savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
14,7863
EURO
15,8440
ALTIN
901,93
BIST
2.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
25°C
Ankara
25°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
24°C
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C

Ukrayna’nın Mimarı Ankara-Atina-Kıbrıs Hattında Neler Kotardı?

Ukrayna’nın Mimarı Ankara-Atina-Kıbrıs Hattında Neler Kotardı?

Ukrayna’nın Mimarı Ankara-Atina-Kıbrıs Hattında Neler Kotardı?

 

Macaristan’ın diktatör” olarak nitelendirilen Başbakanı Viktor Orban’ın, 6’lı muhalefet cephesine karşı seçimi kazanması sadece AKP’yi değil, MHP’yi de çok sevindirdi.

Nitekim MHP Lideri Bahçeli dün, “Başbakan Viktor Orban liderliğinde kurulmuş ittifak, muhalif altı partinin ittifakını ters köşeye yatırmış, Soros’u kendi ülkesinde boşa düşürmüş, AB’nin engellerini aşma becerisi göstermiş ve dördüncü defa seçimlerde zafer kazanmıştır… Ümit ve temenni ederim ki, içimize yuvalanan zillet ittifakının Macaristan’a bakıp sonuç çıkarması, ders ve ibret almasıdır… Türkiye’nin geleceğini işbirlikçiler değil, iffet, ilke ve irade sahibi Cumhur İttifakı tayin edecektir.” dedi.

Bu sözlerden çıkan sonuç şu; “Orban karşıtlarını Soros ve AB destekledi, bizdeki 6’lı muhalefet de öyle”!..

Niyetimiz bu tartışmalara girmek değil, Soros-AB-ABD projelerinden hareketle, ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland’ın Pazartesi günkü Ankara ziyaretini masaya yatırmak.

Nuland’ı nereden biliyoruz? 2014’te ABD Dışişleri Avrupa ve Avrasya İşleri Müsteşarı’yken, aynen Soros gibi, Ukrayna’yı karıştırıp muhalifleri örgütlemesinden.

Peki Ukrayna’daki en büyük yardımcısı kimdi? 2013-2016 yılları arasında ABD’nin Kiev Büyükelçisi olan Geoffrey Pyatt’di. Artık ne “hizmetler” yaptıysa; “Doğu Ukrayna’da barışa ve insan acılarının hafifletilmesine olan bağlılığı nedeniyle” kendisine Dışişleri Bakanlığı Robert Frasure Memorial Ödülü verildi. Pyatt, 2016’dan beri ise ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi ve Türkiye karşıtlığında Yunanlılarla yarışıyor.

İşte Ankara bir yandan -Orban’ın zaferi üzerinden- Soros ve AB’yi hedef alırken öte yandan onlardan aşağı kalmayan Nuland’ı ağırladı.

ABD’nin Bitmez “Mekanizmaları”

Öncesinde ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Nuland’ın, “ikili ilişkileri daha da güçlendirmek, Ukrayna’ya yönelik ortak desteği vurgulamak ve Rusya Federasyonu’nun nedensiz savaşına verilen karşılığı koordine etmek” amacıyla 2-9 Nisan tarihleri arasında Fransa, Yunanistan, Kıbrıs ve Almanya’ya bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.

Açıklamada; “Nuland’ın, Fransa’da Fransız, Alman ve Büyük Britanyalı muadilleriyle bir araya geleceği” belirtildikten sonra programın sonraki bölümü için, “Ardından hükümet yetkilileriyle ve sivil toplum ile bölgesel güvenlik, ekonomik konular ve ikili öncelikler konusunda görüşmelerde bulunmak amacıyla muhtelif kurum temsilcilerinden oluşan heyetin başkanı olarak Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’a gidecek.” denildi.

Pazartesi günü Ankara’ya gelen Nuland kimlerle görüştü? Önce kendi sosyal medya hesabındaki ifadelerle aktaralım.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile “ikili ortaklığı güçlendirmeyi ve Rusya’nın Ukrayna’daki kanlı savaşını sona erdirmeyi” konuştuklarını belirtti.

Bakan Yardımcısı Sedat Önal’la görüşmesi konusunda, “Ukrayna dahil olmak üzere ikili, bölgesel ve küresel sorunları ele almak için ABD-Türkiye Stratejik Mekanizmasının başlatılacağı” paylaşımını yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’la ise “ABD ve Türkiye’nin Ukrayna’yı destekleme çabalarını, bölgesel insani ve güvenlik meselelerini” ayrıca, “Güney Kafkasya’da gerilimi düşürmeyi ve Türkiye-NATO ittifakını” görüştüklerini duyurdu.

Hemen burada görüşmeyle ilgili Kalın cephesinin yaptığı açıklamaya da bakalım. İki ismin, “Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere Suriye, Azerbaycan, Ermenistan ve İsrail gibi bölgesel konuların ele alınıp enerji güvenliği, savunma işbirliği, ikili siyasi ve ekonomik ilişkileri değerlendirildiği” kaydedildi.

Nuland başka ne yaptı? ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde sivil toplum temsilcileriyle görüşerek, “Türkiye’de demokrasinin ve insan haklarının ilerletilmesini” ele aldı, “Güçlü demokrasiler, hükümetler ile sivil toplum arasında güçlü ortaklıkları gerektiriyor.” dedi.

Tabii Dışişleri Bakanlığı ve medyamız, “ABD-Türkiye Stratejik Mekanizmasının” kurulmasını heyecanla karşılarken, bunun Ekim 2021’deki Erdoğan-Biden görüşmesinde kararlaştırıldığını vurguladı, ama Türkiye’yi oyalama amaçlı o mekanizmalar için “Bu kaçıncısı?” diye sorgulayan olmadı!..

ABD’nin Talep Listesi

Nuland, Ankara’dan ayrılmadan birkaç gazeteciye de konuştu ve Erdoğan’ın barış girişimlerini överken, beraberinde özetle şu mesajları verdi:

Türkiye, (Ukrayna’da) kesinlikle merkezi bir rol oynuyor. Ukrayna’nın yanında yer aldı... Montrö Sözleşmesi’nin uygulanması konusunda Türkiye’ye müteşekkiriz… Karadeniz’deki gücünüz, coğrafi konumunuz çok önemli. Çünkü Karadeniz bu savaşta geçiş güzergahı olabilirdi. Neyse ki, Türkiye buna müsaade etmedi.”

Türk yönetimi ile yaptığımız konuşmalarda Rusya’ya ambargoların Türk toprakları üzerinde ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini söylediler.”

NATO müttefiki olarak Türkiye, Rusya’dan hava savunması için silah alma kararı aldı. Bu konu bizi endişelendiriyor, çünkü NATO’nun işine yaramayacak bir durum. Sanıyorum hem Türk yönetimi hem de Türk vatandaşları Ukrayna’da görüldüğü gibi Rusya’dan mühimmat, hava savunma sistemi alındığında savaş alanında bu silahların Türkiye’ye herhangi bir avantaj kazandırmayacağını net olarak görmüşlerdir.”

Bu yeni [stratejik] mekanizmanın en güzel özelliği, bütün konuları tek bir formatta ele alma olanağını sağlaması. İkili ilişkileri, ister ticaret olsun ister insan hakları ve sivil toplum konuları olsun, konuşabiliriz. Aynı zamanda Dağlık Karabağ, Suriye ve Ukrayna gibi bölgesel konuları da konuşabiliriz. Demokrasilerin de, nasıl otokratik yönetimler birlikte hareket ediyorsa, birlikte hareket etmeleri gerçeğinde olduğundan hareketle küresel meseleleri de bu formatta ele alabiliriz.”

Türkiye ve İsrail’in güçlü ilişkiler içinde olması, ticaret ve enerji ilişkisinde olmasının bizim de çıkarımıza olduğundan eminiz. Bu savaşın ortaya çıkardığı durumlardan biri de yüksek oranda Rus doğalgazı ithal eden birçok ülkenin kaynaklarını çeşitlendirmek ve bunu da süratli bir şekilde yapmak zorunda olmaları. Yani, Doğu Akdeniz’de bazıları yakın komşularınızı da kapsayacak şekilde ve yeni gaz keşifleri ve yeni boru hatlarını gerektirecek farklı birçok fırsat var. Bu konularda çalışmak ve özellikle Türkiye’nin Rus doğalgazına karşı kaynak çeşitlendirme amacında yardımcı olmayı istiyoruz.”

ABD’nin, Ankara’ya nasıl bir “liste” gönderdiği, neler istediği anlaşılıyor, değil mi?

Atina’da Kimlerle Buluştu?

Nuland’ın Türkiye “dostluğunu” görüp “niyetini” çözmek için sonraki Atina ve Kıbrıs ziyaretlerine de bakmamız gerekiyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la, “Yunanistan’ın bölgede artan liderlik rolünü, Ukrayna’ya güçlü desteğini, bölgede enerji güvenliği ve barışı teşvik etme konusunda ortak hedeflerini” konuştuklarını belirtip, “İlişkimiz her zamankinden daha güçlü.” dedi… Savunma Bakanı Panagiotopoulos’la, “İki ülke arasında güncellenen ve sürekli büyüyen savunma işbirliğini ele aldıklarını”“birlikte çalışabilirliklerini artırmanın en önemli öncelik olmaya devam ettiğini” vurguladı… Başbakan Miçotakis’le de “ABD-Yunanistan ilişkisini güçlendirmeyi” konuştuklarını bildirdi.

Nuland Atina’dayken; Dendias’ın davetlisi olarak İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yannis Kasulidis da oradaydı. İşte bu üç bakanın öğlen yemeğine “baskın” yapan Nuland şu mesajı paylaştı:

Üçlü öğle yemeğinize davetsiz katılımıma izin verdiğiniz için teşekkürler. ABD, 3+1 -Yunanistan, İsrail, Kıbrıs + ABD- işbirliğini güçlü bir şekilde desteklemektedir.”

Ukrayna’ın İşgâlini Kıbrıs’a Benzetti

Bu ne anlama geliyor? Hemen Dendias’ın, Lapid’le ortak basın toplantısında söylediklerini aktaralım.

Yunanistan-İsrail ilişkilerini, bölge ve gelecekleri ile ilgili paylaştıkları “ortak vizyonlarını”, 3+1 mekanizmasını güçlendirmenin önemini, ABD’nin öncülüğünde “İbrahim Anlaşması” kapsamında İsrail’in Arap ülkeleriyle yakınlaşmasını ele aldıklarını anlattıktan sonra konuyu, Ukrayna üzerinden Kıbrıs’a getirip şöyle konuştu:

Devletlerin bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü gibi temel uluslararası hukuk ilkelerinin ihlallerinin kınanabileceğinin altını çizme fırsatı bulduk. Uluslararası topluluğun hızlı tepkisi, bu tür uygulamaların 21. yüzyılda kabul edilemez olduğuna dair açık bir sinyal gönderdi. Bu bizim için açıkça 21. yüzyılda revizyonizme toleransın sonudur. Şunu söylemeliyim ki, bu sadece Rusya için geçerli değil. Böyle bir revizyonizmi tasavvur eden dikkat etmelidir. AB’nin enerji çeşitlendirme stratejisi ışığında da enerji işbirliğini ele aldık. Gaz kaynaklarının çeşitlendirilmesi en önemli öncelik haline geldi. Bu nedenle, East Med boru hattı da dahil olmak üzere doğal gazı ve Avrupa-Asya ara bağlantısı da dahil olmak üzere elektrik bağlantılılığını tartıştık. Ayrıca bu, neredeyse 50 yıl önce kıtamızda bir ülkenin yabancı işgâli sonucu ortaya çıkan Kıbrıs meselesinden başlayarak bölgesel konularda birbirimizi son gelişmelerden haberdar etmek için büyük bir fırsattı. En sert şekilde kınadığımız Rusya’nın Ukrayna’yı işgâli, Avrupa’da unutulmaması gereken bir başka açık yarayı hatırlatıyor. Unutmanın aksine; tüm tarafların, ilgili Güvenlik Konseyi kararları temelinde Kıbrıs sorununa adil, uygulanabilir ve kalıcı bir çözüm bulunması için gerekli çabayı göstermesi gerekmektedir. Bu, Kıbrıs sorununu çözmek için kaçırılmaması gereken bir fırsattır.”

İsrail Dışişleri Bakanı Lapid de, “Ukrayna’da savaş var. Bir kez daha güçlü, büyük bir ülke, küçük komşu bir ülkeyi sebepsizce işgâl etti. Toprak bir kez daha masum insanların kanıyla ıslandı.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Yunanistan, İsrail ve GKRY’nin bölgesel güvenlik konusu gibi temel sorunlarda iş birliği çabası içerisinde olduğunu hatırlatıp, “İş birliğimiz enerji piyasasına da vurgu yapıyor. Ukrayna’daki savaş, Avrupa’nın ve Orta Doğu’nun enerji piyasası yapısında değişiklik gerektiriyor. Bunun tehlikeleri var, ancak değerlendirmemiz gereken fırsatları da var. Gelecek aylarda iş birliğimizin, başka ülkelerin de dahil olacağı şekilde genişlemesi için çaba harcayacağız.” dedi.

Nuland’a dönersek; Atina ziyaretini, Yunanistan’ın Osmanlı’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşı ve bu savaşta Amerikalıların verdiği desteğe ilişkin simgelerin de yer aldığı bölgede gerçekleştirdiği bir “tur” ile bitirdi. Bu arada 2014’te Ukrayna’daki ortağı Büyükelçi Geoffrey Pyatt başta olmak üzere Atina Büyükelçiliği ekibiyle de bir araya gelip, “Yunanistan’la güçlü ittifakı ilerletmek için yaptıkları çalışmalara duyduğu minneti” vurguladı.

Tatar’a Hakaret

Nuland’ın Kıbrıs ziyaretine gelince; Rum Lider Anastasiadis, Dışişleri Bakanı KasulidisBM Kıbrıs Temsilcisi ve BM Barış Gücü yetkilileriyle görüştükten sonra şunu söyledi:

Şimdi kuzeye gideceğim ve Cumhurbaşkanı Tatar ile biraz vakit geçireceğim.”

Lafa bakar mısınız; biraz vakit geçirecekmiş!..

Dahası var; hemen ardından Tatar için “Cumhurbaşkanı” ifadesini “yanlışlıkla” kullandığını belirtip, şu açıklamayı yaptı:

Sanırım bir hataydı. Nasıl diyorum kendisine? Sayın Tatar. Evet, özür dilerim. Kıbrıs’a gelmeyeli uzun zaman oldu. Biz kendisinden Sayın Tatar diye bahsediyoruz.”

Devekuşu Politikası

İşte, ABD-İsrail-Yunan-Rum mutfağında bunlar pişer ve KKTC’ye böylesine aleni hakaret edilirken, dün bir iktidar gazetesi şu manşeti attı, iyi mi?

İsrail boru hattı için ‘kuzey’i seçti: Gaz, KKTC’yi tanıtacak”

Bir diğeri ise Nuland’ın, ABD’nin, “İsrail-Yunanistan-Rum kesiminin planladığı EastMed boru hattı için zaman ve para olmadığı” kararını tekrarlayıp yeni dönemde doğalgaz için alternatif yollar aranacak müttefikler arasında Türkiye’nin de adını saymasından, “ABD Türkiye’yi de saydı! Rumlara soğuk duş” sonucunu çıkardı.

Şu tabloya, “Devekuşu gibi başını kuma gömmek denmez de ne denir?

Ankara’daki her açılım”, ABD Başkanı Biden’ın “Türkiye projesinin” adım adım hayata geçtiğini gösterdiğine göre, şunu hatırlatalım:

Biden 2014’te Başkan Yardımcısı’yken, Amerikan Ortodoks Kilisesi’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs sorununu Erdoğan’la çözeceğiz. Hükümet, Ada’daki fiili durumun ekonomik, askeri veya siyasi açıdan çıkarına olmadığını anladı.” demiş ve “Türkiye’nin Rusya, Suriye ve IŞİD yüzünden tehdit altında olduğu” uyarısında bulunmuştu.

Şimdi bu sorun veya tehditlere ne eklendi? Ekonomik kriz!..

O yüzden bir kez daha altını çizelim:

Aman Kıbrıs’a dikkat!..

Müyesser YILDIZ, 8 Nisan 2022

Kaynak: https://muyesseryildiz.com/2022/04/08/ukraynanin-mimari-ankara-atina-kibris-hattinda-neler-kotardi/

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.