Site Rengi

Sun Savunma Haber

Assad Sonunda Kazandı mı?

Ercan Caner

Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

 Assad Sonunda Kazandı mı?

 

Yazar: Zeina Karam, AP News, 24 Ekim 2019

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 27 Ekim 2019

 

BEYRUT (AP) — Suriye Devlet Başkanı Bashar Assad, ülkesinde yedi yıldır sürmekte olan çok cepheli savaşlarda boy gösteren büyük dünya güçlerine karşı bir kez daha zafer kazanmayı başarmıştır. Assad’ın kuvvetleri, tek bir mermi dahi atmadan, uzun süreden beri elinde olmayan kuzey Suriye’deki köy ve kasabalara geri dönmeye başlamıştır.

 

Assad’a, ilk zaferi Amerikan birliklerini Suriye’nin kuzeyinden çekme kararıyla ABD Başkanı Donald Trump tarafından hediye edilmiştir. Suriye devlet başkanı diğer zaferini ise Türkiye ve Şam’ın müttefiki olan Rusya ile yapılan anlaşma sonrasında kazanmıştır.

 

ABD birlikleri tarafından yüzüstü bırakılan ve Türk işgaline karşı boyun eğen Kürt savaşçıların, bir numaralı düşmanından korunmak maksadıyla Assad yönetimi ve Rusya’ya sığınmaktan başka hiçbir seçeneği kalmamıştır.

 

Bu kez Şam, Moskova ve Ankara’nın çıkarları örtüşmüş durumdadır. Türkiye, terörist olarak nitelendirdiği Kürt savaşçılardan ziyade, Rusya tarafından yardım edilen Assad kuvvetlerinin sınırının ötesinde bulunmasının daha iyi olduğuna karar vermiştir.

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salı günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye birliklerinin bölgenin büyük kesimine dönmesini ve Kürt savaşçıların bölge dışında kalmasını sağlayan bir anlaşma imzalamıştır.

 

Bir zamanlar Washington ile müttefik olmayı ve bağımsızlık isteklerini güçlendirmeyi ümit eden Kürtler, şimdi Moskova ve Şam yönetimlerinden kendi kendilerini idare bağlamında bazı imtiyazlar edebilme ümidiyle baş başa kalmışlardır.

 

Chatham House Orta Doğu ve Kuzey Afrika masasından Lina Khatib’e göre; Assad yönetimini devirmeye çalışan isyancıları destekleyen Türkiye ise şimdi Suriye liderini fiili olarak tanımış durumdadır.

 

Khatib yaptığı açıklamada gelişmeleri; ‘‘Assad ve Suriye bu tanımayı, uluslararası toplumun Assad rejimi ile ilişkilerini normalleştirme ve yıllardır sürmekte olan savaştaki zaferini tanımada atılan ilk adım olarak görmektedir’’ sözleriyle değerlendirmektedir.

 

Bu yöntem Assad’ın, iktidardan gitmesini isteyenlerin gözünde kendisini geçmişte defalarca başarıyla kullandığı daha az kötü gösterme yöntemidir. Assad, Suriye iç savaşı boyunca süregelen mücadeleyi; kendisiyle cihatçılar arasında yapılacak bir seçenek olarak göstermeyi başarmıştır. Aşırılık yanlısı cihatçıların yarattığı korku, Washington ve diğer Batı hükümetlerinde isyancıları tam olarak destekleme istek ve arzusunu azaltmıştır.

 

Washington’da bulunan Arap Merkezi yazarlarından Joe Macaron’a göre Assad, bugüne kadar Suriye iç savaşını bölgesel bir savaşa dönüştürme ve iktidarına alternatif olarak uygulanabilir bir yönetim olmadığı söylemlerinden büyük bir ustalıkla faydalanmıştır.

 

Trump’ın bazen karmaşık ve fevri değişimler gösteren ‘‘Önce Amerika’’ politikası da Assad açısından beklenmedik bir mucize ve Allah’ın lütfu olmuştur.

 

Geçtiğimiz yıl, Şam yakınlarında gerçekleşen şüpheli bir kimyasal saldırısı sonrasında, ceza olarak sınırlı hava saldırıları düzenleyen Trump, yaptığı bir konuşmada Assad’ı ‘‘hayvan’’ olarak nitelendirmiştir.

 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, bugüne kadar Assad’ı iktidardan uzaklaştırma veya Amerikan askerlerini bölgenin kana bulanmış kumlarında sürmekte olan ‘‘bitmeyen savaşlara’’ dâhil etme gibi bir niyeti olmadığını defalarca dile getirmiştir. ABD Başkanı Trump, Rusya ve Assad yönetiminin bölgedeki boşluğu doldurmasını memnunlukla karşılamıştır.

 

Rusya ve İran tarafından sağlanan destek Assad’ın rakiplerini kolaylıkla devre dışı bırakmasını da sağlamıştır. Suriye ordusu, 2015 yılından beri süren Rus hava saldırılarının yardımıyla isyancıların kontrolündeki köy ve kasabaları birer birer ele geçirmeyi başarmıştır. Terk edilen ve savaşmaktan bitkin düşen isyancılar, bugüne kadar defalarca Assad ile yaptıkları ve bulundukları yerlerden güvenli bir şekilde kuzeye doğru çekilmelerine izin veren anlaşmalara boyun eğmek zorunda kalmışlardır.

 

Fakat Rusya-Türkiye arasında varılan anlaşma, Assad açısından o kadar da iyi bir haber değildir. Moskova ile Ankara arasında varılan anlaşma Türkiye’ye, Suriye’nin kuzeyinin önemli bir kesimini; gerçekleştirdiği son saldırıyla ele geçirdiği, yaklaşık olarak 120 kilometre uzunluğunda ve 30 kilometre derinliğindeki bir kuşağı kontrol etme imkânı sağlamaktadır. Türkiye, geçmiş yıllarda gerçekleştirdiği müdahaleler sayesinde, sınır bölgesinde zaten büyük toprak parçalarını kontrolü altında bulundurmaktadır.

 

Varılan anlaşmaya göre; Suriye askerleri sınırın geri kalan kısmına yerleşecektir. Fakat sınırın hemen bitişiğindeki bir şeritte, Rus ve Türk askerleri, sadece sınırlı sayıdaki Suriyeli sınır muhafızlarının katılabileceği ortak devriyeler icra edecektir.




Öte yandan doğu Suriye’nin büyük bir kısmı hâlâ Kürt liderliğindeki savaşçıların kontrolü altında bulunmaktadır. Kürtlerin kontrolündeki alanlarda Suriye’nin petrol sahalarının bulunması Şam yönetimini çok önemli kaynakların kontrolünden mahrum bırakmakta ve Kürtlere önemli bir pazarlık fırsatı sağlamaktadır. ABD Başkanı Trump yaptığı bir açıklamada; Kürtlerin petrol sahalarını kontrolleri altında tutmalarına yardım etmek maksadıyla bir miktar Amerikan askerinin bölgede kalacağını ifade etmiştir.

 

Rejim kuvvetlerinin sadece birkaç ay öncesinde nerede olduklarına bakıldığında, Assad’ın giderek kontrolü altına aldığı sahaları genişlettiği görülmektedir, fakat Assad, yeniden ele geçirmeyi başardığı alanlarda, rakipleri ve onlarla çatışmasını engelleyen Rusya ile birlikte yaşamak zorunda kalacaktır.

 

Siyasi açıdan bakıldığında, haritalara bakan ve kuzey Suriye’nin geleceğinin sınırlarını çizen Türk ve Rus liderlerinin medyada yer bulan fotoğrafları, görüşmeler söz konusu olduğunda Şam yönetiminin ne kadar devre dışında kaldığının en büyük göstergesidir.

 

Belki de içgüdüsel olarak Assad, rakipleri tarafından kontrol altında tutulan son yer olan İdlib eyaletinde isyancıların elinden kurtarılan bölgeleri ziyaret etmiştir. Devlet televizyonunda Assad’ın askeri komutanları kutlayan ve top atışlarını izlerken görülen görüntüleri yer almıştır. Yaptığı konuşmada; Türkiye’ye karşı giderek artan direnişten bahsetmiş ve önünde sonunda işgalcileri ülkenin dışına atacaklarını dile getirmiştir.

 

Fakat Rusya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma, Suriye ordusunun Türk birliklerine herhangi bir müdahalesini kesinlikle imkânsız hale getirmektedir. Büyük bir olasılıkla Assad beklemeyi sürdürecek ve ülkesinin geri kalanını da yeniden ele geçirmek maksadıyla uygun fırsatı bekleyecektir.

 

Türkiye ile Suriye arasında siyasi bir anlaşmaya varılması da öyle çok uzak bir olasılık değildir. Assad ve Erdoğan bir zamanlar oldukça yakın arkadaştır. Bölgesel husumetler, su kaynakları ve Şam yönetiminin o zamanlar Türkiye’deki Kürt ayrılıkçıları destekleme konusunda onlarca yıldır sürmekte olan anlaşmazlıkların çözülmesini sağlayan 2004 yılındaki ziyaretiyle Assad, Ankara’yı ziyaret eden ilk Suriye devlet başkanı unvanını almıştır.

 

Türkiye lideri Erdoğan sonradan taraf değiştirmiş ve Suriye iç savaşında isyancıları desteklemiştir. Bununla birlikte son yıllarda isyancıları, Assad’ın rejim kuvvetlerinden ziyade özellikle Kürtlere karşı savaşmak için kullanmak çok daha ilgisini çekmektedir. Geçen yıl Ankara, yapılacak özgür ve adil seçimleri kazanması durumunda Assad ile birlikte çalışabileceğinin sinyalini vermiştir.

 

Türkiye şimdi sınırlarını kısmen de olsa Assad’a emanet etmektedir. Diğer ülkeler de benzer şekilde başka hiçbir seçenekleri olmadığı sonucuna varmış durumdadır. Arap ülkelerinden, Suriye’nin yeniden Arap Ligine alınması yönünde çağrılar giderek yükselmektedir. Assad yönetimine karşı en önemli öneriyi sunan ve neredeyse Suudi Arabistan ile aynı doğrultuda hareket eden Birleşik Arap Emirlikleri, başkent Şam’da büyükelçiliğini yeniden açmıştır. Bir gün sonra Bahreyn de büyükelçiliğini açmıştır.

 

Sünni Müslüman Körfez ülkeleri, Suriye savaşında bölgedeki etki ve nüfuzu hızla genişleyen Şii düşmanları olan İran’ı dizginlemek istemektedir.

 

Khatib’e göre; Assad, kuzeydoğu Suriye’deki gelişmeleri, uluslararası topluma aşırılık yanlıları ile mücadelede kendisinden başka alternatif olmayan ve zafer kazanan fiili otorite olarak gösterme yönündeki stratejisini sürdürmeye devam edecektir.

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve Sayın Zeina Karam’ın ifade ve düşüncelerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilerek paylaşılması Sun Savunma Net sitesi ve çevirenin makalede dile getirilen ifade ve düşünceleri paylaştığı anlamına gelmemektedir. Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

 

 

https://www.usnews.com/news/world/articles/2019-10-23/syrias-assad-gets-a-prize-with-us-withdrawal-russia-deal

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

Devamını oku:
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinden Erken Seçimleri Erteleyin Çağrısı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinden Erken Seçimleri Erteleyin Çağrısı   Çeviren:...

Birleşik Devletler Ulusal Güvenlik Danışmanı: Katar ve Türkiye Radikal İdeolojinin Yeni Sponsorlarıdır

Birleşik Devletler Ulusal Güvenlik Danışmanı: Katar ve Türkiye Radikal İdeolojinin...

IŞİD Terör Örgütünden Kurtarılan Musul İran’ın mı Olacak?

IŞİD Terör Örgütünden Kurtarılan Musul İran’ın mı Olacak? Yazar: Michael...

NATO’dan Çıkmak veya Çıkarılmak, Dış Politikadaki Bakış Açısı Sorunu, ABD ile S-400 ve F-35 Krizlerine Bütüncül Yaklaşım

  NATO’dan Çıkmak veya Çıkarılmak, Dış Politikadaki Bakış Açısı Sorunu,...

Kapat