savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
14,7863
EURO
15,8440
ALTIN
901,93
BIST
2.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
25°C
Ankara
25°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
24°C
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C

“KABİRDEN ERBAKAN ÇIKIP GELSE…”

“KABİRDEN ERBAKAN ÇIKIP GELSE…”

KABİRDEN ERBAKAN ÇIKIP GELSE…

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat Davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan ve halen cezaevlerinde bulunan komutanlar hakkında avukatların “yeniden yargılama ve infazın durdurulması” talebini reddetmiş.

Aralarında Çevik BİR ve Çetin DOĞAN Paşaların da bulunduğu 8 komutanın avukatları, son iki celsede dinlenen ve davaya ilişkin yepyeni bilgiler veren üç tanığın ifadelerini gerekçe göstererek mahkemeden “yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması” talebinde bulunmuşlardı.

Dilekçeleri inceleyen mahkeme, 28.03.2022 tarihli kararıyla özetle, “yargılanmanın yenilenmesi hususunda iddia edilen konuların İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay aşamasında değerlendirildiği ve bu taleplerin reddine karar verilerek kararın onandığı, hükümlü müdafileri tarafından tankların Sincan’dan geçişi konusunda delil olarak ileri sürülen tanık beyanlarının tek başına yargılamanın yenilenmesine neden olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı” vb. gerekçelerle taleplerin reddine karar vermiş.

Davayı baştan sona takip eden biri olarak şimdi kendi aklımca yüksek sesle düşünüyorum:

  1. Yargılamanın yenilenmesi kapsamında “yeni tanık” olarak ortaya çıkan Namık Kemal ÇALIŞKAN, Ali ER ve Erdoğan KARAKUŞ Paşaların söyledikleri İstinaf Mahkemesinde de Yargıtay aşamasında da hiç değerlendirilmedi. Mahkeme nereden ve nasıl öyle bir çıkarıma varmış anlayamadım.
  2. Bir eylemin askerî darbe olarak kabul edilmesinin temel koşulu, içinde cebir ve şiddet unsurunun bulunmasıdır. İktidar cebir ve şiddet kullanılarak devrilmişse bu bir darbe olarak kabul edilir. Bunda tereddüt yok.
  3. İddianameye ve mahkemeye göre 04 Şubat 1997’de Sincan’dan geçen tanklar iktidara karşı cebir ve şiddetin unsurlarıydı. (Bu eylemden başka cebir ve şiddete esas gösterilen başka bir eylem yok!)
  4. Ancak yerel mahkemenin, İstinafın ve Yargıtay’ın hiç “dinlemediği” tanıklardan Namık Kemal ÇALIŞKAN (ki kendisi Sincan’dan geçen tankların o tarihteki tabur komutanıdır), 24 Ocak 2022 tarihli duruşmada “Sincan’daki intikalin 6 ay önce planlandığını, yıllık tatbikat programında yer aldığını, en son 04 Şubat’tan 15 gün kadar önce de yol güzergâhının keşfinin yapıldığını, intikal için planlanan yol üzerindeki bir köprü onarımı nedeniyle Sincan’ın içinden geçilmek zorunda kalındığını” vs. tek tek anlattı.
  5. Ardından 14 Mart 2022 tarihli celsede yine tanık olarak dinlenen (E) Tuğg. Ali ER, “aynı tank taburuna 1992-1994 yıllarında komutanlık ettiğini, o tarihlerde de Etimesgut’tan Akıncı Üssü’ne tatbikat amacıyla ve yine doğrudan Sincan’ın içinden geçerek gittiklerini” vurguladı.
  6. Aynı gün ikinci tanık olarak dinlenen ve Akıncı Üssü’nde komutanlık yapan TESUD Genel Başkanı (E) Korg. Erdoğan KARAKUŞ da Etimesgut’tan çıkıp Akıncı Üssü’ne intikali içeren tatbikatların 1965’lerden beri yapıldığını, kendisi Akıncı Üs Komutanıyken 02-09 Mart 1992 tarihlerinde 100’e yakın zırhlı aracın Sincan’dan geçerek Akıncı’ya geldiğini ve o tatbikatların gerekçelerini detaylarıyla anlattı.
  7. Tekrar vurgulamak isterim ki bu üç isim de 02 Eylül 2013 tarihinde başlayıp bu güne kadar yaklaşık 9 yıldır süren dava sürecinde, Sincan’dan geçen tanklar meselesinin “ilk kez dinlenen” birinci dereceden tanıklarıydı.
  8. Kısacası, her üç tanığın da anlatımlarından, Sincan’da tankların geçişinin her yıl yapılan rutin bir tatbikat nedeniyle olduğu, bir darbeyle falan asla ilgisi olmadığı çok net biçimde ortaya konmuştu.
  9. Bu durumda darbe için “cebir ve şiddetten” söz edilemezdi.
  10. Ortada cebir ve şiddet yoksa söz konusu eylemin bir darbe ile ilgisi olamazdı.
  11. Ortada darbe yoksa 14 komutan niye “darbecilik” suçlamasıyla cezaevindeydi?

Mahkemenin tanıklarını ifadelerini küçümser, hatta yok sayar tavrı, bu dava hakkında “Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş, ne yapılsa nafile” özdeyişini çok açık ortaya koyuyor:

Nitekim bu karar üzerine çok değerli bir komutanımın şu yorumu acı acı düşündürdü:

– Görünen o ki bırakın N.Kemal ÇALIŞKAN, Ali ER ya da Erdoğan KARAKUŞ Paşaların tanıklığını, KABİRDEN NECMETTİN ERBAKAN ÇIKIP GELSE, ONA DA İTİBAR ETMEYECEKLER!

Olay bu kadar net!

                                                                                                                                                             Alican TÜRK

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.