savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7578
EURO
17,5286
ALTIN
964,34
BIST
2.445,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
27°C
Ankara
27°C
Açık
Cumartesi Açık
26°C
Pazar Açık
26°C
Pazartesi Açık
27°C
Salı Açık
28°C

Türkiye’nin Demokrasi Endeksi

Türkiye’nin Demokrasi Endeksi

Seçim Süreci

Türkiye’nin Demokrasi Endeksi

Freedom in the World 2021, 2020 yılı için 195 ülkeyi değerlendirmiştir. Değerlendirmede 25 adet göstergenin her biri 0-4 puan üzerinden puanlanmaktadır. 25 adet gösterge; siyasi haklar (0-40) ve insan hakları (0-60) olarak gruplandırılmıştır. Türkiye, 32 puanla ‘‘Özgür Olmayan’’ ülke statüsündedir…

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 03 Nisan 2022

Rapora göre; ‘‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Türkiye’yi 2002 yılından beri yönetmektedir. Başlangıçta bazı liberalleşme reformlarını hayata geçiren AKP hükümeti, siyasi haklar ve insan haklarına karşı giderek artan bir saygısızlık göstermiş ve 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminden bugüne kadar bütün muhaliflerine dramatik ve geniş kapsamlı bir baskı uygulamıştır. 2017 yılında kabul edilen anayasa değişiklikleri, iktidarı cumhurbaşkanının ellerine teslim etmiştir. Erdoğan, Türk siyasetinde muazzam bir güç kullanmaya devam ederken, 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde muhalefet partilerinin kazandığı zaferler ve COVID-19 salgınının zaten güçsüz ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri, hükümete muhalefeti baskı altına almak ve kamusal söylemleri sınırlandırmak için yeni dürtüler vermiştir.’’

Cumhurbaşkanı özgür ve adil seçimlerle mi seçilmiştir?

Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından, en fazla iki beş yıllık dönem için seçilmekte, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), cumhurbaşkanının ilk dönemlerinde erken seçim çağrısı yapması durumunda bir dönem için daha aday olabilmektedir.

6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu, Madde 3- 19/1/2012 tarihli ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 3- (1) Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. (2) Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda hiçbir aday salt çoğunluğu (%50 üzeri) sağlayamaz ise, en çok aday alan iki aday arasında ikinci tur oylama yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlık görevinden cumhurbaşkanlığı görevine geçtiği 2014 yılından bu yana hükümette baskın bir rol oynamayı sürdürmüştür. 2017 yılında yapılan anayasa referandumu, cumhurbaşkanının yetkilerini genişleten ve başbakanlık pozisyonunu ortadan kaldıran yeni Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni getirmiştir.

Anayasa Referandumu – Mühürsüz Oy Pusulaları

Anayasa Referandumuna katılan 48.374.576 seçmenden 24.325 633’i (%51.18) ‘‘EVET’’ oyu kullanırken, 23.203.316 seçmen (%48.82) de ‘‘HAYIR’’ oyu kullanmıştır. Aradaki fark 1.122.317 oydur. Oy kullanmak maksadıyla sandık başına giden 845.627 seçmenin oyları ise geçersiz sayılmıştır.

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı olan seçmen sayısı 55.319.222’dir. Türkiye’nin geleceği ve kaderi üzerinde büyük rol oynayacak olan Anayasa Referandumuna nedense 6.944.646 Türk vatandaşı katılmamıştır.

Toplam kayıtlı seçmen listesinden referanduma katılmayanlar (6.944.646) ve katıldığı halde geçerli oy kullanamayanların (845.627) toplamı 7.790.273 kişidir. Sandığa giderek vatandaşlık görevini yerine getirmeyen ve mührü EVET ya da HAYIR kutucuklarına basamayanlar veya kasten geçersiz oy kullananlar (!) göz önüne alındığında, anayasa değişikliğini benimseyen ve EVET oyu kullananların gerçek oy oranı sadece %43.97’dir.

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi %12.55’in seyrettiği, %1.52’nin de geçerli oy kullan(a)madığı anayasa referandumunda %43.97 EVET oranıyla değişiklikler kabul edilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu’nun; bazı sandık kurullarının seçmene oy pusulası ve zarflarını sandık kurulu mührüyle mühürlemeden verdikleri yönündeki yoğun şikâyetler ve AKP temsilcisinin müracaatı üzerine ‘‘dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadığı sürece’’ mühürsüz oyları da geçerli kabul etme kararı almasını kınayan Türk halkı, ellerinde ‘‘HAYIR KAZANDI’’ pankartlarıyla protesto gösterileri düzenlemiştir. Referandumun MHP’nin desteğiyle kazanıldığı göz önüne alındığında; 2017 yılında partisinden ihraç edilen MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın ‘‘YSK’nın mühürsüz oy pusulalarının kabulü yönünde verdiği kararın altında, seçmene önceden verilen zarfların geçerli sayılması vardır” sözleri asla hafızalardan çıkarılmaması gereken bir tespittir.

Türkiye’nin yönetim sistemi açısından tarihi bir karar verilen anayasa referandumunun sonucu konusunda yorum yapan Erdoğan; ‘‘Boşuna uğraşmayın, atı alan Üsküdar’ı geçti’’ ifadelerini kullanmıştır. Erdoğan’ın, uluslararası gözlemcilerin seçimin eşit şartlarda gerçekleşmediği ve yarışta yer alan iki tarafa eşit şartlar verilmediği yönündeki eleştirilerine verdiği yanıt ise aşağıdadır:

‘‘AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) diye bir örgüt var Avrupa’da. Kendilerine göre bir rapor hazırlıyorlar. Seçimler şöyle olmuş, böyle olmuş. Önce haddinizi bilin. Sizin hazırlayacağınız o siyasi içerikli raporları biz ne görürüz, ne duyarız, ne biliriz. Biz yolumuza devam ederiz. Onu siz külahımıza anlatın. Bu ülke, batının hiçbir ülkesinde görülmeyen en demokratik seçimlerini gerçekleştirmiştir. Sizler, Türkiye’nin bakanlarını Avrupa’ya sokmazken utanmadan sıkılmadan bu seçimler hakkında gölge düşürmede boşuna yola girmeyin. Artık sür eşeği Niğde’ye. Niğdeli kardeşlerim ne diyeceğini iyi bilir. Seçimlere kadar geçecek süreçte kurumlarımızla iş birliği içinde uygulayacağız bunları. Milletimizin bize işaret ettiği yol budur.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi – 2018

Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 2017 yılında yapılan anayasa referandumu ile kabul edilmesinin ardından; aslında Kasım 2019 tarihinde yapılması gereken cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni sistemin uygulanması için erken seçimin gerekli olduğunu iddia eden Erdoğan’ın talimatıyla Haziran 2018’e çekilmiştir. Ve cumhurbaşkanlığı seçimi, 2016 yılı başarısız askeri darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal şartlarında yapılmıştır.

AKP’nin lideri Erdoğan ilk turda oyların %56.2’sini alarak ikinci kez cumhurbaşkanı seçilir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Muharrem İnce %30.6, Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) adayı Selahattin Demirtaş %8.4 ve İYİ Parti lideri Meral Akşener %7.3 oranında diğer adaylar (Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek) ise oyların %1.1’ini alırlar. Erdoğan’ın ilk dönemi planlanandan önce sona erdiğinden üçüncü dönem için aday olabilir ve yeniden seçilmesi durumunda cumhurbaşkanlığı makamında 2028 yılına kadar kalabilir.

Yurt içi, yurt dışı ve gümrük sandıkları dahil kayıtlı seçmen sayısı 59.367.469’dur. Sonuçlar yukarıdaki tablo esaslarında incelendiğinde, her türlü senaryoda Erdoğan’ın seçimi kazanacağı net bir şekilde görülmektedir. Perinçek ve Karamollaoğlu da sayılırsa toplam altı adayın tamamı bir Erdoğan  etmemiştir.

Seçim ikinci tura kaldığında ise, tabloda ikinci satırda görülen oy oranlarına (%44.35 – %39.4) bakıldığında, Erdoğan’ın karşısındaki rakiplerinin tek bir adayda birleşmesi  durumunda dahi AKP liderinin seçimi kazanacağı görülmektedir. CHP adayı Muharrem İnce, gazeteci İsmail Küçükkaya’ya attığı ‘‘Adam Kazandı’’ mesajında haklıdır. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan 27. Dönem milletvekili genel seçimlerinde; AKP (%42.56), MHP (%11.10), HDP (11.70), CHP (%22.65), İYİ Parti (%9.96) oranında oy almıştır. 600 sandalyenin 295’ini AKP, 49’unu MHP, 67’sini HDP, 146’sını CHP, 43’ünü de İYİ Parti kazanmıştır. Rakiplerini açık ara geçerek yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olan Erdoğan milletvekili seçimiyle ilgili yaptığı açıklamada; ‘‘Parlamentoda her ne kadar hedefe ulaşamadıysak da, inşallah elimizden gelen bütün gayretle Cumhur İttifakı olarak bunu çözmeye çalışacağız’’ ifadelerini kullanmıştır.

 Erken seçim çağrısı yaparak 24 Haziran 2018’de sandıkların kurulmasına neden olan Cumhur İttifakı’nın içinde olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Erdoğan’ı yürekten tebrik ettiği konuşmasında ‘‘Bugün Cumhur İttifakı’nın zaferini gururla, onurla, müsterih bir vicdanla idrak ve ifade ediyoruz’’ demiştir. Bahçeli’ye göre; felaket tellallığı yapanlar Türklüğün vicdanına çarpmış ve dağılmışlardır. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çok mutludur; TBMM’de çoğunluğu yitiren AKP, artık kilit parti konumundaki partisine bağımlı hale gelmiştir.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) seçim gözlemcileri; devlet medyasının yayınlarında AKP’yi kolladığını söyleyerek 2018 seçimlerini eleştirirler. AGİT ayrıca Erdoğan’ın, seçim kampanyası esnasında devamlı olarak rakiplerini terörizm destekçisi olmakla suçladığına dikkat çeker. CHP adayı Muharrem İnce de temelden adil olmadığını söyleyerek seçim sonuçlarını eleştirir. Selahattin Demirtaş ise, 2016 yılında terörle ilgili suçlardan tutuklandığından, seçim kampanyasını cezaevinden yürütmek zorunda kalmıştır.

AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu, AGİT Parlamenter Meclisi (AGİT PA) ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) girişimi temsilcileri 24 Haziran 2018 seçimlerine ilişkin gözlemlerini açıklar. Heyetin raporunda; sandık kurullarına siyasi parti temsilcileri yerine devlet memurlarının başkanlık etmesi, oy sandıklarının yerlerinin değiştirilmesi, oy verme yerlerinde kolluk kuvvetlerinin yetkilerinin artırılması ve mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması gibi hususların seçimin şeffaflığına gölge düşürdüğü iddia edilmiştir.

Dışişleri Bakanlığı’nın AGİT’in seçim raporla ilgili açıklaması aşağıdadır:

“AGİT Seçim Gözlem Misyonu’nun 15 Haziran 2018 tarihinde yayınladığı ara rapor incelenmiştir. Ülkemizde seçimler çoğulcu ve rekabetçi ortamda demokratik standartlara uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte, anılan belgede, mevcut seçim süreci hakkında sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen hatta siyasi nitelikli bazı yorumlara yer verildiği görülmüştür.’’

‘‘Seçim süreciyle sınırlı olmayan, bağımsız ve tarafsız gözlem ilkeleriyle bağdaşmayan örneklere raporda yer vermesi üzüntüyle karşılanmıştır. Demokrasimize duyduğumuz güvenin göstergesi olarak her zaman olduğu gibi bu seçimler için de uluslararası gözlemciler ülkemize davet edilmiş ve tarafımızdan gösterilen tam iş birliğiyle güven içinde ve rahatlıkla gözlem faaliyetlerini yerine getirmişlerdir. Gözlem heyetinin teyit edilmemiş bazı istisnai ve münferit olaylardan abartılı olumsuz çıkarımlara yönelmesi ve genellemeler yapması misyonun çalışma metotları bakımından soru işaretlerine yol açmıştır. Raporda dikkat çekilen unsurların seçim sürecinin etkinliği ve meşruiyeti bakımından sonuç doğurucu olmadığının gözlem heyeti tarafından teslim edilmiş olması önemlidir. Siyasi analizlerin ve tarafgir yorumların AGİT seçim gözlem misyonlarının güvenilirliğine zarar vereceği unutulmamalıdır.’’

Milletvekilleri özgür ve adil seçimlerle mi seçilmiştir?

2017 yılı anayasa referandumu tek meclis yapısındaki TBMM’de milletvekili sayısını 550 sandalyeden 600 sandalyeye ve milletvekillerinin görev sürelerini de dört yıldan beş yıla çıkarmış ve bu değişiklikler Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde yürürlüğe girmiştir. TBMM üyeleri nispi temsil sistemiyle seçilmekte ve seçimde yarışan siyasi partilerin TBMM’de sandalye kazanabilmeleri için ülke genelindeki oyların en az %10’unu alması gerekmektedir.

AGİT’e göre 2018 TBMM seçimleri, iktidar partisinin seçim avantajı elde etmek maksadıyla devletin kaynaklarını kendi çıkarları için kullanması ve HDP ile diğer muhalefet partilerine yönelik bir dizi sindirme kampanyası da dâhil olmak üzere bir dizi kusurla gölgelenmiştir. AGİT, ülkenin güney ve güneydoğu bölgelerinde vekâleten oy kullanma gibi usulsüzlüklerin daha yaygın olduğunun da altını çizmiştir.

Şubat 2018’de şekillenen ve AKP ile aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi’ni (MHP) kapsayan Cumhur İttifakı, oyların %53’ünü alarak toplam 344 sandalye kazanmıştır. CHP, %22 oy oranıyla 146 sandalye, HDP %11 oy oranıyla 67 sandalye ve İYİ Parti de %10 oy oranıyla 43 sandalye kazanmıştır.

Haziran 2020’de iki HDP (Leyla Güven ve Musa Farisoğulları) ve bir CHP milletvekilinin (Enis Berberoğlu) milletvekillikleri haklarındaki terör ve casuslukla ilgili suçlamalar nedeniyle düşürülmüştür.

Cumhurbaşkanlığı tezkeresi okunurken, HDP ve CHP’li milletvekilleri, sıra kapaklarına vurarak, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP hesap verecek”, “Darbeci AKP”, “Demokrasi düşmanı AKP” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları atmıştır. Milletvekillikleri düşürülen üç TBMM üyesi tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

‘‘Yargı süreci sona erdi. YSK 11 yüksek mahkeme üyesiyle ve tam sayıyla yaptığı toplantı sonucunda kararlarını verdi. Bu kararları da size yazılı olarak ilettik. Söyleyeceklerim bu kadar.’’ Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven

Seçim yasaları adil mi ve ilgili seçim yönetim organları tarafından tarafsız bir şekilde uygulanıyor mu?

Türkiye’de oy verme işlemleri Yüksek Seçim Kurulu (YSK) hâkimleri tarafından denetlenmektedir. 2016 tarihli bir yasa AKP hâkimiyetindeki yargı organlarının birçok YSK hâkiminin yerini almasını sağlamıştır. YSK, görev süreleri altı yıl olan yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşmaktadır. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile seçilmektedir.

Yüksek Seçim Kurulunda, seçime katılan siyasi partilerden, en son yapılan milletvekili genel seçiminde en çok oy almış dört siyasi parti ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yetki verilmiş olması şartıyla bir asıl bir yedek temsilci bulundurabilir. Bu temsilciler kurulun bütün çalışmalarına ve görüşmelerine katılırlar, ancak oy kullanamazlar. Ayrıca, Yüksek Seçim Kurulunca seçime katılma yeterliliği tespit ve ilân edilen siyasi partilerden o il ve ilçede teşkilatı bulunanlar, il ve ilçe seçim kurullarında birer temsilci bulundururlar.

Üyelerinin AKP hâkimiyetindeki Yargıtay ve Danıştay tarafından seçilmeye başlanmasından bu yana Yüksek Seçim Kurulu verdiği AKP lehindeki kararlar nedeniyle eleştirilmektedir. YSK’nin en çok eleştirildiği konuların başında, Mayıs 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi yönünde verdiği karar gelmektedir.

Sloganı ‘‘Ben sadece gönül hırsızlığını bilirim’’ olan CHP adayı Ekrem İmamoğlu, Mart 2019’da yapılan seçimleri kıl payı kazanmıştır. Ancak YSK, dörde karşı yedi oy çokluğu ile sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar vermiştir. YSK iptal kararı gerekçesi aşağıdadır:

‘‘Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Mazbatasının iptaline, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin 23 Haziran 2019 tarihinde yapılmasına, kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, oyçokluğuyla karar verilmiştir”

Garip olan ise; Büyükşehir olan illerde kullanılacak olan; Büyükşehir Belediye Başkanı, Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyeliği ile Muhtarlık ve İhtiyar Heyeti oy pusulalarından sadece Büyükşehir Belediye Başkanı için kullanılan oyların geçersiz sayılarak iptal edilmiş olmasıdır.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararda sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar verilmiş, il genel meclisi üyeleri ve ilçe seçimleri yenilenme kararına dâhil edilmemiştir. Oysa seçimde bir zarfın içine dört adet oy pusulası atılmıştır. YSK iptal gerekçesi; 225 sandık kurulu başkanı ile 3 bin 500 sandık kurulu üyesinin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlisi olmaması ve bu sandıklarda kullanılan oyların da aradaki farkı etkiler nitelikte olmasıdır.

Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım seçim gecesi saat 24.00’de kendisine görev verdiği için İstanbullulara teşekkür eder, ancak ilerleyen saatlerde bir daha kameraların karşısına geçmez. Sabahın erken saatlerinde İstanbul BŞB ekipleri kentin her yerindeki ilan tahtalarına yukarıdaki afişleri yapıştırırlar. Oysa seçimi Ekrem İmamoğlu kazanmıştır.

CHP ile AKP adayları arasındaki fark sadece 13.729 oydur. Seçim 23 Haziran 2019 tarihinde yenilenir. 10.560.963 kayıtlı seçmenden 8.925.166’sı sandık başına giderek oyunu kullanır. Geçerli oy sayısı 8.746.566’dır. 178.600 İstanbullu seçmenin oyu geçersizdir, yine boşu boşuna sandık başına gitmişlerdir. İki adayın arasındaki fark bayağı açılır ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu, AKP’li aday Binali Yıldırım’a tam 806.014 oy fark atar.

İnsanların farklı siyasi partilerde veya seçtikleri diğer rekabetçi siyasi gruplarda örgütlenme hakları var mı ve sistem, bu rakip parti veya grupların yükseliş ve düşüşü için kanunsuz engellerden arınmış mı?

Türkiye, beş büyük partinin TBMM’de sandalye sahibi olduğu çok partili bir sistemi sürdürmektedir. Bununla birlikte, yeni siyasi partilerin yükselmesi, küresel standartlara göre alışılmadık derecede yüksek olan, parlamenter temsildeki %10’luk baraj nedeniyle engellenmektedir. 2018 seçim yasası, seçimlere katılmak için ittifaklar kurulmasına izin vererek, barajı tek başına aşamayacak olan partilerin ittifaklar yoluyla TBMM’de sandalye kazanmasına imkân sağlamaktadır. Siyasi partiler, anayasal parametrelere uymayan politikaları benimsedikleri için kapatılabilmektedir ve bu kural geçmişte İslamcı ve Kürt yönelimli partilere uygulanmıştır.

Kürdistan İşçi partisi (PKK) ile yapılan ateşkes 2015 yılında bozulduktan sonra hükümet HDP’yi, terör örgütü listesinde yer alan PKK’nın vekili olarak suçlamıştır. 2016 yılında yapılan anayasa değişikliği milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasını kolaylaştırmış ve HDP’nin birçok lideri bu kanun değişikliğinin uygulamaya girmesinden bu yana terör suçlamalarıyla hapse atılmıştır. HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Eylül 2018’de, barış görüşmeleri bağlamında PKK’yı öven bir konuşması nedeniyle dört yıl sekiz ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Kasım 2018’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tutuklanmasının siyasi amaçlı olduğunu ve yaklaşık iki yıldır sürmekte olan tutukluluk halinin makul olmadığını tespit ederek Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasına karar vermiştir. Avrupa mahkemesinin büyük dairesi, Aralık 2020’de HDP liderinin yeniden serbest bırakılmasını istemiş, ancak Demirtaş, binlerce diğer HDP üyesi gibi yeni suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır.

Muhalefetin seçimlerle desteğini artırması veya iktidara gelmesi için gerçekçi fırsatlar var mıdır?

2002 yılında iktidara geldiğinden beri iktidardaki AKP, Yüksek seçim Kurulu, yargı, emniyet güçleri ve medya üzerinde partizanca bir kontrol oluşturmuştur. AKP, bu kurumsal araçları son yıllarda siyasi rakiplerini zayıflatmak veya bünyesine katmak maksadıyla saldırgan bir şekilde kullanmış ve muhalefetin seçmenlerde destek kazanma ve seçimler yoluyla güç kazanma yeteneğini ciddi ölçüde sınırlamıştır.

Hükümet ayrıca, muhalefet liderlerini terörizmden cumhurbaşkanına hakarete kadar çeşitli suçlarla itham ederek tutuklama ve suçlamalara başvurmuştur. HDP düzenli olarak bu taktiklere maruz kalırken, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası yapmak suçlarından Eylül 2019’da yaklaşık 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Kaftancıoğlu’nun cezası istinaf mahkemesi tarafından Haziran 2020’de onanmıştır, CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu ilave temyiz yolu açık olduğundan halen özgürdür.

2019 Mahalli Seçim Sonuçları – Kaynak: Sözcü Gazetesi

Muhalefetteki siyasi partilerin Ankara ve İstanbul da dâhil olmak üzere çoğu büyük şehir merkezlerinin kontrolünü kazandığı 2019 mahalli seçimleri, AKP’nin kurumsal avantajlarına rağmen muhalefetin ilerlemesi için hâlâ fırsatlar olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, merkezi hükümetin düzinelerce HDP belediye başkanının atadığı kayyumlar ile değiştirmeyi sürdürmesi, muhalefet liderlerinin seçimi kazandıktan sonra dahi karşılaşabilecekleri engellerin olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu görevliler genellikle, doğruluğu şüpheli terör suçlamalarıyla yargılanmak üzere görevlerinden alınmıştır.

Halkın siyasi tercihleri, siyasi alanın dışındaki güçlerin veya siyaset dışı araçlar kullanana siyasi güçlerin tahakkümünden bağımsız mıdır?

Sivil liderlik, siyasi meselelere müdahale geçmişine sahip olan ordu üzerindeki hâkimiyetini kanıtlamıştır. Bu hâkimiyet, 2016 askeri darbe girişiminin başarısızlığının arkasında yatan ana faktörlerden bir tanesi olmuş ve hükümet o zamandan beri sadakatsizliğinden şüphelenilen binlerce askeri personeli görevden uzaklaştırmıştır. Bununla birlikte, AKP’nin kurumsal egemenliği, devletin kendisini siyasi sonuçları değiştirmek için kullanılabilecek bir parti uzantısı haline getirme tehdidinde bulunmaktadır.

Nüfusun çeşitli kesimleri (etnik, ırksal, dinsel, cinsiyet, LGBT+ ve diğer gruplar) tam siyasi haklar ve seçim fırsatlarına sahip midir?

Eleştirmenler, eğitim sisteminin laik okullarda İslami eğitimi tercih eden ve 2010’lu yıllarda dinsel okulların yükselişini destekleyen bir revizyona işaret ederek AKP’nin Sünni Müslümanları desteklediğini iddia etmektedir. AKP, kurumu siyasi himaye kanalı olarak kullanarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da genişletmiştir. AKP, diğer işlevlerinin yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Türkiye’deki camilerde ve türk diasporasının bulunduğu ülkelerde hükümet yanlısı vaazlar vermek için de kullanmaktadır.

Sünni olmayan Alevi toplumu ve Müslüman olmayan dinsel gruplar uzun süreden beri devam eden bir siyasi ayırımcılığa maruz kalmaktadır. Dinsel ve etnik azınlıkların üyeleri parlamentoda, özellikle CHP ve HDP altında bazı sandalyelere sahipken, hükümetin muhalefet partilerine yönelik baskısı, Kürtler ve diğer azınlık gruplarının siyasi hakları ve seçim fırsatlarına ciddi şekilde zarar vermiştir.

Kadınlar, 2018 TBMM seçimlerinde biraz daha fazla sandalye (104 veya yaklaşık %17) kazanmalarına rağmen, siyasette ve hükümetteki liderlik pozisyonlarında yeterince temsil edilmemektedir. AKP’nin politikaları ve söylemleri çoğu zaman kadınların çıkarlarına hizmet etmese de başta HDP olmak üzere muhalefet partileri, kadın ve azınlık grupları için hakların genişletilmesini savunmaktadır.

Az sayıda açık LGBT+ kimliği üyesi aday olmuştur. LGBT+ aktivisti ve siyasetçi Sedef Çakmak, bir belediye meclisi seçim yarışına katılan ilk aday olmuş ve 2014 yılında İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde belediye il meclis üyeliğini kazanmıştır. İlk açık eşcinsel milletvekili adayı 2015 genel seçimlerinde HDP’den destek almış ancak seçimi kazanamamıştır. Bütün bu çabalara rağmen, LGBT+ bireylerin siyasi olarak marjinalleştirilmesi devam etmekte ve hükümet, çıkarlarını savunacak örgütlerin oluşumunu kısıtlamak maksadıyla kamu ahlakı yasalarını kullanmaktadır.

Ucuz Halk Ekmek ve maaş kuyrukları, soldakiler Türk vatandaşları, sağdakiler ise Suriyeli mültecilerdir.

Sayıları tahmini olarak dört milyon olan Suriyeliler de dâhil olmak üzere Türkiye’de ikamet eden mülteciler, genellikle siyasi haklara sahip değildir ve Türk halkının çoğu, mültecilere kitlesel vatandaşlık hakları verilmesine karşı çıkmaktadır. Bununla birlikte, son yıllarda özellikle özel becerilere veya mesleki niteliklere sahip on binlerce mülteci vatandaşlığa kabul edilmiştir.

Çevirenin Notları: FREEDOM HOUSE tarafından hazırlanan ‘‘FREEDOM IN THE WORLD 2021 – TURKEY’’ başlıklı raporun seçim süreci başlıklı alt bölümü aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. Raporda ifade edilen düşünceler ve ileri sürülen iddialar FREEDOM HOUSE örgütüne aittir. Raporun çevrilerek paylaşılması çeviren ve Sun Savunma Net sitesinin ifade edilen düşünceleri ve ileri sürülen iddiaları paylaştığı anlamına gelmemektedir.

FREEDOM HOUSE örgütüne göre Türkiye toplam 32 puan ile ÖZGÜR OLMAYAN ülke sınıfındadır. Siyasi haklar açısından Türkiye’nin notu 40 üzerinden 16, insan hakları açısından ise 60 üzerinden 16’dır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.