Site Rengi

Savunma | Havacılık | Teknoloji | Analiz | Politika

Ayasofya’da Hedef İbadet mi Siyaset mi?

Ayasofya’da Hedef
İbadet mi Siyaset mi?

Müyesser Yıldız, Sincan 3 Nolu Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, G4 Blok, 04 Temmuz 2020


29 Mayıs İstanbul’un fethinin yıldönümünden beri Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını konuşuyoruz. Nefesler tutuldu, Danıştay’ın 10-15 gün sonra açıklayacağı karar bekleniyor.

Oysa birkaç gün önce Sözcü’den Saygı Öztürk yazdı: geçmişte bu konuda dava açılmış, Danıştay reddetmiş. Üstelik Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemler. Başbakanlık avukatları Ayasofya’nın mevcut statüsünün devamı yönünde görüş bildirmiş.

Kaldı ki uzun zamandır AİHM dâhil yargı kararlarını takan mı var ki Ayasofya için Danıştay kararı bekleniyor? Danıştay bu kadar dikkate alınıyorsa, örneğin, okullarda andımızın yeniden okutulması kararı neden uygulanmıyor?

Herkes bu konunun hukuki değil siyasi olduğunun ve bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle halledilebileceğinin farkında. Nitekim Hürriyet’in yazdığına göre konu AKP MYK’da gündeme gelmiş. Danıştay’dan beklenen karar çıkmadığı takdirde “B” planı devreye sokulup cumhurbaşkanı kararnamesi hazırlanacakmış. Öyle ise bu zamana oynama niye?

ABD’ye Mesaj mı?

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’un Beyaz Saray’da geçirdiği dönemi anlattığı “Olayların Yaşandığı Oda” isimli kitapta yazılanları takip etmeye çalıştım.

Gördüğüm kadarıyla Trump-Erdoğan görüşmelerinde bölücü terör örgütü PKK-YPG’den çok Halkbank davası ve S-400 yaptırımları konuşulmuş. Trump bu konularda Ankara’yı oyalarken rahip Brunson’un “kurtarılması” başta olmak üzere epey “taviz” koparmış. Özetle, ABD’nin PKK’dan sonra ikinci bir “altın yumurtlayan tavuk” bulduğu anlaşılıyor.

Ayasofya ile özellikle Halkbank davasının ne alakası olabilir derseniz…

ABD’nin Ayasofya’nın mevcut statüsünün korunmasını istediği biliniyor. Dışişleri Bakanlığı’nın Nisan sonunda açıkladığı ve Türkiye’nin “izleme listesine” alınmasının önerildiği Dini Özgürlükler Raporu’nda bu görüş bir kez daha vurgulandı.

Ankara’nın Ayasofya’nın ibadete açılmasını gündeme almasıyla birlikte ABD’den peş peşe açıklamalar geldi. Tam bu günlerde Anadolu Ajansı bir haber geçti. Halkbank davasında savunma avukatları 15 Temmuz’da redd-i hâkim talebinde bulunacak ve söz konusu talep Ağutos’ta karara bağlanacakmış.

Türkiye’de Ayasofya, ABD’de Halkbank takvimlerindeki bu çakışma dikkat çekici değil mi? Halkbank ve S-400 yaptırımlarına karşı Ayasofya kartı mı oynanıyor, bilmiyorum; ama Saygı Öztürk’ün aynı yazısında “Ayasofya’nın müze olmaktan çıkarılmasının ardından, Ruhban Okulu’nun açılmasının da gündeme gelebileceği” notunu düşmesi ilginç.

Ruhban Okulu Ne Alaka?

Biliyoruz ki ABD ve AB başta olmak üzere tüm emperyalistler burasının “devlet içinde devlet” konumunda açılmasını istiyor.

Zaten ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Dini Özgürlükler Raporu’nda Ayasofya’nın yanısıra bu konuya da değinilmiş ve “Haziran 2019’da Dışişleri Bakanı Pompeo ile Dini Özgürlükler Özel Temsilcisi Büyükelçi Samuel D. Brownback’in, Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için Türk Devleti’ne baskı yaptığı” kaydedilmişti.

Yetkililerin belirttiği gibi Ayasofya tamamen egemenliğimizi ilgilendiren bir iç meselemiz. Ruhban Okulu ile ilgili talepler ise doğrudan egemenliğimizi hedef alıyor.

Ayasofya’ya karşılık Ruhban Okulu gibi bir denklem-pazarlık söz konusu olmaz herhalde!..

O Büyükelçi

Yukarıda ABD’li büyükelçi Brownback’ten söz ettim ya, Ayasofya konusunda ondan da bir çağrı geldi. Yaptığı paylaşımda Ayasofya’nın, Dünya’nın dört bir yanındaki farklı inançlara sahip milyarlarca inanan için muazzam bir manevi ve kültürel öneme sahip olduğunu belirten Brownback, müze statüsünün korunmasını istedi.

Brownback’e Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran şu karşılığı verdi: “Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesidir. Kullanımı ile ilgili herhangi bir karar bizim iç işimizdir. Türkiye 18 Dünya miras alanımızın korunmasına aktif katkıda bulunmaktadır. Endişelenmeyin Brownback…”

Hem nalına hem mıhına bu cevaptan bir şey anlamadım ya neyse!..

Brownback’e ilişkin başka bir ayrıntıyı hatırlatmak istiyorum. ABD dini özgürlükler raporunda, Brownback’in o rapor hazırlanmadan kısa bir süre önce 16 Ocak’ta Türkiye’ye gelip Fener Rum Patriği Patrik Bartholomeos ile dini özgürlükler sorunlarını görüştüğü, ayrıca İstanbul ve çevresindeki önemli dini mekânları ziyaret ettiği anlatılmıştı.

Brownback İstanbul’a gelmeden önce de Vatikan’ı ziyaret edip “Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ın dini liderleri tarafından düzenlenen bir diyalog olan İbrahimi inançlar girişiminin lansmanına” katılmıştı.

Bildiğiniz, FETÖ’nün ülkemizde önce alkışlanan, sonra ihanet projesi ilan edilen dinler arası diyalog toplantısı…

Ben de 1 Mayıs’ta, “ABD’ye De Bu Rapor Dinimize Devletimize Ve Milletimize Saldırıdır Denecek Mi?” başlıklı yazımda bu ayrıntıları aktarıp Büyükelçi Brownback’in İstanbul’a gelişinden ve temaslarından devletin haberinin ve izninin olup olmadığını sormuştum. Tabii ki cevap veren olmadı.

Bartholomeos’a Sorabilir Misiniz?

Brownback- Bartholomeos görüşmesi demişken, Ayasofya konusunda Bartholomeos da konuştu. Malum, Patrik Türk vatandaşı, Patrikhane de Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir Türk kurumu.

Peki, Bartholomeos nerede nece konuştu? Feriköy’deki 12 Havariler Kilisesi’nde düzenlenen ayinden sonra sadece Yunanca ve İngilizce olan bir metin okundu.

Neler Söyledi?

AKP hükümetinin Ayasofya’yı camiye çevirme planını hayata geçirmesinin, milyonlarca Hıristiyan’ın milyonlarca Müslüman’a sırt çevirmesine yol açacağını…. “Aklıselimin üstün gelmesini” umduğunu… ve Türk halkının bu anıtın evrenselliğine sahip çıkma sorumluluğunun olduğunu…

Muhalif siyasetçiler veya yazarlar bu uyarı ve itirazları kazara yapsa nasıl bir lince maruz kalırdı, düşünmek bile istemiyorum. Ama en azından Fatih Kaymakamı’nın, o olmazsa İçişleri Bakanı’nın Bartholomeos’u çağırıp, “ABD’li Büyükelçi Brownback’le ne görüştünüz? ABD adına mı çalışıyorsunuz?” diye sorması gerekmez mi?

Sincan’dan Silivri’deki Barış Pehlivan’a, Hülya Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler…

 

Önceki Makale  Türk Ortaklarımız Ağır Bir Bedel Ödüyor! Putin: ABD Kontrolündeki Bölgede 700 Rehine Alan DAESH 10 Kişiyi İnfaz Etti

Yazar Profili

Konuk Yazar
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi:
Devamını oku:
ÖSO’dan kim niçin rahatsız?

ÖSO’dan kim niçin rahatsız? Yazar: Osman Başıbüyük, Sun Savunma Net,...

Peki 2 üsteğmen nasıl şehit edildi

Peki 2 üsteğmen nasıl şehit edildi Bu haber vesilesiyle, o...

Rus Sukhoi SU-35 ve Amerikan F-22 Raptor

Rus Sukhoi Su-35 Super Flanker vs Amerikan F-22 Raptor   5 Eylül...

İSRAİL, ŞİDDET ARTARKEN MYANMAR ASKERİ CUNTASINI SİLAHLANDIRMAYI SÜRDÜRÜYOR

İSRAİL, ŞİDDET ARTARKEN MYANMAR ASKERİ CUNTASINI SİLAHLANDIRMAYI SÜRDÜRÜYOR Bir insan...

Adalet Kürkün Temelidir!

Adalet Kürkün Temelidir!   İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu...

Kapat