savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7832
EURO
17,4971
ALTIN
976,05
BIST
2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
27°C
Ankara
27°C
Açık
Pazartesi Açık
27°C
Salı Açık
29°C
Çarşamba Açık
30°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

Herzog & Erdoğan Buluşması

Herzog & Erdoğan Buluşması

Eller, Eller,  Eller

Herzog & Erdoğan Buluşması

Sallanır dile gelir. Bülbüller güle gelir. Öpülür hale gelir. Konuşan ellerimiz. Savrulan mendil gibi. Kalplerde kandil gibi. Aşk okuyan dil gibi. Kıvrılan ellerimiz. Mektup olur yazılır. Falın olur bakılır. Dostun olun sıkılır. Uzanan ellerimiz. Eller, eller, eller. Yıldırım Gürses

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 11 Mart 2022

 

Isaac Herzog ve Recep Tayyip Erdoğan, 09 Mart 2022, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara. Fotoğraf: Haim Zach/GPO.

ANKARA – İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Çarşamba günü öğleden sonra, Ankara’ya inişinden kısa bir süre sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmiştir.

Bu buluşma sayesinde Türkiye’de 2008 yılından bu güne kadar geçen sürede İsrail istiklal marşı ilk kez çalınmıştır.

Buluşmanın ardından yapılan ortak basın toplantısında Erdoğan; İsrail Devlet Başkanı Herzog’u Ankara’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ve bu tarihi ziyaretin Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olacağına inandığını ifade etmiştir.

Erdoğan; ‘‘Müşterek hedefimiz, ülkelerimiz arasında ortak çıkarlara dayalı ve karşılıklı hassasiyetlere saygı temelinde siyasi diyalogun yeniden canlandırılmasıdır’’ ifadelerinin ardından; Türkiye-İsrail ilişkilerinin gelişmesi ve güçlenmesinin, iki ülke açısından olduğu kadar, bölgesel istikrar ve barış için de büyük bir öneme sahip olduğunun altını çizmiştir.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog için Beştepe-Ankara’da düzenlenen görkemli karşılama merasiminden bir kare.

Erdoğan ayrıca; başta ekonomik ve ticari ilişkiler olmak üzere muhtelif alanlarda işbirliği potansiyelini hayata geçirmenin özellikle önem taşıdığına dikkat çekerek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin salgına rağmen %36’ya yakın bir artış göstererek geçen yıl 8,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını ve ortak çabalarla bu rakamın 2022 senesinde 10 milyar dolara taşınacağına inandığını belirtmiştir.

Erdoğan konuşmasında; enerji ve enerji güvenliği alanlarında yürütülecek projelerde Türkiye’nin işbirliğine hazır olduğunu Herzog’a ifade ettiğini ve Türkiye’nin böylesi projeleri hayata geçirebilecek tecrübe ve kapasiteye olduğunu belirtmiştir. Son günlerde bölgede yaşanan gelişmelerin enerji güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çeken Erdoğan; iki ülkenin turizm, bilim, ileri teknoloji, tarım, sağlık ve savunma sanayi gibi alanlarda ciddi işbirliği imkânlarına sahip olduğunu vurgulamıştır.

Görüşmenin temel unsurlarından birisinin tabiatıyla Filistin meselesi olduğuna değinen Erdoğan, Herzog ile Türkiye’nin konuya dair yaklaşım ve hassasiyetlerini açıkça paylaştığını ve bölgede gerginliği azaltılması ve iki devletli çözüm vizyonunun muhafazasına verdikleri önemi ifade ettiğinin altını çizmiştir.

Kudüs’ün tarihi statüsüyle, Mescid-i Aksa’nın dini kimliği ve kutsiyetine atfedilen önemin altını çizdiğini belirten Erdoğan, Filistinlilerin sosyal ve ekonomik şartlarının iyileştirilmesine dikkat çektiğini ve Filistin halkına yönelik insani projeler yürüten TİKA ve Türk Kızılayı gibi kuruluşların faaliyetlerinin devam etmesi hususunda İsrail makamlarının desteğinin beklendiğini özellikle vurgulamıştır.

 

Foto Telif Hakkı: EPA

 

Antisemitizmin bir insanlık suçu olduğu yönündeki yaklaşımı bir kez daha tekrarladığını ifade eden Erdoğan, Türkler ve Musevilerin yüzyıllar boyunca barış içinde bir arada yaşamanın en güzel örneklerini verdiğini ifade eden Erdoğan, bu müstesna tarihe gölge düşürülmesine müsaade etmeyeceğinin de altını çizmiştir.

Görüşmede Ukrayna ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere güncel, bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında da fikir alışverişinde bulunduklarını ifade eden Erdoğan, önümüzdeki dönemin ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel işbirliği açısından da yeni fırsatları beraberinde getireceğine inandığını söylemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanının hemen bu ziyaretin ardından, Filistin ve İsrail’e yapacağı ziyaret ile ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının İsrail ziyaretini önemsediğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye olarak daha önce başlatılmış olan enerji noktasındaki işbirliğini yeniden hayata geçirmek için bunun bir fırsat olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir.

Isaac Herzog – Güven ve Saygı Yolculuğu

İsrail Cumhurbaşkanı Türkçe ‘‘Eşim ve ben Türkiye’de misafiriniz olarak bulunmaktan çok mutluyuz’’ ifadeleriyle başladığı konuşmasında, ülkeler arasındaki ilişkiler açısından çok önemli bir dönemde olunduğunu söyleyerek, amacın ülkeler ve halklar arasında dostane ilişkilerin gelişmesinin temellerini atmak olduğunu dile getirmiştir.

 

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından yapılan resmi bir açıklamada; ‘‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hamas terör örgütüne devam eden desteği, Türkiye’yi uluslararası toplumdan tecrit etmekten başka hiçbir şeye yaramamakta, Filistin halkının çıkarlarını zedelemekte ve Gazze’den başlatılan terör saldırılarını önlemek için sürdürülen küresel gayretlere zarar vermektedir’’ ifadelerine yer verilmiştir. Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 01 Şubat 2020 tarihinde İstanbul’da düzenlenen toplantı öncesinde HAMAS hareketi lideri İsmail Haniyeh ile tokalaşırken görülmektedir. Kaynak: VOA News

 İki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda sıkıntılı bir dönem yaşadığını belirten Herzog, ülkeler arasındaki ilişkilerin, karşılıklı saygı ruhunu yansıtan eylemlerle gelişeceğine ve bu yaklaşımın, yaşanmakta olan herkesin paylaştığı bölgesel ve küresel zorluklarla daha iyi başa çıkılmasını sağlayacağına inandığını belirtmiştir.

İsrail Cumhurbaşkanı Herzog da Türkiye Dışişleri Bakanının İsrail’i ziyaret edeceğini ve İsrail Dışişleri bakanı ile görüşmelerde bulunacağını ifade etmiştir. Modern çağın en büyük Türk şairlerinden biri olarak nitelendirdiği Nazım Hikmet’in insanlık ve barışa özlem dolu eserlerinden, Erdoğan’ın da bazen alıntılar yaptığı ‘‘Yaşamaya Dair’’ adlı şiirindeki; Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yani ağır bastığından’’ dizelerini okuyan Herzog, Nazım’ın dediği gibi birlikte daha anlamlı bir yaşam seçtiklerini dile getirmiştir.

Geçmişteki anlaşmazlıkların kendi kendine ortadan kalkmayacağını vurgulayan Herzog, iki halk ve iki ülkenin her alanda derinlemesine bir diyalog içerecek güven ve saygı yolculuğuna çıkmayı ve birlikte ileriye bakmayı seçtiklerini ifade etmiştir.

Her konuda anlaşılamayacağı konusunda peşinen anlaşmak zorunda olduklarının altını çizen Herzog, iki ülke arasındaki gibi zengin geçmişi olan bir ilişkide bu durumun doğal olduğunu, ancak anlaşmazlıkların geleceğe yönelerek çözülmeye çalışılacağını belirtmiştir.

İki ülke halkının, Allah’a inanan ve Hazreti İbrahim’in çocukları olduğunu vurgulayan Herzog, iki ülke arasındaki ortaklık ve komşuluk ilişkisinin herkes için önemli olduğunu vurgulayarak, Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanların bu güzel bölgede barış içinde yaşayabileceğine olan inancının altını çizmiştir.

Son haftalarda savaşın ne kadar kötü olduğunun, buna karşılık istikrarlı bir dünya düzeninin ve ülkeler ile halklar arasında köprüler kurmanın ne kadar önemli olduğunun görüldüğünü ifade eden Herzog, Ukrayna’daki savaşın çok kan dökülmesine neden olan insani bir felaket olduğunu dile getirmiştir.

Bu özel günde sizlerle birlikte Ukrayna Yahudi Cemaati’ndeki kardeşlerimiz için dua etmek ve Yaradan’ın onları her türlü sıkıntı ve dertten kurtarması için dua etmek istiyorum. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog. Kaynak: ŞALOM

Her iki lider de gelecek için güzel şeyler söylemesine rağmen Channel 13 TV kanalında yer alan bir haber bu sürecin oldukça uzun süreceğini göstermiştir. Haberin ayrıntılarına göre Herzog mevkidaşı Erdoğan ile görüşürken Cumhurbaşkanlığı Külliyesi dışında toplanan İsrail karşıtı eylemciler gösteri yapmış ve İsrail bayrağını Filistin bayrağı ile değiştirmiştir.

TEH TIMES OF ISRAEL haber sitesinde paylaşılan bir yazıda; Türkiye ve İsrail’in bir zamanlar yakın müttefik oldukları, ancak İsrail’in Filistin’e yönelik politikasını yüksek sesle eleştiren Erdoğan döneminde iki ülke arasındaki ilişkilerin yıprandığı ifade edilmektedir. İsrail tarafı, Erdoğan’ın Gazze Şeridi’ni kontrol eden ve İsrail devletini yok etmeye kararlı terör grubu Hamas’ı kucaklamasına da çok öfkelenmiştir.

‘‘Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten yardımı yaptık, yapıyoruz. Bunları da yaparken, gövde gösterisi olsun diye mi yapıyoruz? Edebi adabı içinde yaptık yapıyoruz” Recep Tayyip Erdoğan

 İki ülke, İsrail komandolarının Gazze’ye insani yardım götüren bir filoya baskın düzenlediği ve 10 eylemcinin hayatlarını kaybettiği olayın ardından 2010 yılında büyükelçilerini geri çekmiştir.

İki ülke arasındaki ilişkiler sonradan düzelmiş ancak Türkiye 2018 yılında ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs kentine taşıması nedeniyle büyükelçisini çekmesi ve ardından İsrail’in de aynı tepkiyi vermesi nedeniyle yeniden bozulmuştur.

Türkiye-İsrail İlişkilerinin Geçmişi

 İsrail devletini ilk tanıyan Müslüman ülke Türkiye’dir. Türkiye’den sonra İsrail’i tanıyan ikinci Müslüman ülke ise İran’dır. 1948 yılında kurulmasından itibaren 1979 yılındaki İran devrimi ve Pehlevi hanedanının yıkılmasına kadar olan süreçte İran ile İsrail arasındaki ilişkiler çok yakındır.

Türkiye 28 Mart 1949 tarihinde, resmi olarak İsrail devletini tanır. 1950 yılında Tel Aviv’de ilk diplomatik misyonunu görevlendirir. Sonrasında iki ülke arasındaki ilişkiler 1956 yılında İsrail’in Süveyş Kanalını işgali, 1967 yılında Kudüs dâhil geniş Arap topraklarının işgali, 1980 yılında Kudüs’ün başkent ilan edilmesi ve 2010 yılındaki Mavi Marmara olayı sonrasında olduğu gibi iniş ve çıkışlarla geçer.

2010 yılındaki Mavi Marmara olayında olduğu gibi bir formül hep bulunur. 2013 yılında Netanyahu özür diler ve 2016 yılında Türkiye’nin, Mavi Marmara kurbanlarının ailelerine tazminat ödenmesi dâhil, ilişkilerin normalleştirilmesi yönündeki ricasını kabul eder.

 

Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Halkı adına ‘‘Courage to Care’’ ödülünü alırken.

Milenyumun başlamasıyla Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde köklü bir değişiklik meydana gelmiştir. Her iki ülkede de tutucu partiler iktidara gelmiştir. İlişkilerde belirgin bir duraklama sonrasında 2005 yılında Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İsrail’i ziyaret etmiş ve bu ziyareti esnasında, Orta Doğu barışı için arabuluculuk yapmaya ve İsrail ile ticari ve askeri bağları geliştirmeye hazır olduğunu beyan etmiştir.

 

Aralık 2008 – Operation Cast Lead

Başbakan Ariel Sharon ile yaptığı görüşmede Recep Tayyip Erdoğan, Yahudi aleyhtarlığını ‘‘insanlık suçu’’ olarak nitelendirmiştir. 2006 yılında İsrail Dışişleri bakanı Türkiye ile olan ilişkilerini ‘‘mükemmel’’ olarak nitelendirmiştir. Kasım 2007 ayında İsrail Başkanı Shimon Peres, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir konuşma yapmıştır.

İki ülke arasındaki ilişkiler doruk noktasındayken 21 Aralık 2008 tarihinde Ehud Olmert Başbakan Erdoğan ile bir görüşme yapmak için Türkiye’ye gelmiştir. Eski bir yetkilinin iddialarına göre; Erdoğan, İsrail ile Suriye arasındaki dolaylı görüşmelerde arabuluculuk görevini yürütmektedir.

Her şey çok iyi gitmektedir, ikili uzun süre görüşürler. Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Bashar al-Assad ile görüşürken odada Olmert de vardır. İsrail ve Suriye devletleri, Golan Tepeleri üzerinde uzlaşmaya ve bir barış antlaşması imzalamaya da hazırdırlar.

Bu görüşmeden sadece altı gün sonra İsrail, Gazze Şeridine 22 gün sürecek ‘‘Operation Cast Lead’’ adını verdiği harekâtı başlatır. Aldatıldığını düşünen Erdoğan çılgına döner ve olayı kişiselleştirir. Eski yetkilinin iddialarına göre Erdoğan, bütün çabalarının çöpe atıldığını düşünmektedir. Bu yetkili, Olmert’in Türkiye ile ilişkileri geliştirmek kadar Suriye ile barış antlaşması imzalama niyetinde samimi olduğuna inanmaktadır.

Van Minüt Krizi – Davos 2009

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Davos Zirvesi sonrasında düzenlediği basın toplantısında ‘‘Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanını Peres’i ne de Musevi halkını hedef aldım. Aksine bugün öğlenleyin yapılan panelde de bu akşam yapılan panelde de antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ifade eden bir başbakan olduğumu, bir lider olduğumu tekrar hatırlattım. Benim tabi ki burada tavrım moderatöre olmuştur. Toplantı moderatörüne karşı bir tepki ortaya koydum. Bitmek üzere olan toplantıyı da terk ettim’’ açıklamasını yapmıştır.

 Sonrasında Erdoğan’ın patladığı Davos olayı yaşanır. ‘‘Sayın Peres benden yaşlısın, sesin çok yüksek çıkıyor, biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir, benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak. Bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz, plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum… Tevrat altıncı maddesinde der ki, öldürmeyeceksin, burada öldürme var… Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir, daha Davos’a gelmem. Bunu da böyle bilesiniz.’’ açıklamalarını yapar. İsrail medyası gerçekten şok olmuştur. Fakat sonrasında Erdoğan tepkisinin Peres’e değil, toplantıyı yöneten moderatöre olduğunu açıklar.

Alçak Koltuk Krizi – Ocak 2010

2010 yılında ilişkiler ‘‘alçak koltuk krizi’’ nedeniyle yine gerginleşir. Bir Türk dizisinde İsrail güvenlik kuvvetleri çocukları kaçırmakta ve yaşlı erkekleri öldürmektedir. Başka bir dizide de İsrail güvenlik kuvvetleri zalim olarak gösterilmektedir. İsrail Dışişleri Bakan Vekili Danny Ayalon Türk büyükelçisi Ahmet Oğuz Çevikel’i alçak bir koltuğa oturtur ve görüşme başlamadan önce de bu durumu kameramanlara özellikle gösterir.

Mavi Marmara Olayı – Mayıs 2010

 Sonrasında Mavi Marmara olayı patlak verir, Erdoğan’a yakın kaynaklar onun Gazze limanına demir atma fikrine karşı olduğu açıklamasını yaparlar. Erdoğan İHH yetkililerini kendisinden izin almadıkları için azarlar. İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye çalışmaktadır. Sonrasında Türk ve İsrail heyetleri Cenevre, Bükreş ve Roma’da görüşürler. Türk tarafı özür ve tazminat talep ederken, İsrail tarafı ise Mavi Marmara baskınına katılan askerler hakkındaki suçlamaların kaldırılmasını istemektedir. Uzun görüşmeler sonrasında Obama devreye girer ve Netanyahu Erdoğan’ı arayarak özür diler. Erdoğan özrü kabul eder ve İsrail’e karşı hiç bir kızgınlığı olmadığını dile getirir.

Recep Tayyip Erdoğan sonradan 2011 yılında CNN Türk televizyonunda “Tabii bir şımarık çocuk havası var İsrail’de. Ama bu süreç, 31 Mayıs 2010 Mavi Marmara olayı, uluslararası sularda gerçekleşen bu saldırı, bir defa hiçbir uluslararası hukuk kuralına uygun değildir. Aslında bu bir savaş nedenidir. Fakat biz Türkiye’nin büyüklüğüne yakışanı yapalım diyerek, bunu sabırla karşıladık” açıklamasını yapacaktır.

Hamas da ilişkilerin düzeltilmesi yönündeki görüşmeleri protesto etmez. Üst düzey bir Hamas yetkilisi Türkiye’nin İsrail üzerindeki baskı gücü nedeniyle, İsrail ile diplomatik ilişkilerini sürdürmesini tercih ettiklerini açıklar. Suriye savaşı ilerledikçe ve İran’ın bölgede nüfuzu artarken iki ülke birbirlerine daha da yaklaşırlar ve uzun süren gerilim sonrasında iki ülke ilişkilerini normalleştirme hususunda anlaşırlar.

Gazze Açık Hava Hapishanesi

İsrail ve Türkiye Gazze Filosu baskınıyla ilgili anlaşmışlar ve ilişkilerini yeniden normale döndürmüşlerdir. 26 Haziran 2016 günü varılan mutabakatla İsrail, Mavi Marmara olayına ilişkin olarak Mart 2013’de dilediği özre ilave olarak, saldırıda hayatlarını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemeyi ve Gazze’deki insani durumu iyileştirmeye yönelik olarak Türkiye ile işbirliğini geliştirmeyi kabul etmiştir. Karşılık olarak Türkiye de, TBMM’de çıkarılan bir yasa ile İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Gabiel Ashkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Maron, Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Avishay Levi ve İsrail İstihbarat Başkanı Amos Yadlin hakkında günümüzde ve gelecekte açılan bütün davaları düşürmüştür.

İsrail: Kudüs Kenti 3,000 Yıldır Yahudilerin Başkentidir – 2017

Birleşik Devletlerin Kudüs kentini İsrail devletinin başkenti olarak tanıdığını ilan etmesi ve Tel Aviv’de bulunan Amerikan büyükelçiliğini bu kente taşıması, Trump’ın başkanlık görevini devralması sonrasında yaptığı en dangalakça şeyler arasındadır, geçmişte yaptığı bir sürü saçmalık göz önüne alındığında, bu son hamlesi gerçekten yaptığı en büyük geri zekâlılıktır. Aynı zamanda inanılmaz ölçüde bencil bir harekettir.

ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump, Eski Kudüs’ün Eski Kent bölümünde bulunan Kutsal Kabir Kilisesini ziyaretleri esnasında, papazlar ve diğer görevlilerle birlikte görülürken. 22 Mayıs 2017. Foto: HEIDI LEVINE/AFP

Filistin yönetimi lideri Abbas, Trump Yönetimine karşı kızgınlığını ifade ederken, öfkeden deliye döndüğü anda yaptığı bir değerlendirmede, Birleşik Devletler İsrail Büyükelçisi David Friedman için  ‘‘Köpek Oğlu’’ ifadesini kullanır.

Abbas yaptığı konuşmada; Birleşik Devletlerin Kudüs kentini İsrail devletinin başkenti olarak tanıma kararını, büyükelçiliği bu kente taşıma yönündeki Amerikan planını ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yapılan yüzlerce milyon dolar tutarındaki yardımın kesilmesini eleştirmiştir.

İsrailli  ve ABD’li yetkililer, Kudüs kentindeki eski ABD Konsolosluğu ve yeni Birleşik Devletler Büyükelçiliğinin, hiçbir masraftan kaçınılmayan gösterişli açılış töreninde, kendi kendilerine kutlama yaparken, İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından, aynı anlarda İsrail ve Gazze’yi ayıran sınırda, kıyı bölgesini İsrail’den ayıran çite doğru yürüyüşe geçen 50’den fazla Filistinli protestocu öldürülmüş, 1,000’den fazlası da yaralanmıştır.

Mayıs 2001 – Kudüs Nöbeti

Erdoğan kabine toplantısının ardından yaptığı basın toplantısında ABD ve İsrail hakkında sert açıklamalarda bulunmuştur. Erdoğan açıklamasında; ‘‘Sayın Biden, sözde Ermeni soykırımında Ermenilerin yanında yer aldın, şimdi de ciddi manada orantısız bir saldırı ile Gazze’ye saldıran ve yüz binlerce insanın şahadetine vesile olan bu olayda da ne yazık ki siz kanlı ellerinizle bir tarih yazıyorsunuz. Bunu söylemeye bizleri mecbur ettiniz. Çünkü biz bu konularda çok daha fazla duramayız, durmayacağız. Ve bugün de tekrar hatırlatıyorum, 84 milyon hep birlikte Kudüs nöbetimizi devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Osmanlı’nın yıkılışı ile barış ve huzur iklimini kaybeden pek çok coğrafya gibi Filistin toprakları da zulümle, acıyla, kanla yıkanıyor. Siz de buna destek veriyorsunuz’’ ifadelerini kullanmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price tarafından yapılan ve resmi web sitesinde paylaşılan bir açıklamada; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer Türk liderlerin Yahudi halkıyla ilgili yaptığı açıklamalar sert bir dille kınanmıştır.

‘‘Birleşik Devletler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Yahudi halkıyla ilgili son zamanlarda yaptığı Yahudi düşmanı yorumlarını şiddetle kınamakta ve bu ifadeleri kınanmaya değer bulmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer Türk liderlerini, şiddeti daha fazla körükleyebilecek kışkırtıcı açıklamalar yapmaktan kaçınmaya çağırıyoruz. Türkiye’yi, çatışmayı sona erdirme çalışmalarında Birleşik Devletler ile birlikte hareket etmeye davet ediyoruz. Yahudi karşıtı dilin hiçbir yerde yeri yoktur. Birleşik Devletler, Yahudi karşıtlığının bütün formlarıyla savaşma konusunda son derece kararlıdır. Çoğu kez Yahudi karşıtlığına eşlik eden şiddeti ve onu destekleyen tehlikeli yalanları ciddiye alıyoruz. Yalanlara daima gerçekler ile karşı koymalı ve nefret suçlarına adaletle yanıt vermeliyiz.’’

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.