kurtuluş kavramına yapılan vurgu, mesihin gelişini kolaylaştırma ritüelleri, kurumsal Yahudiliğe karşı bireysel mistik tecrübenin önem kazanması, esrik yollar aracılığıyla tanrıyla temas kurma, safirot kuramındaki revizyonlar gibi fenomenlerdir.

Lurianik Kabala – İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

Bu inanışa göre mistik bir kimsenin yapması gereken şey Tanrı’nın emirlerine harfiyen uymak, böylece şeytanî dünyaya hapsolmuş olan ilâhî nurları birer birer kurtararak ilâhî planın bir parçası olan kötülüğü tamamen yok etme sürecine yardım etmektir. Fakat büyük bir nur parçası öylesine güçlü bir şeytanî kabuk içine sıkışmıştır ki bunu kurtarmaya sıradan bir mistiğin gücü yetmez, bu görevi ancak bir mesîh başarabilir. Kabala’nın en büyük âlimlerinden olan Gershom Scholem’e göre bu inanış Sabatay hareketinin arkasındaki temel sebeptir. Fakat daha sonraki çalışmalar göstermiştir ki Sabatay, hem teosofik Lurianik geleneği hem Doğu ve Bizans Yahudi kabalistlerinin mensup olduğu pratik Kabala’yı kendi düşüncesinde birleştirmiştir. Nitekim Nathan, 1665 yılında Sabatay’ın beklenen gerçek mesîh olduğunu iddia edip “onun peygamberliği görevini” üstlendiğinde bu haber Yahudiler arasında hızla yayıldı. Özellikle İspanya sürgününden sonraki dönemlerde siyasal ve ekonomik durumları dünyanın her yerinde kötüye giden Yahudilerin böyle bir kurtarıcı haberine inanması zor değildi.

If Sabatay Sevi’s initial reception was conditioned by these religious factors, once inaugurated, the movement took on a momentum of its own. Around the Jewish world, a divide emerged between believers and their opponents. In many communities the anti-Shabbatean minority, including many rabbis , were careful not to antagonize their congregations for fear of terror and reprisals. Thus any effective opposition was neutralized.

Zevi’s Conversion to Islam

In 1666 Shabbetai Tzvi was arrested in Constantinople. After a period of imprisonment — during which he held court as messiah, replaced the fast of the 9th of Av (Tisha B’Av) with a festival celebrating his birthday and began to sign his letters “I am the Lord your God Shabbetai Tzvi” — he was denounced for fomenting sedition and brought before the sultan. Now in a depressive state, he denied ever having made messianic claims. Offered the choice of apostasy or death, he chose to convert to Islam. Shabbetai Tzvi became Aziz Mehmed Effendi, and, with a royal pension, lived until 1676, outwardly a Muslim but secretly participating in Jewish ritual. His letters reveal that at the time of his death, he still believed in his messianic mission.

While Sabatay Sevi’s conversion created a crisis of faith for most of his followers, the movement lived on, sustained by esoteric kabbalistic explanations for the apostasy and by its adherents’ psychological need to prevent their deep-seated religious world view from falling apart. The movement survived into the early 18th century, when the Shabbateans divided into two camps: moderates who combined their secret messianic faith with adherence to Jewish law and radicals who set about covertly spreading the heretical doctrine that the “nullification of the Torah was its true fulfillment.” This radical wing of the Shabbatean movement achieved a short-lived revival under Jacob Frank, a Polish Jew who, in 1756, was heralded as the reincarnation of Sabatay Sevi.

Sabatay Sevi’s Long-Term Impact

Shabbateanism subsequently died out as a significant feature of Jewish life, but its long-term impact was far-reaching. Its most immediate influence was in the formulation of a new version of Jewish mysticism — the Hasidic movement, born in late 18th-century Poland. The quietistic, inwardly spiritual tone of early Hasidism was a conscious reaction against the messianic excesses of the Shabbeteans, while the Hasidic Jews’ unconditional faith in their rebbe or tzaddik had as its precedent the dynamic between Sabatay Sevi and his followers. In the late 20th century, the resurgence of messianic fervor among some Chabad-Lubavitch Hasidic Jews lent credence to this relationship. Historian Haim Hillel Ben-Sasson took this idea one step further, arguing that the whirlwind of popularity and enthusiasm generated by a secular Zionist like Theodor Herzl at the end of the 19th century cannot be understood without reference to the Shabbaetean movement.

Gershom Scholem, the seminal historian of Jewish mysticism, makes an even bolder claim. He argues that the split between outward orthodoxy and secret heresy, which characterized Sabatay Sevi’s followers, destroyed the unity of their Jewish identity from within. This, combined with the trauma caused by the false messiah’s apostasy, was one of the decisive factors that explain the disintegration of traditional Judaism and the onset of modern Jewish history.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.