savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,7899
EURO
20,3762
ALTIN
1.161,73
BIST
5.096,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Hafif Kar Yağışlı
3°C
Ankara
3°C
Hafif Kar Yağışlı
Salı Hafif Kar Yağışlı
2°C
Çarşamba Az Bulutlu
2°C
Perşembe Çok Bulutlu
3°C
Cuma Çok Bulutlu
3°C

NASIL YAPMALI? – CUMHURBAŞKANLIĞI VE MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ

NASIL YAPMALI? – CUMHURBAŞKANLIĞI VE MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

NASIL YAPMALI?
CUMHURBAŞKANLIĞI VE MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 06 Aralık 2022

Her iki seçim de önemli  olmasına rağmen, güçlü bir parlamenter sisteme dönüleceği vaadinde bulunan altı siyasi parti,  milletvekili seçimlerinin çok daha önemli olduğunu ve uygulanacak usta seçim taktikleri ve altı partinin güç birliği sayesinde, seçim bölgelerinde özel yapılacak ittifaklar ile hedeflerinin, referanduma dahi gerek kalmadan anayasayı değiştirecek  sayıya ulaşmak olduğunu Türk toplumuna çok iyi vermelidir.

07 Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde ‘‘400 milletvekilini verin, bu iş huzur içinde çözülsün’’ diyen ve AKP’nin sadece 258 milletvekili kazanabilmesinin ardından yaşadığı büyük hayal kırıklığı, Başbakan Davutoğlu’nun hükümet kurma çabalarının nedense (!) bir türlü sonuç vermemesi ve 01 Kasım 2015 tarihinde yinelenen seçimlere kadar geçen sürede Türk toplumuna yaşatılanlar asla akıldan çıkarılmamalıdır.

İki seçim arasındaki beş aylık sürede Erdoğan’ın hanesine beş milyona yakın oy kattığı, oyların %49.49’unu alan AKP’nin TBMM’de 317 koltuk kazandığı, iki seçim arasında yaşanan sürecin; 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi ve ardından da 01 Nisan 2017  referandumu ile ülkenin 95 yıllık yönetim şeklini değiştirerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilen süreçle devam ettiği asla unutulmamalıdır.

Dış destek açısından bakıldığında durum Erdoğan’ın ABD, Avrupa Birliği ve Rusya Federasyonu tarafından destekleniyor olmasıdır. ABD yönetimi Demokles’in Kılıcı gibi elinde tuttuğu Halkbank Davası, Sezgin Baran Korkmaz ve diğer argümanlar ile Erdoğan’a, Kıbrıs, Suriye, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de her istediğini yaptırabilecek durumdadır.

Erdoğan, Avrupa Birliği tarafından Türkiye’ye 3-5 kuruş karşılığında biçilen ve dayatılan ‘‘Sığınmacı Tampon Bölge Rolünü’’ mükemmel bir şekilde oynarken AB tarafından desteklenmemesi kesinlikle olanak dışıdır.

Ne ABD, ne Avrupa Birliği ne de Rusya Federasyonu, karşılarında yeniden kuvvetler ayrılığı ilkelerine bağlı bir TBMM’ni yeniden görmek istememektedir.

Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleriyle ilgili olarak Türk halkına verilmesinin uygun olduğunu değerlendirdiğim mesaj aşağıdadır:

‘‘Bizler, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı esasına dayanan güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçme konusundaki ortak kararlılığımızla; cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde sonuna kadar ortak hareket edeceğiz. Her iki seçimi de kazanarak, TBMM vasıtasıyla; siyasi aktör, kurum ve faaliyetleri baskı altına alarak etkisizleştiren, yönetimde kilitlenmeye zemin hazırlayan, parlamento çoğunluklarını ve onun içinden doğan hükümetleri çalışamaz hale getiren, böylece seçim mekanizmasını göstermelik bir oyuna dönüştüren bu vesayetçi anlayış ve melez hükümet modelini ortadan kaldracağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin keyfi ve kural tanımaz sistemsizliğinin neden olduğu, eğitimden sağlığa, ekonomiden adalete, özgürlükten güvenliğe ve akla gelen her alanda yaşanan çok yönlü ve derin ekonomik ve siyasi krizi çözmekte kararlıyız.’’

Neler Değil Nasıl Yapılacağı Türk Halkına Anlatılmalıdır

Altılı Masa etrafında toplanan siyasi partiler; Rusya, Fas ve Macaristan seçimlerini çok iyi irdelemeli, alınan derslerin ışığında politika ve hareket tarzlarını belirlemeli ve uygulamalıdır.

Rusya Federasyonu’nun demokratik yolla seçilen ilk devlet başkanı olan Boris Yeltsin, 10 Temmuz 1991 günü başlayan ilk dönemini tamamladıktan sonra, 03 Temmuz 1996 tarihinde rakibi Gennady Zyuganov’u geçerek ikinci devlet başkanlığı dönemine başlamıştır. İlk turda  Yeltsin %35, rakibi Zyuganov ise %32 oranında oy almış, yapılan ikinci turda Yeltsin oyların %53,8’ini alarak ikinci kez devlet başkanlığı seçimini kazanmıştır.

 

Boris Yeltsin’e olan halk desteği öylesine zayıftır ki dış yardımların dahi seçimi kazanmasına yetmesi imkânsız gibidir ve seçimi kaybedeceği kesindir. Ancak en büyük rakibi olan Gennady Zyuganov ABD çıkarları için bir tehdittir ve önü kesinlikle kesilmelidir. Rus halkının %60’ı Yeltsin’in burnuna kadar yolsuzluk batağına saplandığına, %65’i ise ekonomiyi enkaza çevirdiğine inanmaktadır. Devlet memurlarının ücretleri ödenememektedir. Amerikalı üç danışmanın ona seçim kazandırmak için önlerinde yapacak çok işi vardır.

Garip olan ise, Yeltsin Ocak 1996’da seçim kampanyasına başladığında Rus halkının ona olan desteği sadece %6 seviyesindedir. Peki, ne olmuştur da altı ay gibi kısa bir sürede Yeltsin’in oy oranı %53,8 seviyesine çıkmıştır.

Mayıs 1996’da Yeltsin’in üç dişli rakibinin güçlerini birleştireceği söylentileri bir krize neden olur. Amerikalı danışmanlara göre bunu başarmaları durumunda Yeltsin’in seçimi kazanma şansı sıfırdır.

Eylül 2021 ayı içinde yapılan Fas genel seçimlerinde İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi kahredici bir yenilgiye uğrarken, Macaristan’ın demokratik ilkeleri hiçe sayan, hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı hareket eden ve yolsuzluğun hüküm sürdüğü Macaristan’ı 2010 yılından beri yöneten Başbakanı  Victor Orbán, altı partinin kurduğu muhalefet koalisyonunu büyük bir hayal kırıklığına uğratarak seçimleri yeniden kazanmıştır.

Özgürlük seviyesindeki gerilemeler açısından bakıldığında; son 10 yılda en büyük gerilemeler yaşanan ülkeler listesinde Türkiye, Mali’den sonra ikinci sıradadır ve ‘‘Özgür Olmayan Ülke’’ statüsündedir. Aynı listede Başbakan  Victor Orbán’ın kanun hükmünde kararnameler ile yönettiği Macaristan ise ‘‘Kısmen Özgür’’ statüsü ile  dokuzuncu sırada bulunmaktadır.

Altılı Masa etrafında bir araya gelen partilerin neler yapacakları değil, seçim sonrası dönemde nasıl bir strateji uygulayacakları ve sorunları nasıl çözecekleri önemlidir.  Altı partinin güç birliği, farklı görüş ve deneyimleri ve ortak hedefleri ile kazanılan momentum ve inisiyatifin özellikle seçim sonraki dönemde uygulamaya nasıl yansıyacağı gösterilmelidir. Bir masa etrafında bir araya gelip konuşmak ve/veya belirlenen ana ve alt başlıklar çerçevesinde sadece neler yapılacağını söylemek asla yeterli değildir. Türk halkına yapılacakların nasıl olacağını göstermek ve halka yeni bir umut vermek maksadıyla aşağıdaki mesajın verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir:

‘‘Ortak değerler ve hedefler çerçevesinde, Türkiye için bir araya gelen bizler; parti çıkarlarından ziyade halkın ve Türkiye’nin çıkarlarını öncelikleyerek ve siyasi hırslardan tamamen uzak bir şekilde, öncelikle seçimleri kazanacağız ve sonrasındaki dönemde altı partinin de katılımıyla, her birimizin geçmiş başarı ve deneyimlerimizi önümüzdeki döneme yansıtacak katılımcı bir yönetim anlayışıyla Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğimize söz veriyoruz.’’

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.