savunmahavacılıkteknolojipolitikaanalizmevduatkriptosağlıkkoronavirüsenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,3259
EURO
18,1953
ALTIN
1.024,88
BIST
2.533,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C

Akdeniz ve Haklı Davamız

Akdeniz ve Haklı Davamız

 

Akdeniz ve Haklı Davamız

 

Türk donanmasının bölgede bulunmasının nedeni sadece Yunanistan’a ait gemiler tarafından yasadışı olarak engellenme girişimine maruz kalan Oruç Reis gemisine koruma sağlamaktır ve hiçbir şekilde gerginliği tırmandırma maksadı gütmemektedir.

 

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 03 Ekim 2020

 

Aşağıdaki paragraflar Türkiye Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Feridun H. Sinirlioğlu tarafından Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine hitaben yazılan 21 Ağustos 2020 tarihli mektuptan alıntıdır. Mektupta Oruç Reis sismik araştırma gemisinin faaliyetleri hakkında bilgi verilmekte ve haklı davamız savunulmaktadır.

Türkiye’nin hidrokarbon faaliyetleri önceden planlandığı şekilde devam edecektir. Oruç Reis sismik araştırma gemisinin araştırma faaliyetlerini yürüttüğü alan; Birleşmiş Milletler’e 2004 yılında yazılı bir notla ve 18 Mart 2020 tarihli mektubum ile deklare edildiği gibi tamamen Türk kıta sahanlığı içinde kalmaktadır. Türk donanmasının bölgede bulunmasının nedeni sadece Yunanistan’a ait gemiler tarafından yasadışı olarak engellenme girişimine maruz kalan Oruç Reis gemisine koruma sağlamaktır ve hiçbir şekilde gerginliği tırmandırma maksadı gütmemektedir

Yunanistan’ın Oruç Reis’in faaliyetlerine itirazları hiçbir yasal temele dayanmamakta ve anakaralar arasındaki medyan hattının yanlış tarafında kalan adaların kıta sahanlığı/münhasır ekonomik bölge oluşturamayacakları yönündeki ilgili mahkeme kararlarını (Fransa-Birleşik Krallık davasında 1977 Uluslararası Adalet Divanı kararı, Romanya-Ukrayna 2009 Mahkeme kararı ve Nikaragua-Kolombiya 2012 Mahkeme kararı) tamamen göz ardı etmektedir.

Yunanistan, Oruç Reis gemisinin hidrokarbon faaliyetleri yürüttüğü saha ile ilgili iddialarını Kastellorizo’ya (Meis Adası) dayandırmaktadır. İddiaya göre 10 km² büyüklüğünde olan ve Türk anakarasından 2 kilometre ve Yunanistan anakarasından 580 kilometre uzakta olan adanın 40.000 km² büyüklüğünde kıta sahanlığı/münhasır ekonomik bölge yarattığı ileri sürülmektedir.

Bu, aslında saçma ve akıldışıdır ve uluslararası yasalara aykırıdır. Yunanistan ayrıca, İtalya ve Mısır ile yaptığı sözde münhasır ekonomik bölge anlaşmalarıyla adaların otomatik olarak kıta sahanlığı ve ekonomik bölge oluşturmadıkları gerçeğini de kabul etmiştir. 8,300 km² yüzölçümü ile Akdeniz’in beşinci büyük adası olan Girit Adası’na dahi Mısır ile Yunanistan arasında yapılan sözde anlaşmada azaltılmış yetki verilmiştir. Bütün bunlara rağmen sürüp giden Yunanistan iddiaları, ilgili uluslararası mahkeme içtihadına göre kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeden ziyade sadece bölgesel karasularına sahip olabilecek Kastellorizo Adasının tam etkisi olduğu yönündedir.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.