savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
14,7816
EURO
15,8550
ALTIN
901,68
BIST
2.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
25°C
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
25°C
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Az Bulutlu
14°C

Helal Kapitalizm

Helal Kapitalizm

Helal Kapitalizm

 

Türkiye’de Ekonomik Kriz: ülkede ilk kez yetersiz beslenme konuşuluyor…

 

Yazar: Vincent Geny, Marienne, 23 Aralık 2021

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 02 Ocak 2022

 

 

Türkiye bir yıldan fazla bir süreden beri bir türlü bitmeyen bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faizi yasaklayan İslami yasayı referans göstererek uzun süredir faiz oranını yükseltmeyi reddetmektedir. Ancak sanayi dünyası ve Türk ekonomisinin ısrarları karşısında ‘‘reis’’ sonunda sadece kendi rejiminde geçerli olan ekonomi mantığını sürdürebilmek maksadıyla kapitalizmin illüzyonist stratejilerine başvurmak zorunda kalmış durumdadır.

Resmi olarak İslam dininde ‘‘tefecilik’’ haramdır, yasaklanmıştır. Müslüman lider olarak itibarını yükseltme arzusundaki Recep Tayyip Erdoğan bir buçuk yıldan fazla bir süredir Türk lirasının faiz oranlarında herhangi bir artış olmaması için mücadele etmektedir. Ancak sonuç olarak ülkede enflasyon patlamış durumdadır ve ülke bugüne kadar görülmemiş bir ekonomik krize girmiştir. Türkiye cumhurbaşkanı 19 Aralık 2021 günü yaptığı bir açıklamada ‘‘En kısa zamanda enflasyon aşağı inmeye başlayacak. Çünkü faiz sebep, enflasyon neticedir’’ demiştir.

Allah sonunda istemiş ve 21 Aralık 2021 tarihinde yeni sultan kırılmayı sınırlandırmak maksadıyla yeni bir plan sunmuştur. Sultanın yeni ekonomi planında asgari ücreti %50 oranında artırmanın yanı sıra faiz oranlarını yükseltmeden Türklerin bankadaki paralarını koruyan bir mekanizma da yer almaktadır. Erdoğan’ın uygulamaya koyduğu yeni ekonomik plan İslami finans tekniklerinden esinlenmektedir ve Türk ekonomist ve siyasetçi Ahmet İnsel’e göre kapitalizmin ta kendisidir.

Marianne: Türk lirası bir yılı aşkın bir süredir değer kaybediyor. Bu ekonomik durgunluğun nedenleri nelerdir?

Ahmet İnsel: Ekonomik önlemler çoğunlukla politiktir. Erdoğan kendisini bütün dünyaya örnek teşkil eden bir Müslüman lider olarak konumlandırmak istiyor. Onun dinsel yorumuna göre faiz oranları Kur’an tarafından yasaklanmıştır. Erdoğan faiz oranlarını düşürmek istemektedir. Ancak ülkede enflasyon oranı da paralel olarak artmış ve  %30’a yaklaşmış durumdadır. Erdoğan’ın ekonomi politikası nedeniyle bir buçuk ay içinde Türk lirası %60 oranında değer kaybetmiş ve bir ABD doları 8,80’den 18,50’ye çıkmıştır.

Marianne: Türkiye’de denetim mekanizmaları yok mu?

Ahmet İnsel: Erdoğan, ülkede rejimin Türk tipi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiği 2017 referandumunun ardından, son birkaç yıldır Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır. Cumhurbaşkanı bütün kurumları kontrolü altında tutmakta ve TCMB başkanlarını da kendisi atamaktadır. Erdoğan, faiz oranlarını düşürme baskısına direnmeleri nedeniyle bir yıl içinde üç kez TCMB başkanını değiştirmiştir.

Kasım 2021’den beri TCMB başkanı olan sonuncusu, faiz oranlarını %20’den %15’e indirerek cumhurbaşkanının baskısına boyun eğmiştir. Her ne kadar bu hipotez ekonomi teorisinde doğrulanmamış olsa da Erdoğan yüksek faiz oranının enflasyonun kaynağı olduğuna inanmaktadır.

Erdoğan’ın ‘‘faiz neden, enflasyon sonuçtur’’ argümanının altında her şeyden önce dinsel bir saplantı yatmaktadır.

Marianne: 21 Aralık ekonomik kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ahmet İnsel: Erdoğan, ülkenin ekonomik durumunun bir türlü düzelmediğini görünce, Türk vatandaşlarının paralarını dolar ya da başka bir para cinsi yerine, Türk lirası olarak biriktirmeye teşvik etmek maksadıyla, birdenbire onların paralarını döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı koruyan bir sistemi yürürlüğe koymaya karar vermiştir. Küçük tasarruf sahipleri; üç, altı, dokuz ve on iki aylık dönemlerde TCMB tarafından belirlenen asgari politika faizi oranında faiz alacaklardır. Ancak paralarının vade sonunda dövize karşı değer kaybetmesi durumunda, aradaki kur farkını da Türkiye hazinesinden alacaklardır. Bu, fiili olarak faiz oranlarında bir artış anlamına gelmektedir. Sosyal adalet açısından bakıldığında da oldukça tuhaf bir uygulamadır. Tasarruf sahiplerinin risklerini üstlenmek hazinenin görevi olmamasına rağmen, en zenginler mevduatlarına hazine tarafından ödenen kur garantisini alacaklardır. Bu kısa vadede görünüşü kurtarmak ve ekonominin daha iyi görünmesini sağlamak için yapılan bir hamledir.

Marianne: İslamsal ve klasik kapitalizm arasındaki fark nedir?

Ahmet İnsel: İslamsal ve klasik kapitalizm arasındaki fark sadece dış görünüştedir. İktidar, adeta topluma faiz oranlarının artmayacağı illüzyonunu vermektedir. Hazine tarafından yapılan açıklamada; ‘‘faiz oranı ödemesi’’ yerine ‘‘kur farkı telafisi’’ ifadesi denilmektedir. Bu basit bir ifade farkından başka bir şey değildir. Örneğin İslam ülkelerinde ‘‘faiz’’ yerine katılım bankası ‘‘kâr payı’’ ifadesi kullanılmaktadır.

Marianne: Peki, Erdoğan’ın Türk ekonomisini desteklemek için yurtdışında müttefikleri var mı? Akıllara, Aralık 2021 başında Körfez’e yaptığı ziyaret veya birkaç gün önce gerçekleştirdiği Afrika zirvesi geliyor.

Ahmet İnsel: Erdoğan’ın özellikle de müttefiki olan Katar ile Körfez stratejisi gerçekten de finansal ve kısa vadelidir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan bugüne kadar Erdoğan’ın rakipleridir, ancak daha üstün imkânlara sahip olduklarından Erdoğan şimdi, BAE ile olan gergin ilişkilerin ardından ülkesine sermaye çekmek için aradaki ilişkileri düzeltmeye çalışmaktadır.

Erdoğan’ın Afrika politikasındaki yaklaşımı ise daha uzun vadelidir. Türkiye’nin son beş yıldır Afrika’da ticari, siyasi veya askeri bir genişleme stratejisi bulunmaktadır. Afrika ayağı, Erdoğan’ın açıkça önemli ekonomik faydalar umduğu uzun vadeli bir çalışmadır.

Marianne: Türklerin son sekiz aydır günlük yaşamı nasıl?

Ahmet İnsel: Ülkede enflasyon %50 seviyesine çıkmış durumdadır ve artık temel ihtiyaç maddelerini de etkilemektedir. Türk lirasının değer kaybı ve orta vadede öngörülemez olması nedeniyle de yükselmeye devam etmektedir. Toptancılar yeteri kadar tedarik yapamadığından üretim giderek düşmektedir. Kuruluşlar ilk kez yetersiz beslenmeden söz etmektedir ve Türk halkı gerçek bir ekonomik şok yaşamaktadır.

Bu durum, genellikle yurtdışından satın alınan kâğıtta da hissedilmekte ve tuvalet kâğıdı giderek azalırken yayınevleri de artık kitap basmayı unutmuş durumdadır. Doğal gaz fiyatları büyük ölçüde artmış durumdadır ve en yoksul kesim artık kendisini ısıtamazken, birçok insan da geleneksel kömür sobalarına dönüş yapmaktadır. Aynı şey elektrik için de geçerlidir. Erdoğan, Ocak 2022’de asgari ücreti %50 artırma sözü vermiş olsa da Türkler daha şimdiden satın alma güçlerinin %50’sini kaybetmişlerdir.

Ana muhalefet partisi CHP tarafından Mersin’de düzenlenen Milletin Sesi Mitingi’ne valiliğin resmi açıklamasına göre yaklaşık 21.500 kişi katılmış ve miting olaysız sona ermiştir.

Marianne: Bu durum karşısında toplumsal patlama olmamasını nasıl açıklıyorsunuz?

Ahmet İnsel: İki hafta önce işçi sendikaları ve sol partilerin düzenlediği gösterilere tanıklık ettik. Ancak Türkiye’de baskı şiddetlidir. Herhangi bir protesto, anında isyan ve hatta terör eylemi olarak nitelendirilmektedir. Aslında Türk halkının çoğu sokaklara çıkma konusunda isteksizdir. Son dört yılda cezaevlerindeki insan sayısında bir patlama yaşandığını unutmayın. 50.000’i siyasi mahkûm olmak üzere 320.000 kişi cezaevlerindedir.

Ana muhalefet partisi bazı mitingler düzenlemek istemiş, ancak bu talebi kısmen yasaklanmış veya büyük toplantı yerlerinden uzak bölgelerde yapılmasına izin verilmiştir. Erdoğan hoşnutsuzluk gösterilerini önlemek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Bu hoşnutsuzluğun 2023 yılı yaz aylarında yapılacak olan seçimler haricinde gösterilme şansı bulunmamaktadır. Yapılan son ekonomik açıklamalara da bu perspektiften bakılması gerekmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk halkının desteğini kaybettiğini bilmektedir.

Ahmet İnsel Kimdir?

Ahmet İnsel, İstanbul’un Kurtuluş semtinde doğmuş, Galatasaray Lisesi‘nden mezun olmuş ve lisans eğitimini Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi‘nin iktisat bölümünde yapmış ve aynı üniversiteden iktisat doktoru unvanı almıştır.

1984’ten beri Sorbonne Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi‘nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. 1990-1994 yılları arasında Sorbonne Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde dekan, 1994-1999 yılları arasında da rektör yardımcısı olarak çalışmıştır.2007 yılından itibaren İstanbul’da Galatasaray Üniversitesi‘nin iktisat bölümünün başkanlığını yürütmüş ve üniversite yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır.

Ahmet İnsel, 1982 yılında kurulan İletişim Yayınları ve bu yayınevi tarafından neşredilen aylık, sosyalist Birikim dergisinin kurucuları arasındadır. Hâlen İletişim Yayınları’nın yayın kurulunu yönetmekte, Birikim dergisinde aktif olarak çalışmakta, yazılar yazmaktadır.

15 Aralık 2008 tarihinde, Baskın OranAli BayramoğluCengiz Aktar ve bini aşkın aydın ile Ermenilerden Özür diliyoruz kampanyasını başlatmıştır.

Türkiye’nin güneydoğu illerinde süregelen sokağa çıkma yasaklarının ve şiddetin bir an önce son bulmasını talep eden akademisyen ve araştırmacılardan oluşan bir inisiyatif olan Barış İçin Akademisyenler inisiyatifinin bildirisine imza atan 1128 akademisyen arasındadır.

 

https://www.marianne.net/monde/proche-orient/crise-economique-turque-pour-la-premiere-fois-on-parle-de-sous-nutrition#xtor=AL-19

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.