savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,5612
EURO
17,9674
ALTIN
965,61
BIST
2.462,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
28°C
Ankara
28°C
Açık
Çarşamba Açık
28°C
Perşembe Açık
28°C
Cuma Açık
29°C
Cumartesi Açık
28°C

Sisi’nin Dilenci Ülkesi Mısır Batıyor

Sisi’nin Dilenci Ülkesi Mısır Batıyor

Morsi’nin Yatırım Bakanının Feryatları

Sisi’nin Dilenci Ülkesi Mısır Batıyor

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 19 Temmuz 2022

Belçika’nın Brussels kentinde düzenlenen Avrupa Birliği-Afrika Birliği zirvesinde görülen Mısır Devlet Başkanı Abdel Fattah el-Sisi, 18 Şubat 2022. Fotoğraf: AFP

Aşağıdaki yazı, Mısır’ın devrik lideri Morsi’nin yatırım bakanlığını da yapan gazeteci Yehia Hamed tarafından kaleme alınmış ve 11 Temmuz 2022 tarihinde Middle East Eye çevrimiçi haber sitesinde paylaşılmıştır.

Rusya’nın Ukrayna’yı Şubat 2022’de işgale başlamasından beri, bu savaşın başta Mısır olmak üzere tahıl ithal eden MENA (Middle East/North Africa – Orta Doğu/Kuzey Afrika) bölge ülkeleri üzerindeki yıkıcı etkileri hakkında sayısız makale kaleme alınmıştır. En fazla tahıl ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında Rusya (%54,5), Ukrayna (%14,7), Romanya (%12,6), ABD (%8,3), Fransa (%6,77) oranları ile başta gelmektedir.

Fakat Devlet Başkanı Abdel Fattah el-Sisi rejiminin beceriksizliği ve uluslararası destekçilerinin ileriyi görememelerine bağlı olarak Mısır ekonomisinin giderek kötüleşmesi aslında yıllar önce başlamıştır.

Ukrayna’daki savaş sadece kötüye giden ekonominin maskesini düşürmüş ve acı gerçeği ortaya çıkarmıştır. Mısır’ın iflas etmesine sadece birkaç ay kalmıştır ve %30 yoksulluk oranı çok yakında dayanılmaz bir açlık oranına dönüşecektir. Mısır’ın dış borcu son on yılda dört kat artarak 370 milyar dolara ulaşmıştır.

Mısır muhalefeti içinde birçok muhalif, nihayet Sisi rejiminin ağır şekilde zayıfladığı bir dönüm noktasına ulaşıldığına inanmaktadır. Mısır’ı içine düştüğü kargaşa ve istikrarsızlıktan kurtarmak için artık çok geç olduğundan büyük bir karamsarlık içindeyim.

Uluslararası Para Fonu (IMF – International Monetary Fund) yönetim kuruluna, artan borç ve sağlanan fonların içi boş projeler ve yolsuzluk için kullanıldığına yönelik kaç tane uyarı mektubu gönderildi?  Avrupalı ve ABD’li liderler, ekonominin gerçek durumu ve toplumsal huzursuzluk, terörizm ve yasadışı göçle ilişkili riskler hakkında kaç kez brifing aldılar?

Yolsuzluk Algı Endeksi – 2021

Bugüne kadar ne yazık ki hiçbir uyarı dikkate alınmadı ve küçümsendi. Üç yıl önce Foreign Policy’de Mısır ekonomisinin büyümekten ziyade çöktüğü konusunda bir uyarı yazısı yazdım. Aksini iddia eden makalelerle, rejime olan nefretimin gözlerimi kör ettiği iddiasıyla suçlandım. Böylece, bütün uyarılara ve bariz emarelere rağmen, kamu parasının kötü yönetimi kanserinin ulusal bünyenin her yerinde serbestçe büyüyerek metastaz yapmasına müsaade edilmiştir.

Ulusal bünyenin her yerine yayılan kanser artık ne yazık ki son evresindedir. 105 milyon nüfusu olan bir ülke hızla çöküşe doğru gitmektedir.

Bütün bunlar, Sisi ve yandaşlarının dokuz yıllık beceriksiz yönetiminin bir sonucudur. Yargı, bütçe ve ordu üzerinde tam kontrole sahip olmasına ve 60.000’den fazla siyasi tutuklunun keyfi olarak gözaltına alınmasına yol açan muhalif seslere uygulanan yaygın ve sistematik baskılara rağmen, uluslararası destekçilerinin yardımını arkasına alan El Sisi, kelimenin tam anlamıyla ülkeyi mahvetmiştir.

Mısır’ı derinden sarsacak yaklaşmakta olan krize işaret eden endişe verici göstergelere rağmen, Sisi ve yandaşları sözde başarıları hakkında kendi kendilerini yere göğe sığdıramadıkları söylemleri sürdürmektedir. Dokuz yıldan beri sürmekte olan baskı, propaganda ve otoriterliğin ardından, bugün gelinen noktada, düzeltilmesi gereken bir ya da iki hatayı dahi kabul etmek artık söz konusu değildir.

Mısır’ın ekonomik durumu ümitsizdir. Borcun Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla’ya (GSYİH) oranı bu yıl %93,8’e yükselmiştir ve devlet bütçesinin akıllara durgunluk veren %54’lük kısmı, borç ve faiz geri ödemeleri için kullanılmakta ve ülkenin temel ihtiyaçlarını finanse etmek için geride fazla bir şey bırakmamaktadır.

Mısır Merkez Bankası’nın faizleri yükseltme kararına rağmen sıcak para ülkeden kaçmıştır. Mısır Merkez Bankası, enflasyonu dizginlemek maksadıyla faiz oranını Mart 2022’de 11,25’e yükseltmiştir. Mısır Merkez Bankası’nın kontrol altına almak istediği ve yüksek olarak değerlendirdiği enflasyon oranı %13,1’dir.

El Sisi ekonomik durumun çok vahim olduğunu bilmektedir ve aslında tahtını birkaç ay daha kurtarabilecek uluslararası parayı çok istemektedir. Potansiyel para sağlayıcılarını ikna etmek için son zamanlarda halkla ilişkiler numaralarını çoğaltmış ve bazı siyasi tutuklular, tıpkı tutuklanmaları gibi keyfi bir şekilde Sisi’nin kafasına estiğinden serbest bırakılmıştır.

Sisi’nin son zamanlarda şatafatlı bir şekilde siyasi bir diyalog başlattığını duyurmuştur. Ancak rejimin 2012 yılında cumhurbaşkanı adayı olan Abdel Moneim Aboul-Fotouh’u 15 yıl hapis cezasına çarptırdığı bir ortamda siyasal bir diyalog nasıl kurulabilir? Sisi ve yandaşlarının IMF’ye güvence vermek amacıyla son yaptığı ise orduya ve devlete ait varlıkların satışını açıklamak olmuştur.

El Sisi’nin iktidarda kalabilmesi için ona daha fazla zaman kazandırması dışında, rejimin harcama alışkanlıklarında köklü bir değişiklik olmadığı sürece bütün bunların ne anlamı olabilir ki?

Yaklaşık olarak 5 milyar dolara mal olması beklenen ‘‘Grand Ethiophian Renaissance Dam’’, Blue Nile (Mavi Nil) üzerinde inşa edilecek ilk büyük hidroelektrik santralidir. Su havzasının yüzölçümü, Kahire kentinin dört katı büyüklüğündedir ve doldurulmasının 5-15 yıl süreceği tahmin edilmektedir. Su ihtiyacının %90’ını Nil Nehrinden sağlayan Mısır, barajın suyun azalmasına ve verimli tarım arazilerinin yok olmasına neden olacağından korkmaktadır. Oysa Nil Nehri sularının %60’ı Etiyopya topraklarında doğmaktadır ve ülke elektrik ihtiyacını dışarıdan karşılamaktadır. Barajın tamamlanmasının ardından, nehir tarafından her yıl Mısır ve Sudan’a taşınan milyonlarca ton ağırlığındaki verimli toprak kaybının da önüne geçilmiş olacaktır.

Bütün bu sorunlara rağmen, Mısır henüz en büyük kâbusu olan Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın doldurulmasının olumsuz sonuçlarıyla henüz yüz yüze gelmemiştir. El Sisi rejimi 2015 yılında Mısır’ın Nil nehri üzerindeki tarihsel haklarından vaz geçmiştir.

Bu feci karar, 7,000 yıllık bir uygarlığın üzerine inşa edildiği yaşam kaynağını tehdit etmektedir. Bugünkü ekonomik kriz, milyonlarca insanı yoksulluk, açlık ve istikrarsızla ağır bir şekilde etkileyecektir. Ancak gelecekteki su krizi ülkenin varlığını tehlikeye atacaktır.

Kendimizi aldatmayı bırakmalıyız. İstikrarsızlık hızla yaklaşıyor ve kaosun çıkması da kaçınılmaz. Sorulması gereken soru, El Sisi ülkeyi kendisiyle birlikte uçuruma doğru sürüklemeden önce hasarın nasıl kontrol altına alınabileceğidir. Bu, rejim, ordu,  muhalefet grupları, insan hakları savunucuları, Batı dünyası ve tabi ki bütün sıradan Mısırlılar olmak üzere herkese yapılan bir eyleme geçme çağrısıdır.

Mısır’ın, El Sisi ve rejimiyle uluslar arası destekçilerinin son on yılda izlediği sadece kendilerine hizmet eden yıkıcı stratejilerden kökten ayrılan hayat kurtarıcı bir plana

Mısır’ın iktidardan askeri darbeyle uzaklaştırılan devrik devlet başkanı Mohammed Morsi’nin taraftarları. Fotoğraf: AP/Hassan Ammar

Batı dünyası kendi çıkarlarını karşılamak için otokratik rejimleri desteklemektedir. Rusya’ya geçmişte sağlanan destek, bu stratejinin temel hatasının bir diğer örneğidir. Ve El Sisi’nin destekçilerinin savundukları ‘‘İslamcılara karşı mücadele’’ masalı, önde gelen laik Mısırlı eylemci Alaa Abd el-Fattah hapishanede ağır ağır ölüme mahkûm edilmişken geçerliliği olmayan bir söylemdir.

Bu en başından beri asla İslamcılık ile savaşla ilgili değildi, yapılanların tamamı demokrasiyle mücadeleyle ilgiliydi. Yine de gelinen noktada Sisi ve Körfez’deki dostlarının onları yüzüstü bıraktıklarını görmelerini umuyorum.

Haberin ayrıntılarını Sun Savunma Net https://www.sunsavunma.net/teroristlerle-bas-edemeyen-sisi-misirli-dansozleri-hedef-aldi/ sitesinden okuyabilirsiniz.

Şimdi El Sisi rejiminin çökme noktasına geldiği göz önüne alındığında, bütün ulusal güçlerin; geçmişte birbirimize duyduğumuz kızgınlıkları geride bırakan ve bizlerden, siyasi görüşlerimizden çok daha büyük bir proje etrafında birleşme ve Mısır’ı kurtarma zamanıdır. Bütün siyasi tutuklular derhal serbest bırakılmalıdır. En yoksul kesimler açlık tehlikesinden korunmalı, borçları yeniden yapılandırılmalı ve bir kısmının da muhtemelen iptal edilmesi gerekmektedir.

Mısır ordusu; adalet, ekonomi ve siyaset gibi üzerine vazife olmayan alanlardan derhal elini eteğini çekmelidir.

Etiyopya barajı, bütün siyasi güçleri bir araya getiren üst düzeyli bir acil durum görüşmesini gerektirmektedir. Kamu varlıklarının satışları, bu konuda bir konsensüs sağlanana kadar askıya alınmalıdır.

Ama kalbimin derinliklerinde her şeyden çok istediğim şey, 2011 yılından bu yana düzinelerce Mısırlının fedakârlıklarını onurlandıran gerçek bir ulusal uzlaşma sürecidir.

Yaşları, cinsiyetleri ya da siyasi geçmişleri ne olursa olsun, El Sisi tiranlığı insan haklarını ihlal ederek ve insanların umutlarını yok ederek bütün Mısırlılara aynı davranmıştır.

El Sisi rejimi tarafından; yasaklanan bir örgüt üyesi olmak ve yanlış haberler yaymak suçlamalarıyla, uzun süre yargılanmadan demir parmaklıklar arkasında tutulan gazeteci Solafa Magdy. El Sisi rejiminin sadık köpekleri, annesinin ziyareti etmesini ve ona yiyecek ve para getirmesini dahi yasaklamıştır. Fotoğraf: Magdy Ailesi

Mısır, bütün siyasi güçlerin kutsal birliğini gerektiren yaşamsal tehditlerle karşı karşıyadır. Bütün bu riskler ortadayken geçmişte yaptığımız kavgalar kimsenin umurunda olmamalıdır.

El Sisi rejimi tarafından uzun süre yargılanmadan hapishanede tutulan gazeteci Solafa Magdy; ‘‘Onlar olmadan hayatta kalamazdım’’ ifadelerini, hapishanede aralarında güçlü bir dostluk oluşan, farklı siyasi ve ideolojik görüşlere sahip iki kadın tutuklu için kullanmaktadır.

Birbirimiz olmadan ne bizim ne de Mısır’ın hayatta kalması kesinlikle mümkün değildir…

Yehia Hamed eski Mısır Yatırım bakanlığı görevini yürütmüştür. Demokratik yollarla seçilen ve 2013 yılında El Sisi diktatör parçası tarafından devrilen Mohammed Morsi hükümetinde görev yapmıştır.

176 ülkenin değerlendirildiği Demokrasi Endeksinde 2020 yılında Türkiye 0,29 toplam puan ile 137’inci sırada, Mısır ise 0,21 toplam puan ile 151’nci sırada yer almaktadır. Her iki ülke de ılımlı otokrasi olarak tanımlanmaktadır.

180 ülkenin değerlendirildiği yolsuzluk algısı endeksinde ise Türkiye 38 puanla 96’ıncı, Mısır ise 33 puanla 117’nci sıradadır. İnsan hakları endeksinde ise Mısır-18, Türkiye-32 skorla özgür olmayan ülke statüsündedir.

https://www.middleeasteye.net/opinion/egyt-crash-life-saving-plan-chaos-limit

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.