savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,9422
EURO
18,2628
ALTIN
1.023,51
BIST
2.913,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
31°C
Ankara
31°C
Açık
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Bahçeli’ye Göre “Gezi” Neydi?

Bahçeli’ye Göre “Gezi” Neydi?

Bahçeli’ye Göre “Gezi” Neydi?

 

Ülkemizde hak, hukuk, adalet adeta yerlerde sürünürken; ülkenin başı, üç gün önce yüksek yargı organlarının temsilcilerine verdiği iftarda adaletin anlam ve önemini şu sözlerle ifade etti:

Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, dirlik olmaz, güvenlik olmaz; kalkınma, ilerleme, refah olmaz. Hukukun işlemediği, adalet duygusunun zedelendiği bir yerde sosyal barış ve istikrardan söz edilemez. Gerek tarihteki önemli dönüm noktalarına gerekse etrafımızda yaşanan huzursuzluklara baktığımızda, hepsinin gerisinde muhakkak adaletin tesisiyle ilgili sıkıntıları görüyoruz.”

Adaletle ilgili temel sorunlarını çözme kabiliyetini yitiren toplumların iç çatışmalardan, işgallere kadar birçok can yakıcı krizle boğuşmak zorunda kaldığını vurguladıktan sonra da şunları anlattı:

Türkiye özellikle son 20 yılda gerçekleştirdiği demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde hamdolsun kendini bu ateş çemberinin dışında tutmayı başarmıştır… Asırlar boyunca atalarımıza rehberlik eden adalet dairesi 2002’den beri bizim de devlet ve siyaset tasavvurumuza istikamet çizdi; hukuki düzenlemelerde pusulamız, referans kaynağımız oldu.

Yine ülkenin başı, dün Kadir Gecesi’ndeki iftar programında; “Ömrümüzü adadığımız dava, şahıs değil, beşer değil, nefis değil, hak ve hakikat davasıdır… 3 Kasım 2002 seçimleri ile âdeta bir Anadolu ihtilali başlattık. Ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapılarını açan 3 Kasım seçimleri ile birlikte Türkiye, milletimizin tamamı için daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla ekonomik kalkınma manasına gelen kutlu bir yola girmiştir. dedikten sonra sözü Gezi davası kararına getirip şu hükmü kesti:

Kimdi bu adam? Bu adam, Türkiye’nin Soros’uydu ve bu adam Gezi olaylarının perde arkası koordinatörüydü ve yargımız onunla ilgili nihai kararını verdi. Bu karar da belli çevreleri, ki malum çevrelerdir, ciddi manada rahatsız etti. Kusura bakmasınlar, bu ülkede hukuk var, bu ülkede yargı var ve bu yargı da kendi inandıklarını, bildiklerini, hakkın egemen olması için bu kararı verdiler, vereceklerdir.”

Kararın Özeti: Benzer Niyetleri Taşıyanlara Ders

Mahkemeler Gezi eylemleri ve Osman Kavala’nın “suçlara” konusunda gel-gitler yaşarken, ülkenin başının hükmü en baştan belli olduğu için bu son sözlerine şaşırmamak gerek. Asıl şaşırılması gereken şu sözleri:

Gezi olaylarıyla ilgili kararla yargımız, sadece vicdanları rahatlatmakla kalmamış, aynı zamanda benzer niyetleri taşıyanlara da hukuk ve adalet dersi vermiştir.”

Kararın iktidar ve destekçileri dışında hiç kimsenin vicdanını rahatlatmadığı ortada. Zira bugüne kadar adalet konusunda sadece kendi mahallesine Müslüman olan her kesim ve görüşten insan, bu karar karşısında ortak tepki gösterdi.

İkinci cümleye geçelim; Gezi’yi “hükümete darbe teşebbüsü” saydıkları için “benzer niyetler” ifadesiyle bu kast ediliyormuş gibi gözükse de; gerçekte bu, olası toplumsal muhalefete peşinen “hukuk ve adalet dersi verildiğinin” itirafı değil midir?

Bahçeli Bile Bu Kararı Beklemiyor muydu?

Ülkenin başının ortağı MHP Lideri Bahçeli’ye göre de Osman Kavala suçluydu. Suçu mu? Defalarca “Sorosçu” dedi. Bir de şunları iddia etti:

Kavala, Gezi Parkı olaylarının finansörü, azmettiricisi, kışkırtıcısı, 15 Temmuz’da İstanbul Büyükada’da yuvalanan casusların irtibat ve ilişki ağı içinde yer alan şüpheli ve şaibeli bir kişidir.”

Var mı bunların belgesi? Yok.

Bahçeli, o iddiaları sıralarken şöyle bir öneride bulunmuştu:

Bu Sorosçu’nun mahkemesi karara bağlanır ve hüküm verilirse, önce cezasını Türkiye’de çekmesi, sonra da vatandaşlıktan çıkarılarak 10 büyükelçiden birisinin ülkesine gönderilmesi artık milli bir zarurettir.”

Malûm; Kavala ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yani bu gidişle, cezasını çekip cezaevinden çıkmasının, dolayısıyla da vatandaşlıktan atılıp o ülkelerden birisine gönderilmesinin imkân ve ihtimali yok.

Anlaşılan o ki, Bahçeli dahi böyle bir ceza verilmesini beklemiyordu!..

Bahçeli Hep Erdoğan’ı Suçladı

Asıl hatırlatmak istediğimiz ise Bahçeli’nin Gezi eylemleri sırasındaki görüşleri.

Eylemler başladıktan sonra 6 ay boyunca hemen her toplantısında bu konuya değinen Bahçeli, o vakitler Gezicileri değil, Erdoğan’ı ve iktidarı suçladı. Neler söylemedi ki?

Hitler sanki yeniden doğmuş, Stalin sanki yeniden işbaşı yapmıştır. Türkiye tehdit altındadır ve bu tehdidin adı iktidardır… Başbakan Erdoğan sertlikte sınır tanımamaktadır. Başbakan Erdoğan ceberrutlukta rakipsizdir… Türkiye’yi yönetmekten uzaklaştıkça zalimce davranmakta, devlet gücüyle önüne gelene saldırmaktadır. Bugünkü ülke tablosu alarm vermektedir… Demokrasimiz buhrandadır. Temel hak ve özgürlükler çıkmazdadır. dedi.

İktidarın “çok sesliliği kısmak, muhalefeti susturmak için her karanlık yöntemi devreye koyduğunu”iktidarın hoşgörüsüz, zorba, vicdansız, kontrolsüz” olduğunu ve “Türkiye’nin diktatörlüğe doğru gittiğini” söyledi.

Sayın Başbakan, sen kimsin ve kimi tehdit ediyorsun?.. Bu aziz milleti birbirine düşürme ihtimaliyle mi övünüyorsun? Kara gömleklilerini ve bindirilmiş kıtalarını nerede konuşlandırdın? Son çare olarak tıpkı Tunus’un devrik diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali gibi ülkeden kaçtığın gün, Türkiye’nin de iç savaşa sürüklenmesini mi sağlayacaksın? sorularını yöneltti.

Unutulmamalıdır ki, sokakların sakin bir şekilde tahliyesi, tatmini ve teskini yerine Esadlaşmak, Hüsnü Mübarekleşmek ve Kaddafileşmek dirliğin imhasına, birlikte yaşamanın mahvına neden olacaktır… Başbakan Erdoğan artık kendi çalıp oynamaktan vazgeçerek, Taksim’deki inat ve hesaplarını bir kenara bırakmalı, Türk milletinin diktatörlere haddini bildireceğini aklından çıkarmamalıdır. uyarısında bulundu.

Başkan Olmak İçin” Dedi

Bölücü teröristlerin ve İmralı’daki teröristbaşının eylemleri desteklemesi konusunda şu değerlendirmeleri yaptı:

Edindiğimiz izlenim, Gezi Parkı’na, İmralı canisiyle AKP’nin danışıklı dövüş şeklinde müdahale etmek istemiş olmasıdır. Acaba AKP takviyeli İmralı canisi ve örgütü Gezi Parkı’nı tamamen bölücülere mal etmeyi mi planlamıştır? Ya da bu yolla, demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren gençlerimizin ve vatandaşlarımızın hevesini kırmak ve akıllarını karıştırmak mı amaçlanmıştır? Başbakan Erdoğan İmralı canisiyle Gezi Parkı’nı marjinalleştirme konusunda fikir alışverişine ihtiyaç duymuş olmalı ki, altıncı BDP heyetini iki gediklisinin iştirakiyle, Taksim sabıkalı bir üyesinin eksiğiyle İmralı yoluna yeni haberleri getirmek üzere görevlendirmiştir. Anlaşılan Taksim Gezi Parkı’ndan yükselen sesin engellenmesi için AKP-BDP-PKK ve İmralı canisi ittifakıyla oluşturulan bölücü dalga kıran etkili şekilde kullanılacaktır… Taksim Gezi Parkı’nın bu seviyeye gelmesinde Başbakan talimatlı derin unsurların parmak izi olduğu ister istemez akıllara gelmektedir… Başbakan Erdoğan siyaseten eridiğinin farkındadır. İmralı canisiyle müzakerelerin ters teptiğini, 63’lüklerin milli iradenin duvarına çarptığının da bilincindedir. Bunun önüne geçmek, süreç ihanetini ilerletmek ve AKP’nin inişini durdurmak maksadıyla düğmeye basmış olmalıdır. Önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini başkanlık seçimine çevirmek, yeni anayasayı ya da muhtemel referandumu BDP’yle yapabilmek için kendi taraftarlarının, aklınca yüzde 50’lik kesimin kemikleşmesini arzu etmektedir. Bunun için de Taksim Gezi Parkı’na şiddetle müdahale ettirmiş, doğal tepkiye karşı da kendi cephesini ve tarafını sağlama almayı planlamıştır… Şayet Başbakan ve hükümetinin hakikaten de Türkiye’nin bugünkü tablosunda payı ve dahli varsa, bunu ihanetle bile tanımlamak mümkün olmayacaktır…”

11 Haziran 2013

Gezi Parkı ateşini belirli bir seviyede tutmak için yapılan AKP kontrollü ve güdümlü, derin ellerin de devrede olduğu bir operasyondur… AKP’ye oy veren kardeşlerim asıl oyunun, asıl senaristin ve asıl kışkırtma mucidinin Başbakan olduğunu görmelidir.”

18 Haziran 2013

Camiye Birayla Girdiler Provokatörlüğü

Erdoğan’ın daha dün gece bir kez daha tekrarladığı “Dolmabahçe Camii’nde bira kutularıyla oturdular” iddiasına ise o vakitler şöyle tepki gösterdi:

Cami imamının tekzip etmesine rağmen kışkırtıcılık yapmaktadır. Tüm zamanların en vahşi provokatörü gibi hareket etmektedir. Milletimizin arasını ve ahengini bozmaya pimi çekilmiş fitne bombası gibi hazırdır. Sayın Başbakan bu fikirlerin menşei ve kaynağı neresidir, telif ve patent hakları kimlere aittir? Beyaz Saray Kırmızı Salon’da dar kapsamlı bir kadroyla yaptığın görüşmelerde bunlar konuşuldu mu? Bizzat şahsına ev ödevi olarak verildi mi?..”

11 Haziran 2013

Camilerde içki içenler kimdir? Başörtülü kızlarımıza saldıranlar kimlerdir? Seni uyarıyorum; Müslüman Türk milletini tahrik etme. Müslüman Türk milletini birbirine düşürmeye çalışma.”

25 Haziran 2013

Mesele Sadece Ağaç Değil… AKP Gitmeli Erdoğan Bitmeli”

Son olarak; Bahçeli’ye göre, Gezi neydi? Özetle şunlardı:

Mesele yalnızca ağaç ya da çevreyi koruma duygusu değildir. 10 yıl 7 aya yaklaşan süredir iktidarda olan AKP’nin yanlışları, antidemokratik uygulamaları, baskıcı ve dışlayıcı politikaları ağaç bahanesiyle tepkilerle karşılaşmıştır… Bu iktidarla büyüyen gençlik, belirli bir yaş ve hadden sonra da bu olanlara duyarsız kalmamış, itirazlarını toplumsallaştırarak kendilerini göstermişlerdir. Bunların çoğunun hiçbir siyasi gruba ya da partiye bağlı olmadıkları yapılan bazı sosyolojik saha çalışmasıyla ortaya çıkmıştır…”

8 Haziran 2013

Başbakan kendi yandaşlarını abat ederken, milletimizin kahir ekseriyetini Araf’ta soyulmuş hacıya çevirmiştir… Başbakan Erdoğan ve yandaşları lale sülale devrini yaşarken, gençlerimiz hayatlarını nasıl kazanacaklarının ve işlerini nasıl bulacaklarının kaygısına kapılmıştır. Başbakan; mahdumlarına pırlanta dükkanları, hısımlarına neredeyse sıfır faizli kredilerle yeni ve verimli iş sahaları kurarken, fakir fukaranın çocuğu içler acısı bir halde yaşamak zorunda bırakılmıştır.

11 Haziran 2013

Gezi Parkı bir çığlıktır, haykırışın sembolleştiği yerdir. Ve bir bakıma sosyolojik anlamda orta sınıf hareketi olarak da okunmalıdır. Gösterilerin demokrasi dışı arayışlarla, darbeci heveslerle yakından uzaktan bir alakası olmadığı da nettir.

11 Haziran 2013

AKP’nin demokrasisi PKK ve bölücü endekslidir. AKP’nin demokrasisi yabancı çıkarların bekçi ve elçisidir… Bize göre, siyasal irade yenilenmelidir…Tıkanan sistemin, yorulan toplum yapısının tortularını temizlemek, önünü açmak ve dengeye kavuşturmak için başkaca bir yol kalmamıştır… AKP gitmeli, Başbakan Erdoğan bitmelidir…”

8 Haziran 2013

Sayın Başbakan gerçek işgâlcilerle düşüp kalkan, onlara yakayı kaptıran ve Türkiye’yi ikram eden birisi varsa, bil ki bu senden başkası değildir. İstanbul’un doğal ve tarihi güzelliği seninle darbe üstüne darbe almıştır. Yabancılar seninle İstanbul’a konmuş, Arap şeyhleri senin yardım ve ön açmanla boğazı parsellemişlerdir. Şimdi kalkıp da masum vatandaşlarımızı ve gençlerimizi işgâlcilerle bir görmen, aynı kategoriye sokman ayıptır, iftiradır.”

25 Haziran 2013

Bahçeli’nin, gençlere şu çağrısını da ekleyelim:

Türk gençliği AKP’nin ipini çekecek, sandığı kafasına geçirecektir. Türk gençliği iktidarı geldiği gibi gönderecektir. Bunu yapmak genç kardeşim için artık milli bir görev olmuştur. Gezi olayları da dahil olmak üzere, hiçbir dönemde bu kadar aşağılanmayan Türk gençliği Başbakan’ın işini bitirecektir. Diyorum ki, gençlik millet el ele, haydi iktidara güle güle.”

Ez cümle; oralardan buralara gelindiğine göre kanaatlerin, siyasi ve şahsi hesapların bir yana bırakılıp her şeyin belgesinin ortaya konması da gerekmiyor mu?!

Müyesser YILDIZ, 28 Nisan 2022

 

Kaynak: https://muyesseryildiz.com/2022/04/28/bahceliye-gore-gezi-neydi/

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.