savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,4505
EURO
17,7636
ALTIN
957,94
BIST
2.451,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
27°C
Ankara
27°C
Parçalı Bulutlu
Salı Açık
28°C
Çarşamba Açık
28°C
Perşembe Açık
29°C
Cuma Açık
29°C

NATO 2.0 – Türkiye

NATO 2.0 – Türkiye

Türkiye İttifaktan Atılabilir mi?

NATO 2.0 – Türkiye

NATO’nun kendisi büyük bir tarihi hatadır, Ankara’nın NATO üyeliği ise çok daha büyük bir yanılgıdır. Soğuk Savaş döneminin Birleşik Devletler liderliğindeki en önemli askeri ittifakı olan NATO’nun, Avrupalılar İkinci Dünya Savaşının yaralarını sardıklarında ve özellikle de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) dağılması sonrasında ortadan kalkması gerekirdi. Bugün gelinen noktada ise Türkiye, ABD ve Avrupa’nın güvenliğini baltalamaktadır. Ankara tek partili otoriter bir yönetim şekline doğru yaklaştıkça, NATO üyeliği giderek daha yersiz bir hale gelmektedir. Medeni bir ayrılık bütün taraflar için en uygun çözümdür. Doug Bandow

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 08 Temmuz 2022

Türkiye Cumhurbaşkanı İsveç Parlamentosu’ndaki teröristlerden bahsettiğinde kendisi hakkında konuştuğundan emin olan eski Kürt isyan savaşçısı (!) İsveç Milletvekili Amineh Kakabaveh, İsveç’in NATO’ya katılma sürecinde tarihi bir rol oynar hale gelmiştir.

L’Informale haber sitesinde 04 Temmuz 2022 tarihinde paylaşılan Niram Ferretti imzalı yazının Türkiye ile İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleriyle ilgili bölümü aşağıdadır.

L’Informale: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya (North Atlantic Treaty Organisation – Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü) kabul edilmesi konusunda şantaj yaptı. Bu sizce, Erdoğan’ın kendisi ve ülkesi açısından akıllı bir hamle miydi?

Daniel Pipes: Hayır, kesinlikle değil. İsveç hükümetinin geleceği, parlamentosunda bulunan bir Kürt üyeye bağlıdır, bu nedenle asla Erdoğan’a boyun eğmeyecektir ve Finlandiya’nın ise konuyla ilgisi dahi yoktur. Erdoğan’ın aptalca oyunu NATO üyelerini daha da rahatsız etmiş ve Türkiye’nin sadece lafta müttefik olduğuna dair algıyı bir kez daha teyit etmiştir.

Daniel Pipes’in bahsettiği İsveçli parlamenter, eski Kürt isyan savaşçısı (!) Amineh Kakabaveh’tir. Kakabaveh Orta Doğu’da bağımsız bir Kürt devletinin ateşli savunucusu ve Erdoğan’ı şiddetle eleştiren biridir. İsveç hükümeti parlamentoda sadece bir sandalye fazlasıyla iktidarda olduğundan Kakabaveh’in elinde inanılmaz bir koz bulunmaktadır. Kakabaveh yaptığı konuşmalarda Erdoğan için; ‘‘Bizim adımıza kararlar veremez. Ben İsveç’in değerleri ve İsveç’in bağımsızlığını savunuyorum’’ ifadelerini kullanmaktadır. İsveç ve Finlandiya uzun süreden beri bağlantısızlığı tercih etseler de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından NATO üyeliği için başvurmuş ve Erdoğan’ın itirazı karşısında büyük bir şaşkınlığa uğramışlardır. Amineh Kakabaveh, geçmişte güven oylamasında lehte oy vererek İsveç hükümetinin iktidarda kalmasını sağlamıştır.

L’Informale: 2009 yılından beri Türkiye’nin NATO’dan atılması çağrısında bulunuyorsunuz, bu şimdi çok daha olası gibi görünüyor.

Daniel Pipes: Hayır, hiç de öyle değil. Başta Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı olmak üzere, bütün NATO orduları eski güzel günlerin geri geleceğini ve Türkiye’nin gerçek bir müttefik statüsüne geri döneceğini ümit etmektedir. Bunun da ötesinde, Türkiye’nin NATO’dan atılması oybirliği ile bir karar alınmasını gerektirmektedir (!) ve bu çok zordur. NATO 2.0 – Türkiye oluşumu çok daha kolay görünüyor. Bu nedenle bunu tavsiye ediyorum.

Türkiye NATO’dan Atılabilir mi?

Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınması ya da ittifaktan tamamen atılması yönünde talepler 2016 siyasi yılındaki siyasi baskılar ve Rus yapımı S-400 hava savunma sistemleri tedarik etmesi nedeniyle geçmişte de yapılmıştır.

Ancak mesele göründüğü gibi değildir. Birçok uluslararası organizasyonun kuruluş esaslarında, belirli şartlarda üyeliğin askıya alınması ve hatta sonlandırılmasıyla ilgili hususlar belirtilmiştir. Örneğin Birleşmiş Milletler Anlaşması (Madde 5 ve 6), Avrupa Konseyi (Madde 8) ve Avrupa Birliği (Madde 7) kuruluş esaslarında üyeliklerin askıya alınması ve/veya sonlandırılmasıyla ilgili maddeler bulunmaktadır. Ancak NATO kuruluş anlaşmasında üyeliğin askıya alınması ve/veya bir üyenin NATO’dan atılmasıyla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.

NATO ittifakında herhangi bir üyenin davranışlarıyla ilgili endişe ve problemler, esas olarak diplomasi yolu ve diplomatik baskıyla çözülmektedir. NATO değerlerine uymayan bir lider söz konusu olduğunda, NATO liderleri çoğunlukla o liderin iktidardan düşmesini ve NATO değerleriyle daha uyumlu bir hükümetin iktidara gelmesini beklemeyi tercih etmektedir.

NATO’nun sadece ortak çıkarlardan ziyade bir ortak değerler organizasyonu olduğu asla akıldan çıkarılmamalıdır. Yukarıda 04 Nisan 1949 tarihinde, Birleşik Devletlerin Washington D.C. kentinde imzalanan Kuzey Atlantik Anlaşmasının giriş cümlesi yer almaktadır.

Viyana Konvansiyonu – Esaslı İhlal

NATO ittifakı; demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü prensiplerine dayanmaktadır. Üye ülkelerden herhangi birinin bu prensiplere uymaması, Viyana Konvansiyonu Madde 60 uygulanmasını akla getirmektedir. Viyana Konvansiyonu Madde 60’a göre esaslı ihlal;

  1. Anlaşmanın temelini oluşturan ilkelerin anlaşmayı fiilen reddedecek kadar kapsamlı ve şiddetli olması (şiddetli inkâr) ve
  2. Anlaşmanın amacının veya amacının gerçekleştirilmesi için esas teşkil eden bir hükmünün ihlalidir.

Viyana Konvansiyonu Madde 60

  1. İki taraflı bir anlaşmanın akit taraflardan birisi tarafından esaslı bir şekilde ihlali (material breach), diğer tarafa anlaşmayı sona erdirme veya tamamen veya kısmen yürürlüğünü askıya alma gerekçesi olarak bu ihlale başvurma hakkını verir.
  2. Çok taraflı bir anlaşmanın akit taraflardan birisi tarafından esaslı bir şekilde ihlali

a – Diğer tarafların oybirliği ile anlaşmanın yürürlüğünü tamamen veya kısmen askıya almalarını veya anlaşmayı,
i- Kendileriyle kusurlu Devlet arasındaki ilişkiler bakımından, ya da,
ii- Bütün taraflar arasında, sona erdirme hakkını verir.
b – Anlaşma ile bilhassa etkilenen bir tarafa, kendisi ile kusurlu Devlet arasındaki ilişkiler bakımından anlaşmanın yürürlüğünü tamamen veya kısmen askıya almasının gerekçesi olarak bu ihlale başvurma hakkını verir.
c – Kusurlu Devletten başka herhangi bir tarafa, anlaşmanın yürürlüğünü kısmen veya tamamen kendisi bakımından askıya alma gerekçesi olarak ihlale başvurma hakkı verir; ancak bunun için antlaşma öyle bir nitelikte olmalı ki, bir tarafın antlaşma hükümlerini esaslı bir şekilde ihlal etmesi her bir tarafın anlaşmadan doğan yükümlülüklerini ifa etme durumunu köklü bir biçimde değiştirsin.

  1. Bu madde bakımından bir anlaşmanın esaslı bir şekilde ihlali aşağıdakilerden ibarettir:
    a – Anlaşmanın, bu Sözleşmenin tasvip etmediği bir şekilde inkâr edilmesi veya
    b – Anlaşmanın konu veya amacının gerçekleştirilmesi için elzem olan bir hükmün ihlal edilmesi.

  2. Yukarıdaki paragraflar bir ihlal halinde uygulanabilecek herhangi bir antlaşma hükmüne halel getirmez.

  3. 1-3’ncü paragraflar insani nitelikteki anlaşmalarda yer alıp kişilerin korunmasıyla ilgili hükümlere, bilhassa bu gibi anlaşmalarla himaye edilen kişilere karşı herhangi bir misilleme şeklini yasaklayan hükümlere uygulanmaz.

Türkiye’nin faaliyetleri karşısında diğer üye ülkeler tarafından NATO 2018 Brussels Zirvesi öncesinde ve NATO’nun 70’inci kuruluş yılında yapılan açıklamalarda demokrasi, kişisel özgürlük ve hukukun üstünlüğü prensiplerini defalarca ve sistematik bir şekilde ihlal eden bir ülkenin NATO’nun ünlü Beşinci Maddesi altında kolektif savunma ile barış ve güvenliğin tesisine katkı sağlamasına güvenilemez.

Gerçekleşen esaslı ihlal için gereken şartlar oluştuğunda NATO üye ülkeleri, oybirliği ile NATO anlaşmasını tamamen veya kısmen askıya alabilir ya da yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkeyle veya birbirleriyle ilişkilerini tamamen sonlandırabilirler. İşte bu nedenle yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir üye ülke, diğer üye ülkelerin oybirliği ile Viyana Konvansiyonu Madde 60 kapsamında ittifaktan atılabilir.

Ancak Türkiye’nin NATO kapsamındaki taahhütlerini esaslı bir şekilde ihlal edip etmediği diğer üye ülkeler tarafından belirlenecek bir husustur. Türkiye’nin Suriye operasyonları güç kullanma yasağının açık bir ihlali olabilir ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, NATO ittifakının ruhuyla kesinlikle bağdaşmayan, sınır kapılarını açarak Suriyeli sığınmacıları Avrupa’ya gönderme tehdidi de esaslı ihlal olarak kabul edilebilir.

Göz önünde tutulması gereken diğer bir önemli husus ise NATO anlaşmasının üçüncü maddesidir. Bu madde, taraflara silahlı saldırılara karşı bireysel ve toplu karşı koyma kapasitelerini koruma ve geliştirmelerini taahhüt etse de, bu yükümlülük sadece anlaşmanın hedeflerini gerçekleştirmeye yöneliktir. İşte bu nedenle, askeri imkân ve kabiliyetleri geliştirme ve bu amaçla işbirliği yapma vazifesi; demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkelerini geliştirme taahhüdünü geçersiz kılmamaktadır.

NATO kuruluş anlaşmasında üyeliğin askıya alınması veya bir üyenin atılmasıyla ilgili bir mekanizmanın olmaması, anlaşmayı ve/veya maddelerini esaslı ihlal eden bir üye ülkenin ittifak dışına atılamayacağı anlamına gelmemektedir. Her şeye rağmen bir üyenin üyeliğini askıya almak ve/veya onu ittifak dışına atmak başvurulacak son çare olmalıdır. NATO kuruluş değerleri ve anlaşmanın ruhuna aykırı hareket eden üye ülke önce uyarılmalı, kurucu değerlere saygı duymaya davet edilmeli ve bütün bu girişimler tükendikten sonra ittifak dışına çıkarılmalıdır.

Sonuç

Diplomasi okul kitaplarında; ‘‘Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü; yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı; bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği; bu görevlilerin oluşturduğu topluluk; güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik’’ olarak tanımlanmaktadır. Diplomasi bir ülkenin dış politikasının gerçekleştirilmesi için kullanılan ve uygulanan eylemler bütünüdür.

Uluslararası ilişkilerde ülke çıkarları esastır ve bütün anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla, barışçıl bir şekilde çözülmesi esastır. Diplomasi, uzman personel tarafından icra edilmesi gereken bir bilim ve sanattır ve kesinlikle işinin ehli olmayan sıradan insanlara bırakılmamalıdır.

 

http://www.linformale.eu/it-will-end-in-tears-for-russia-interview-with-daniel-pipes/

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.